Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

Seçim Düdüğü Çalındı

Seçim tarihi ile ilgili farklı düşünceler konuşulmaya devam ederken seçim tarihinin netleşmesine dönük açıklamaların gelmesiyle meşhur tabir ile düdük çaldı ve yarış başladı.

Türk düşünce, siyaset ve hukuk ile hatta edebiyat tarihinin son dönemi diyebileceğimiz 2020 li yılların en önemli(!) simalarını bundan sonra daha sık göreceğiz televizyon ekranlarındaki tartışmalar ve açık oturumlarda.

Bu televizyon programlarında az sayıdaki akademik bilgiyle mücehhez olan şahısların karşısındaki genel manada edebi bilgisi eksik veya daha dolaylı olarak söylemek gerekirse güncel konuları siyasi polemik haline getirmekle tanınan kişiler karşısında zorlandıklarını göreceksiniz.

Entelektüel bilgi eksikliklerini siyasi polemikleri üst seviyelere tırmandırmakla kapatacaklarını zanneden bu kişiler konuşma çerçevelerini genelde program formatına değil de kendi bilgi(!) sahaları üzerine kurguladıkları için program farklı mecralara dahi gidebilecektir.

Programa katılanlardan ilham kaynakları genel olarak sosyal bilimler olanlar umumi olarak da Türk inkılap tarihi tarafına ağırlık verirler.

İlham kaynaklarını siyaset bilimi çerçevesinden devşirenler o zamana kadar kimsenin aklına dahi gelmeyen ve bazılarınca yabana atılamayacak olarak görülen düşünceler söylemekten çekinmeyeceklerdir.

Bir de toplumsal düzeyde etkisini gösteriyor olsun olmasın özgün ve teori adı altında iyice olgunlaştıramadıkları siyasi düşüncelerini Kemalizm, ulusal sol ve Avrasyacılık vs. adı altında hem güncel, hem de entelektüel düşünce adı altında pazarlamaya çalışanları göreceğiz.

Siyasi düşünceler içerisinde kendilerine özgün bir yer edinmek için adına son yıllarda kendilerine elit denilen yeni bir siyasal akımın temsilcisi olarak hararetli güncel polemiklerin figüranı olmaya aday kişileri de varlıklarını göstermek istediklerine şahit olacağız.

Son zamanlarda sıkça gördüğümüz siyasal ve ideolojik tartışmalardan adını sıkça hatırlayacağınız kişilere gelince konuştuklarında farklı görüşlerin bulunduğunu görmenize rağmen siyasi düşünceleri incelendiğinde Kemalizm, Atatürkçülük, ulusalcılık, sosyalizm ve ulusal sol görüşlerin toplumun dindar kesimini ortak bir düşman tanımladıkları ortaya çıkacaktır.

Türk siyasi düşünce hayatındaki temel tartışmalar çerçevesinde Türk-İslam sentezi ve milliyetçilik düşüncesini savunanların bazılarını da batıcılık, laiklik, çağdaşlaşma ve avrasyacılık düşüncesinin temsilcisi gibi davrandıklarını görenlerin itirazları görülecektir.

Seçimlerin ucunun göründüğü günden başlayarak adayların ilan edilmesine kadar geçen sürede bu gibi kavramları ele alırken, bu kavramlar üzerinden çözüm üretemeyenler adlarını aday listelerinde göremediklerinde farklı siyasi görüşteki yapılanmalara selamlama yapacaklardır.

Siyasi ve sosyal bilimci olamadıkları hatta birçoğu edebiyatçı olmasına rağmen kültür dünyasında sözü dinlenen, kitapları yüzbinler satan etkili bir yazar olamayışlarını ortaya koydukları düşünceleri ile kapatarak siyaset dünyasının belirleyicisi olmak isteyenler kendilerini fikir önderi olarak tanımlama yoluna gideceklerdir.

Ortaya koydukları fikirlerle çoğunluğu dindar ve muhafazakar olan milletin temsilcisi olduklarını iddia edenlere gelince onlarında diğerlerinden farkı yoktur.

Siyaset söz konusu olduğunda seküler laikler ile sol kesim tarafından en çok şikâyet edilen şey dinin siyasete alet edilmesi iddiasıdır ya.

Bu iddianın gerçekliğini ispat etmek istercesine televizyon ekranlarında veya kendilerine uzatılan her bu gerçek İslam budur diye kendi heva ve heveslerinden kaynaklanan olur olmaz şeyler söyleyenlerin neredeyse kendileri dışındaki herkesi düşman, hain ilan edecekleri ve din dairesi dışına itelemeye çalıştıkları görülecektir.

Müslümanlar için demokrasinin İslam’ın bir yorumu olduğunu iddia edenlere göre ise, İslam’ın birbirinden çok farklı yorumları vardır ve bu yorumlar geçmişte mezhep adı altında coğrafi, kültürel ve tarihi nedenlerle ortaya çıkmış çok farklı İslam anlayışlarıdır.

Dünyanın farklı kıtalarında farklı coğrafyalarda yer alan Müslümanların farklı mezheplerini birbirinden farklı din gibi gören ve anlatan din bilginleri(!)  ise çok sayıda yorum ile ortaya çıkacaklardır.

Din konusunda gördükleri eğitim veya yaptıkları hizmet nedeniyle siyasi tartışmalara çağrılanların bir kısmı ise adaylık konusunda işaret alamadıklarından dolayı vekil olamayacaklarını bildikleri için, kısa günün kârı olarak yazdıkları kitapları pazarlama amacıyla kitapta yazdım alın okuyun” gibi sözlerle aslında kötü bir pazarlamacı olduklarını göstereceklerdir. 

FARKINDA MIYIZ?

İslam dünyasındaki siyasal krizlerinin çoğunun temelinde mezhep sorunlarının yattığını söyleyenlerin şimdilerde içinde bulundukları siyasi partilere ait görüşlerin İslam dünyasındaki tek doğru İslam yorumu olduğunu söylemeleri siyaseten mezhep kavgalarını devam ettirdiklerinin ispatıdır.



 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.