Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

MIHLAMA

Başlığı görünce bazı Müslümanların aklına meşhur Karadeniz yemeği mıhlama gelmiş olabilir ve Mubarek Ramazan gününde şimdi sırası mı da diyebilirler.

Yöreye göre tereyağı, mısır unu, peynir, tuz ve su ile yapılan kahvaltılık yemek değil bizim kastımız.

Bizim mıhlamadaki kastımız olan MIH geçmiş zamanlarda marangoz ve inşaat ustalarının kullandığı ve şimdilerde sadece Furkan Dede Caddesi civarında kalan bir iki usta tarafından yapılan ve kor halindeki demirin çekiç ve örs arasında şekillenmiş hali olan bir çeşit metal çividir.

İyi de mıh ile çivinin ne farkı var diyebilirsiniz bu defa.

Çok farkı var ve bu farkı en iyi mıh kullanan eski ustalar bilir.

Malum ölçüsü ne olursa olsun bir çiviyi tahtaya çaktığınızda çivi eğer çekici yanlış ve eğri vurmuyorsanız tahtada vurduğunuz istikamette dikey ilerler ve sonuna gelindiğinde sabitlenir. 

Çiviyi ne zaman çıkarmak isterseniz sabitlenen baş tarafını bir şekilde biraz kaldırıp kerpeten veya pense gibi bir aletle çekmeniz kâfidir. Çıkarırsınız ve tekrar kullanırsınız.

Mıh ise çakılacak tahtanın ebadından daha büyük olduğu için, sivri ucu tahtanın diğer tarafından çıkıncaya kadar çakıldıktan sonra çıkan uç kısmı yüz seksen dereceye yakın bükülerek aksi istikamette tahtanın içine doğru tersten bir daha çakılır ve mıh tamamen sabitlenmiş olur.

Mıhın ucunu baş tarafından biraz kaldırıp onu sökmek isterseniz her seferinde onu tahtaya biraz daha sabitlemiş olursunuz. Yani uç kısmandaki kıvrımı çözmeden Sökemezsiniz! 

Çünkü tersten geriye doğru bir daha çakılmıştır. Bunun için de mıh kullanan ustalar şimdilerdeki marangozlar gibi “çiviledim” demezler, “mıhladım” derler.

Bağlanma ve sabitlenme gücündeki kesinlik nedeniyle böyle bir tabir oluşmuştur.

Dünya ile ilgili amaç ve ideallerinizde çivi gibi olsanız da, dini inançlarınız ve ahirete dönük çabalarınızda mutlaka mıh gibi olun.

İsterseniz dünya hayatı ile ilgili isteklerinizde de mıh gibi davranabilirsiniz.

Ama eninde sonunda ömrünüz sona erdiğinde bu dünyadan öyle veya böyle çıkarılacak olduğunuz için sonunda zorlanarak çıkarılırsınız ve bu çekeceğiniz acıları daha da artırır.

Müslümanların inançlarının sabitlendiği yerden sökülüp atılması mümkün olmayan bir mıh gibi olması gerekirken günümüzde maalesef Müslümanların inançları bir çivi gibi hatta çürük bir çivi gibi olmaktadır.

 Ama Müslümanlara karşı uygulanan şiddet ve boyunlarına geçirilmeye çalışılan yenidünya düzeninin uygulamaları Müslümanların hayatlarında ve gönüllerine çakılan mıh gibi olmaktadır.

Din konusunda Kuramı Kerimin temel hükümleri ile Hz. Peygamberimizin(sav) Sahih Sünneti ve Hadisleri konusunda yerinde durdukça daha da sabitlenen bir mıh gibi olması gereken Müslümanların özellikle içinde bulunduğumuz Mubarek Ramazan ayında bile Müslümanlara karşı yapılan saldırılara kayıtsız kalmaları bu sebeptendir.

Toplumda her geçen gün daha da fazla artma eğilimi gösteren suç oranlarını yüksekliği karşısında büyük bir bezginlik içinde kafasını aşağı eğmekten başka bir düşüncesi olmayan Müslümanların yılgınlığı da bu yüzdendir.

Özellikle son on yılda kadına karşı şiddet arttı söylemleriyle fuhuş ve ahlaksızlığın akıl almayacak ölçülerde artması ve aile birliğini ortadan kaldıracak uygulamaları normal görmeye başlayan Müslümanların kendilerini temize çıkarma kolaycılığı olan muhafazakâr davranışın da sebebi bu dur. 

Dün sadece kendi ülkesindeki yanlışlara değil dünyanın neresinde olursa olsun Müslümanlara karşı yapılan bir zulmü duyduğunda derhal o zulme ve zulme yapana karşı sesini yükseltmeye çalışan Müslümanların bu gün kendi ülkelerindeki zalimlere karşı bile sessiz kalmalarının sebebi yüreklerine mıh gibi çakılan ve artık iyiden iyiye aşırıya kaçmış bulunan dünya sevgisinden başka bir şey değildir.

Şimdilerde yapılacak en hayırlı şey bir yanlıştan kaçarken önümüze bir diğer yanlışı çıkaran ve tabir caiz ise İsviçre çakısı gibi her zaman birden fazla alternatifi bulunan bu hayat tarzından uzaklaşıp Din, inanç, ibadet ve ahlak konularında Hz. Rasulullah’ın(sav) izinden ayrılmamaya dair ahdimizi yenilemektir.

Bu sebeple sahih sünnet yolundan bizleri kimsenin ayırmasına ve söz ve davranışları ile yıldırmasına izin vermeden bir mıh gibi sabitkadem olmak ve bizi istikametimizden söküp atmak istedikçe daha bir sıkı sarılmak mecburiyetindeyiz.

Aksi takdirde coğrafya faktörler ile kişisel olarak boy, renk, kilo, yaş, cinsiyet konularında insan ayırt etmeden esen batıl sam rüzgârlarında kaybolup gidenler kalanlardan daha fazla olacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum