Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

FITRATA DİKKAT ETMEK

Fıtrat en başta insan nesli olmak üzere Allah’ın(cc) varlıkların yaratılışı sırasında her bir türe kazandırdığı temel yapı ve bu yapıdan dolayı henüz dış tesirlerden etkilenmemiş olan yapı, karakter ve ilk durumları olarak tarif edilebilir.

Veya biraz daha genel bir kabule uygun olarak fıtrat “ilk yaratılış sırasında Allah’ın(cc) insan tabiatına bahşettiği yaratanını tanıma eğilimi, ruh temizliği gibi olumlu yetenek ve yatkınlıkları ifade ettiği şeklindeki anlayıştır.” diye de tarif edilmiştir.

Bu ifadelerden yola çıkıldığında Kuranı Kerim deki ayet  “Sen yüzünü Hanîf olarak dine, Allah insanları hangi fıtrat üzere yaratmışsa ona çevir” (Rum Suresi 30.) ve Buhari ve Müslim’deki “Dünyaya gelen her insan fıtrat üzere doğar; sonra anne ve babası onu yahudi, hıristiyan, Mecûsî (farklı bir rivayete göre hatta müşrik) yapar” mealindeki hadise göre eğer bir art niyet yoksa fıtrat kelimesinden genel olarak İslam’ın kastedildiğine ulaşmak zor olmasa gerektir.

Fıtrattan İslam dini ve dolayısıyla Sıratı Müstakim üzere olmak anlaşıldığında bozulmanın olup olmadığını da tespit etmek kolaylaşacaktır.

Fıtratında bozulma olmayanlar yani fıtrata dikkat edenler bu güne kadar istikametini şeytan ve avenelerini taşlayanların yanında olmaya borçlu olanlardır.

Fıtratında bozulma olmayanlar kendilerini Allah(cc) emirlerine ve Rasulü(sav)nün örnekliğine göre programlayanlardır.

 Fıtratında bozulma olmayanlar en küçük bir ayak sürçmesinde bile ateşe düşmüşçesine bir endişe ile davranışlarını Allah(cc) ve Rasulünün(sav) gösterdiği istikamet doğrultusuna dönüştürmede acele davrananlardır.

Fıtrata dikkat etmeyenlere gelince;

Temel özelliklerinin başında fıtratı yaşadığı süre içinde istikamet üzere olmamak veya kurtuluşu fıtrat üzere olmakta bulmamanın geldiğini söyleyebiliriz.

Gelelim kimlerin fıtrat üzere olmayabileceği veya yaşadıkları hayatın getirdiği gailelerin sonucunda elde ettikleri alışkanlıklar doğrultusunda fıtratlarındaki bozulmaları önemsemeyenler olduğuna.

Kurana ve Sahih Sünnete aykırılık olarak görmedikleri itikat ve ibadetlerindeki davranışlarındaki sapmaları hatırlatıldığında önemsemeyenler veya kendi akıllarınca bir takım mazeretler bulanlar ilk sırada geliyorlar.

Bundan dolayı da emperyalist küresel kapitalizmin egemenlik, vatandaşlık ve hukuku nasıl değiştirdiği ve dönüştürdüğünü kendi farklı tercihlerine uygun olabildiği için görmeyebiliyorlar.

Fıtrat özelliklerinde farklılıkların yer aldığı kişiler insan haklarının bugün her zamankinden daha güncel ve acil olduğunu savunurlarken Fransa ve diğerlerinin Afrika’da yaptığı soykırımdan hiç bahsetmeyebiliyorlar.

Yine israil, ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya başta olmak üzere sömürgeci, işgalci ve soykırımcı devletlerle siyasi ve ticari birliktelikleri ve ortaklıklarını devam ettirmenin fıtrata aykırılıklar içinde yer aldığını söylemeyebiliyorlar.

Veya neoliberal imparatorluğun dünya hâkimiyeti için olmazsa olmaz kabul ettiği feminizm şirretliğini dost ve müttefikleri olan ülkeler istediler diye muhafazakâr bakış açısıyla yasal hale getirilebiliyorlar.

Ya da kozmopolitliğin geniş toplumsal dönüşümler için Müslüman ülkelerde muhafazakâr demokratik değişim süreçleri için bir basamak gibi kullanıldığını fark edemeyebiliyor.

Son zamanların gündemine baktığımızda ise fıtrata dikkat etmeyenleri;

Azgelişmiş bir toplumun az gelişmiş diplomalı bir cahili olarak "Kur’an’da birden çok Muhammed var, kölelik de var, cariye de var, kafa kesme de var" diyerek ahkâm kesen şarlatanlara karşı doğru söylüyor olabilirler diyecek kadar izzetinefsi olmayanlar olarak görüyoruz.

Kuranı Kerim ayetleri ve Sahih Hadislerdeki Arapça Türkçe kavram derinliğini o kavramın yaşandığı dönemin diline göre tespit ederek meal etmek yerine, basit sözlük manasından işine gelen herhangi birini seçerek üzerine batılı müsteşriklerden öğrendiği tumturaklı ifadelere antropoloji, sosyoloji, psikoloji gibi alakası olan veya olmayan bir takım hususları devreye sokarak kendi yorumunu gerçek din olarak sunma yanılgısına düşenleri görüyoruz.

Hal böyle olunca günümüz tesettür anlayışında kadınların saçını göremezsin ama kaç beden elbise giydiğini 100 metreden anlayabilen insanları ve pantolon giyerek bacağını gizlediğini zanneden insanları, moda defilerini takip eden ve seçtiği modern tesettüre uygun gece elbisesi ile düğünlerde dans edebilen veya dans edenleri kafa karışıklıkları içinde iç çekerek seyreden ve kıvrananları izleyebiliyoruz.

Müslüman olarak doğduğu için doğuştan fetihçi olması sebebiyle yaşadığı gayrı İslami hayatın getirdiği nesnel şartların kendisini talancı ve ganimetci olmaya mecbur ettiğini ve kendisinin olmasa bir başkasının bu makamları işgal ederek yine böyle olacağı düşüncesiyle kendisini buna mecbur hissettiğini ifade edenleri görüyoruz.

Milletimizin ifadesiyle suratlarının amentüsü silinmiş olanların bu hallerini gördükten sonra fıtratlarına döneceklerine dair bir ümidiniz var mı acaba?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum