Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

Tevhid Hakikatinin Bugüne Göre Tahlili

Günümüzde ilim ve bilim bu kadar ilerlemesine rağmen insanlar geçmişte câhil insanların yaptıkları gibi sapkın inançlara iltifat edebiliyorlar.

 Meselâ, eski atalarının kutsal kahramanlarını, devlet büyüklerini, futbolcuları, şarkıcıları neredeyse tapacak kadar ilahlaştırabiliyorlar.

 Bu inanışlar bâzen şarkı sözlerine kadar yansıyor. İnsanlar bir ilah gibi kafalarına kazıdıkları kişileri, en üstün görüp şuursuzca onların peşinden gidebiliyorlar. 

Bu bağlamda rejimler, sistemler, kânunlar, ilkeler vaz geçilemez doğrular olarak görülüyor. Neticede kişiler inanç sapkınlığına düşürüyor da mâlesef bunun farkında olamıyorlar.   

**

İnsanlar fıtratlarında mevcut olan daha üstün bir güce inanma ihtiyâcını Allah Teâlâ Hazretlerine yöneltmedikleri takdirde herhangi bir arayış içerisine girmeleri pek tabîdir.

Fakat bu normal gibi görünen durum insanı –haşa- küfre sokabilir, şirke düşürebilir. İnsanlar kendilerini en güzel bir şekilde yaratan ve en mükemmel bir tarzda dünya hayâtının nasıl yaşanacağını gönderdiği kutsal kitâbında belirten Allah Azze ve Celle’yi ilah edinmeli, O’nun koyduğu nizâma tâbî olmalı, O’nun önümüze sunduğu sırâtı müstakîm yolunda yürümelidir. Başka yollar çıkmaz sokaklardır. 

**

İlahlık vasfını sâdece Allah Celle ve Âlâ Hazretleri taşır. O Tek’dir, Bir’dir, her şeyi yaratandır. Gün gelip bütün insanları bir araya toplayacak olandır. 

Öldüren ve dirilten O’dur. Güvenilen, sığınılan, yalvarılan, zaman ve mekan üstü, eksik ve noksanlıklardan beri olan ancak O’dur. 

Allah Teâlâ’nın her şeye ama her şeye gücü yeter. 

O âlemlerin yegâne sâhibidir. Kâinâta sonsuz bir düzen vererek âdeta her varlığa ilâhî imzâsını atan yine O’dur. 

İşleyen düzende vâr olan her şey yalnızca O’nun kontrolü altındadır. O zaman;

**

Biz yaratılmışlara da böylesine güç ve kudret sâhibine bağlanmak düşer. 

Biz inananlar yalnız Allah Teâlâ’ya yönelir yalnız O’na dua eder, O’nu her şeyden çok severiz. Seven sevdiğine tâbî olur, O’nun dediklerini içtenlikle ve bütün samimiyetiyle yerine getirir, yalnızca O’nun önünde secdelere kapanır. 

Bu hal tek O’na kul olmanın kula kul olmamanın en açık ifâdesidir. Dolayısıyla biz inananlar olarak sâdece bizi sonsuz rahmetine gark edene kulluk ederiz. 

Zâten ‘Lâ ilâhe illallah’ın mânâsı da budur. O’ndan başka ilah yok, tek O var. ‘Lâilâhe illallah’ tevhid kelimesinin ‘Lâ ilâhe’ kısmında O’ndan başka ilah olmadığını idrak ve kabul ederiz. Diğer ‘illallah’ kısmında ise O’ndan gayrisini reddettiğimizi (nefy-i ispat) belirtmiş oluruz.

 Tevhîd hakikatinin kalbe yerleşmesi için kalbin içindeki bütün Hakk’tan maada ne varsa çıkarılması, atılması lâzımdır ki, oraya gerçek anlamda Hak tecelli etsin ve sevgisi konumlanabilsin. Bir misâfir geleceği zaman nasıl evler temizlenirse kalplerde Allah muhabbetinin oluşması adına o mekânın tertemiz olması her türlü lüzumsuzluklardan, kalabalıklardan arındırılması gerekir. 

Yâni Hakk’dan başka ne varsa ilah olarak görülenler, tapılanlar hepsinden kalp boşaltılmalıdır. 

Hâne mâmur olmalı ki oraya en yüce olan tecelli etsin, değil mi? Bu çok ehemmiyetli bir husustur.  

**

İslam dînî Allah Celle Celâlü’den başka bütün ilahları reddeder. Eski Arap âdetinde câhiliye insanları, melekleri –haşa-yüce Allâh’ın kızları olarak kabul ediyorlardı.

 Ehli kitap Yahudi ve Hıristiyanlar –haşa-Hz. Allâh’a oğul isnad ediyorlardı, din adamlarının helal ve haram deme yetkisi vardı. “Cinleri O yaratmışken kâfirler Allâh'a ortak koştular. Körü körüne O'na oğullar ve kızlar uydurdular. Haşa, O onların vasıflandırmalarından yücedir.” (En’am, 100) Son peygamber Hz. Muhammed aleyhisselam, tevhid davâsından hiç tâviz vermemiş insanları şirk bataklığına düşmekten korumuştur. 

Kur’ânı Kerim baştan sona tevhîdi anlatır.

 Tevhîdin gerçekleşmesi tam anlamıyla ihlas sûresine uyulmasıyla mümkün olur. 

Ne buyruluyor ihlas sûresinde: “De ki: O, Allah birdir. Allah Sameddir. O, doğurmamış ve doğmamıştır. Onun hiçbir dengi yoktur.” Allah Azze ve Celle’nin hiçbir şeye muhtaç olmayan ama her şeyin kendisine muhtaç olduğu yegâne ilahtır. O’nun eşi ve benzeri yoktur. Allâhu Azûmüşşân doğmayan ve doğurmayan en büyük varlıktır. O’na oğulları, kızlar isnad etmek ne büyük ahmaklıktır. 

Bugünkü Hıristiyanlıkta tâmâmen bu inanış hâkimdir ve artık bu inanışın hükmü bitmiştir. Nasıl böylesi bir sapkınlığın peşinden gidilir?

 İslâm’a çağdışı diyenler bir İslâm’ın dengesine, ölçüsüne bir de Hıristiyanlığın sapkınlığına baksınlar.

**

Hal böyleyken bugünkü insanlar da eskiden olduğu gibi ilahlar ediniyor onlara put gibi tapınıyorlar. İlla bunların geçmişteki gibi görünür tapılacak şeyler –putlar- olması gerekmiyor. 

Günümüzde insanların elinden düşürmedikleri teknolojik aletleri ayni mesâbededir, peşinde koşulan diplomalar, kariyerler, makam ve mevkiler vaz geçilemiyorsa put konumdadır. Lüks ve şöhret merâkı, mal-mülk sevgisi ve daha pek çok şey... 

Yanlış anlaşılmasın bunlar helal ölçülerde olursa ne âlâ ama bunlar ölçü dışına koyup vaz geçilemez tutku hâline getirilirse işte o zaman kişi için tehlikeli boyuta gelir.

 Aman dikkat.




 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.