Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

Ramazana veda ederken

İnsanlar yaşadıkları zaman içinde karşılaştıkları zorluklar nedeniyle eski günlerdeki durumlarını özlediklerini belirtmek için geçmişe olan özlemlerini zaman zaman “ne günlerdi o günler” gibisinden cümlelerle ifade ederler.

Virüs tedbirleri nedeniyle zaman zaman çok fazla bunaldığımız günlerde yine bu tür sözler işittik zaman zaman.

İyi olan şeyler olmadı mı bu aralar? Oldu elbette.

Ama özellikle insanların bu zor zamanlarından istifade etmek isteyen fırsatçıların yapıp etiklerinden dolayı hayli zorlananlarımız oldu.

Hemen her hafta evde kalan aile efradı sebebiyle bunalım derecesine bile geldik bazı günlerde.

Ramazan ayının insanları sarıp sarmalayan rahmeti ve bereketi bu zor zamanları atlatmak konusunda dayanma gücümüzü artırdı.

Önceki senelerde olduğu gibi özellikle teravih namazlarını camilerimizde coşkulu cemaatlerle kılamamış olsak da evlerimizde eda etmemiz çoktandır unuttuğumuz ailecek cemaatle namaz kılma isteğimizin canlanmasına sebep oldu.

Evlerimizin birer mescide çevrilmesi hem kendimizi hem evimizi daha bir güzelleştirdi.

Virüs sebebiyle çoğu işyerlerinin çalışamamasından dolayı işini kaybeden veya zamanında ücretini alamayan insanların sayısındaki artışlar nedeniyle çevremizdeki insanlara karşı her zamankinden daha fazla hassas olmamız gerekti.

Yurt dışı yardım organizasyonlarının kısıtlı olarak gerçekleşmesi nedeniyle maddi açıdan sıkıntı içinde olan insanlara yardımlar önceki yıllara nispetle daha fazla ulaştırıldı.

Sokağa çıkma konusundaki kısıtlamalar nedeniyle yaklaşık 2 aylık bir süre evlerinde zorunlu olarak kalan büyüklerimizin en azından belli aralıklarla da olsa telefonla aranıp hal ve hatırlarının sorulması hayatın kargaşasından kısa bir süre de olsa uzaklaşmaya sebep oldu.

Daha doğrusu yanlış iddialar ve bilerek ortaya atılan yanlış bilgilerle mücadele etmenin doğru bilgiye ulaşmaktan daha önemli olduğunu gördük hep birlikte.

İster kendi laboratuvarlarında üretmiş olsunlar isterse de hayatın içindeki yanlış davranışlar sonrası ortaya çıkmış olsun insanları kendilerine esir etmek içim her fırsatı değerlendirmek isteyen dünya egemenlerinin siyasi ve ekonomik olarak kurdukları tuzaklar karşısında ne olup bittiğini tam olarak görebilmek amacıyla bulunduğu yerde hareketsiz kalan hatta bir kaç adım geri atan insanların geri adım atmalarının yanlış olmadığını gördük.

Bütün dünyayı tabir caiz ise aciz bırakan virüs salgını nedeniyle doğru bilgi edinmenin en temel görev olduğu bir kez daha ortaya çıktı.

Yolunun doğruluğunu kontrol edip hata ve yanlıştan sakınabilmek için geri adım atmanın yanlış olmadığını eskilerin “çıkmaz sokakta geri adım atmak ilerlemektir” sözü ile bir kez daha görmüş olduk.

Daha ilerisi için daha iyiye ulaşmak için hata ve yanlışların kabulünün ilk şart olduğunu da bir kez daha fark ettik.

Elbette kolaylıklarla birlikte bir takım olumsuzluklar sıkıntılar ve zorluklar da oldu.

Çoğu zaman bunlar gelip geçici şeylerdir desek te insan hafızasından uzun zaman silinmeyecek şeyler olarak hayatımızda yer aldı.

Virüs salgını nedeniyle topluma yayılan ölüm korkusuna rağmen bugünlerde öyle şeyler yaşadık ki, olanlara insanın aklı varmıyor.

Özellikle insanların iç dünyasına daha fazla dönüp ibadete yoğunlaştığı Ramazan Ayı günlerinde camilerin kapalı tutulurken vahşi kapitalizm dininin mekânları olan alışveriş merkezlerine insanların bu kadar yoğunlukla gitmeleri belki de bu olumsuzlukların en kötüsü idi.

Ortada terk edilememesi gereken bir dava ve kendisinin de bir dava adamı olduğunu her fırsatta ifade ermesine rağmen bir tarafta kriz zamanıdır diye personelinin maaşını ödemekten kaçınıp diğer tarafta kriz nedeniyle zor duruma düşen insanların satmak zorunda kaldıkları gayrimenkullerini ucuza kapatmaktan çekinmeyen insanlar gördük.

Diyebilirsiniz ki Korona virüs salgını aklımızı başımızdan aldı ve ne yaptığımızı bilemedik.

Ama içine düşürüldüğümüz durum da kendimize sormamız gereken soru şu:

Temel gayesi zenginleri özellikle de yandaş zenginleri daha da zengin edecek bir ekonomi uygulayan siyasi düzeni sürdürmeyi istiyor muyuz, istemiyor muyuz?

 Ya da virüs salgınından etkilenen pek çok ülkedeki kargaşanın aksine daha çabuk toparlanıp ayağa kalkabilmemiz için neoliberalizmin dayattığı küresel sorunları aşabilmek amacıyla bu kargaşada düşmese bile tökezleyenlere destek olarak birlikte yürümek istiyor muyuz istemiyor muyuz?

 Bu İslami ve insani gayreti göstermez isek geçmişte olduğu gibi yine diğer milletler toparlanıp yollarına devam edecekler ve biz kişisel hırslarımız nedeniyle bir kez daha kaybedenlerden olacağız.

Bu düşüncelerle Ramazan Bayramınızı tebrik ediyoruz.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.