Fıkhi sorular ve cevaplar

S.1) Hocam; Biz Almanya’da çalışıyoruz. Burada bankalardan alınan faiz haram olmaz, alabilirsiniz. Çünkü Almanya Avrupa darül harptir. Darül harpte faiz helal olur mu? Açıklar mısınız?

C.1) Darül harp azınlıkların, Müslümanların mal, can, nesil ve din emniyeti yoksa yani Namaz kılmak, Oruç Tutmak, Zekât Vermek, Kurban, Cuma ve bayram namazları kıldırılmıyorsa yani yasak edilmişse o zaman darül harp olur. Bankalardan faiz alır, İslam Ordusunun silahına savunmasına verilir.

Avrupa’da din, can, mal ve nesil güvenliği var. İbadetler serbest, güvence altındadır. Kaldı ki siz Avrupa’ya giderken o ülke ile anlaşma yapıyorsunuz. Oranın yasalarını kabul ederek gidiyorsunuz. Sizi orada kalmaya zorlayan bir şartta yoktur. İstediğiniz anda geri dönüş yapabilirsiniz. Avrupa’da, Rusya’da, ABD’de bir bankada mudi sayısı % 99 gayri Müslim olsa % 1 mudi Müslüman olsa, Müslüman bankadan faiz alır. Ordunun savunmasına verir. % 98 mudi gayri Müslim % 2 Müslüman olsa faiz aynı faizdir Kaldı ki Avrupa’da tüm bankalarda Müslümanların hesapları var.

Bir zamanlar holdingler kuruldu hayali % 30, % 40 kar veriyoruz dediler. Oradaki çalışanlar Alman bankalarından % 5 faizle para aldılar. % 30 kâr beklentisi ile holdinglere verdiler. O günkü şartlarda dolar, mark bazında % 40 kazanan bir holding yoktu. Bizlerde Avrupa’da Müslümanları uyardık. Bu aldığınız faizdir haramdır. Ancak dinlemediler. Holdinglerden nazımız geçenlere de siz bankadan çekilen faizli paraları alıyorsunuz, bu haramdır. İslam’da bir kaide vardır. Gayrı meşru kazancı olan bir kimseyle ortaklık yapılamaz. Alman bankalarından alınan paralar faizdir ve haramdır. Helal diyenlerin kaynağı nedir? Araştırın sorun. Merah adlı kitabın bir yerinde parantez içinde “darül harpte riba yoktur” diye küçük bir ibare geçer. Onu cımbızla alıp Avrupa bankalarından alınan faiz değildir der. Avrupa Darül Sulhtur. (Fetevai Hindiyye – İbni Abidin)

Niyetleri para kazanmak olunca binlerce holding mağduru insanlar oldu.

S.2) Hocam; bir takım kuruluşlar yurt içi ve yurt dışında kurban kesiyorlar. Banka hesabına para yatırıyoruz. Vekâlet alınmıyor. Vekâlet olmadan kesilen kurban caiz midir? Kurban yerine geçer mi? Açıklar mısınız?

C.2) Kurbanda niyet şarttır.

Hanefi ve Şafii Mezheplerine göre; kurban sahibinin kendisinin kesmesi dana faziletlidir. Kendisi kesemiyorsa kesecek birine, benim adıma kurban kesmeye kestirmeye seni vekil tayin ettim der. Şayet vekâlet vermezse o kesilen kurban kurban olmaz.

Hz. Ali (R.A) Hz. Peygamber (S.A.V)’den vekâlet alarak kurban kesmiştir.

Örnek: Bir kimse aile olarak 7 kişi adına kurban kesse birinden vekâlet alınmazsa kestikten sonra haber etse hepsinin kurbanı caiz değildir, et yerine geçer.

S.3) Hocam; Ulusal bir kanalda İlahiyatçı bir Prof. Kaza Namazı diye bir namaz yoktur. Kur’an-ı Kerim’de orucun kazası geçer namazın kazası geçmez diyor. Hocam bu konuyu açıklar mısınız?

C.3) Farz Vacip olan bir namaz elde olmayan sebeplerle vaktinde kılınmamışsa vakti geçen sonra bu farz veya vacip namazın sonradan kılınmasına kaza denir.

Fıkıhta kaçmış anlamında bu namaza Fâite denir. Vakit içinde kılınmamış namaz demektir. Kasten tembellikle geçirmek büyük günahtır.

Unutarak veya uyurken kaçırılan namazların kazası farzdır. Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyurur: “biriniz uyuyakalır veya unutur da bir namazı vaktinde kılamaz ise hatırladığı vakit o namazı kılsın. O vakit kaçırdığı namazın vaktidir.” (Buhari: Mevakit 37 – Müslim: Mesacid 314-316)

Kur’an-ı Kerim’de olmayan bir şey Hadis-i Şerif’te olur, İçtihatta olur. Farz Namazını bilerek geçiren kimse ailesini ve malını kaybetmiş gibi olur. (İbni Hambel: Ev-429)

Bu hocaya sormak lazım, adam ameliyat oldu namaz kılamadı, elde olmayan nedenlerle namazı kılamadı. Peki! Bu namazı kaza etmeyecek mi? Bu tip insanlar Müslümanları namazdan, ibadetten alıkoymak isterler.

Kaza Namazı vardır. Kılınmayan 5 vakit namazın farzı ve birde Vitir Namazı kaza edilir. Sünnet Namazlar kaza edilemezler. Hendek Savaşında müşrikler 4 vakit kıldırmadılar tehir edildi. Abdullah Bin Mesut bu durumu şöyle anlatır. “Müşrikler Hendek savaşında Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e 4 vakit namazı kılmaktan alıkoydular. Nihayet Bilal gece yarısı Ezan okudu Kamet getirdi. Peygamber Efendimiz (S.A.V) ilk önce İkindi Namazının farzını kıldırdı. Sonra Bilal Kamet getirdi Akşam Namazının Farzını kıldırdı. Sonra Bilal yeniden kamet getir Yatsı Namazının Farzını kaldırdı.” (Buhari: Mevakit 36-38, Tecridi Sarih Tercümesi 11/535)

Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyurur: “Uyku ihmal değildir. İhmal ancak uyanık halindeyken olandır. Sizden biri namazını unutur veya uyku yüzünden kılamazsa hatırladığı zaman onu kılsın.” (Müslim: Mesacit 311- Ebu Davud: Salat 11)

Kazaya keyfi namaz bırakılmaz günahtır dersin amma kaza namazı Kur’an-ı Kerim’de geçmiyor yoktur demek Peygamber Efendimiz (S.A.V)’i ve O’nun sünnetini inkâr etmek demektir. Kur’an-ı Kerim’de Haşr Suresinin 7. Ayeti Kerime’sinde şöyle buyrulur: “O Resul size neyi getirmişse (Neyi emretmişse) onu alın, neyi yasaklamışsa ondan uzaklaşın ve Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah’ın cezası çok şiddetlidir.” Bunlar bunu bilmiyor mu? Biliyor amma Siyonist hesabına çalışıyor demektir.

S.4) Namazını kılan sakallı Müslümanlarla tartışıyoruz. Türkiye darül harptir, buraya vergi verilmez, zekât verilmez, faizli alış-verişte haram olmaz. Hatta memurlar, İmamlar, askerler, polisler dinden çıkmışlardır. Zekât verilmez diyorlar. Sizi Youtube’de, Facebook’ta takip ediyoruz. Hocam bir açıklama yapar mısınız?

C.4) İslam’a göre Darül Harp ve Darül İslam diye 2 kısma ayrılır.

Darül Harp: İslam hâkimiyetine girmeyen, İslam’ın şartları uygulanmayan kanunen uygulanmasını kaldırılan yerler.

Darül İslam: Fetih yolu ile fethedilen veya halkı kendi isteği ile kabul edilen yerlere Darül İslam denir.

Darül İslam Darül Harbe dönüşür mü?

Maliki, Hambeli Mezhebi ve Hanefi İmamlardan İmamı Muhammed’e göre; Bir İslam ülkesi zorla ve hile ile kanun zorla İslami hükümler tatbik edilmezse Namaz, oruç, hac, Zekât, Cuma Namazı yasaklanmışsa orası darül harbe dönüşür.

İmamı Azam’a göre; İslam Ülkesinin darül harbe dönüşmesi için üç şart lazımdır.

  1. O ülke sınırları içerisinde İslami hükümlerin tatbik edilmemesi. Namaz, Oruç, Hac,

Zekât, Cuma Namazlarının yasaklanmış olması.

  1. Müslümanların ve zimmilerin can, mal, nesil ve din emniyetinin tamamen ortadan kaldırılmış olması lazımdır.  
  2. Ülkenin darül harp ile bitişik olması lazım.   

İlk şart (A)’a göre İslam dışı hükümlerle beraber İslami hükümlerde uygulanıyorsa orası darül harp olmaz.

İmamı Azam’a göre; Daha önce darül İslam olan sonradan bazı İslami usuller uygulanmazsa amma Namaz, Oruç, Hac, Zekât, Cuma, Ramazan ve Kurban Bayramı Namazları kılınıyorsa orası darül İslam olarak devam eder.

Şafii Mezhebine göre; İslam hâkimiyeti altına bir defa giren bir ülke hiçbir surette darül harp olmaz. Kaynak: S. Muhammed Konevi: Fetvalar Sayfa 462

Meşhur Muhammed el bezzaz Hanefi görüşünü benimser şöyle der: ”Bugün kafirlerin eline geçen daha önce darül İslam olan bir ülkede can güvenliği, nesil güvenliği, din güvenliği varsa namaz kılınıyor, Cuma Namazı kılınıyor, Oruç, Zekât, Hac ibadeti yapılıyorsa orası darül İslam’dır

Şayet küfür düzeni uygulanıyor, İslam’ın hiçbir şartı yerine getirilemiyorsa kanuni baskılar varsa Namaz, Oruç, Hac, Zekât, Cuma ve Bayram Namazları kılınamıyorsa o zaman darül harbe dönüşür. (El bezzaz: El Fetva)

Prof. A. Zeydan: İslam ülkesi iken Hristiyan ülkesine dönmüşse ve orada İslami emirler uygulanıyorsa namaz kılınıyor, oruç yasak değil, zekât veriliyor, Cuma ve Bayram Namazları kılınıyorsa darül harbiyle birlikte İslami emirler serbestse bu ülke İslam ülkesi sayılır. Helaller haramlar İslam ülkesi gibi geçerlidir. (Prof. Hayrettin KARAMAN: 21.05.2020 tarihli Yeni Şafak Gazetesi)

Bu oyunlar dış güçlerin bir oyunudur. Müslümanları birbirine düşürmek gücü kuvveti dağıtmaktır. İşid, deaş ve taliban gibi aldatılmış başlarına yetiştirilmiş şeyh, mehdi gibi hazırlanmış insanlarla Müslümanları bölüyorlar. Bir Müslümana kâfir denmesi için o adamın mürtet olması, helalleri haram kabul etmesi haramları hiçe sayması gibi dinin özünü unutturup Müslümanları birbirine düşman gösteriyorlar.  

S.5) Hocam; Harman zamanı geldi. Öşür nedir? T.C.de öşür var mıdır? Öşür verirken masrafı düşecek miyiz? Ulusal bir kanalda Türkiye’de öşür yoktur. Masrafları düşülür diyor Ne dersiniz?

C.5) İslam’ın farz olan şartlarından birisi de zekâttır. Hicretin 2. Senesinde Medine’de farz

kılınmıştır. Nasıl paranın, hayvanın zekâtı varsa öşürde tarladan kalkan mahsulün bir zekâtıdır

Öşürün farz olması kitap, sünnet ve icma ile sabittir. Öşürün farz olmasında 2 şart vardır.

  1. Ehliyet: Tarla sahibinin veya tarlayı kiralayan kimsenin Müslüman olması lazımdır.

Tarlayı ekenin Öşürün farz olmasını bilmesi lazımdır.

  1. Mahalliyet: İşlenen toprağın öşür arazisi olması lazım. 1926 yılına kadar Osmanlı

sistemi İslam’a dayandığı için öşür bazı yerlerde alınmazdı, arazi devletindi. Devlet araziyi kiraya verirdi. İslam Devletinde hem icar hem de öşür olmaz. Birisi alınmaz. 1926 yılından sonra topraklar özelleşti, alınır, satılır, tapu devri yapılır bu açıdan Türkiye’de öşür farzdır. Öşürden masraf düşülmez. Yapılan masraflar verimi artırmak için yapılıyor. İslam öşürde zaten yarı yarıya düşürmüştür. Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyurur: “Sema yağmur suyu ile nehir suyu ile masrafsız çıkan mahsulden 1/10 bire on veriniz. Deveyle, hayvanla masrafla sulanan arazilerden 1/20 yirmi de bir veriniz. Burada şartlara göre masraf yüzde elli düşmüştür. Öşürden mazot gübre vs. düşülmez.” (Ömer Nasuhi BİLMEN, Kaynak: Hukuki İslamiye ve Istılahatı Fıkhiye Kamusu 2. Cilt sayı 555 İbni Abidin cilt 2 sayı 67

Konumuzla ilgili olarak Kur’an-ı Kerim’de Bakara Suresinin 267. Ayet-i Kerimesinde şöyle buyrulur: “Ey iman edenler! Kazandığınız malların temiz olanlarından infak ediniz. Yerden çıkardıklarımızın temizlerinden veriniz. Adî olanlardan vermeye kalkışmayın.

Enam Suresinin 141. Ayet-i Kerimesinde de şöyle buyrulur: “Hasat mevsimi gelince hakkını verin.   

 S.7) Hocam; Öşürde ölçü nedir? Bir ağaç kayısımız, kirazımız var. Bunların öşürü de var

mıdır?  Açıklar mısınız?

C.6)

İmamı Azam’a göre; tarladan çıkan mahsulün miktarı ne olursa olsun bütün mahsullerin öşürü verilecektir der. O’nun talebesi olan,

İmamı Ebu Yusuf, İmamı Muhammed ve İmamı Şafii’ye göre; tarladan çıkan mahsul

5 vesak= 854 kg, yani bir tondan aşağı olan mahsulün zekâtı olmaz der.

Genelde burada iki imamın görüşünü tercih ediyoruz. İmamı Ebu Yusuf, İmamı Muhammed ve İmamı Şafii’ye uyuyoruz.

Fi emanillah maas Selame

Dua ve Selamlar. 24.04.2020

Ali Galip DOĞAN /İrşad Dayanışma Vakfı Başkanı

İletişim-Tel: 0 (332) 3524213 veya 0 (505) 772 15 93-94

Posta:aligalip-dogan@hotmail.com                                                                               

Facebook: Ali Galip Doğan                                                       

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.