Değişimi hissetmek

Değişim, canlı-cansız herhangi bir şeyin hissedilebilir, gözlemlenebilir biçimde değişiklik göstermesine denir. Değişiklik ile değişim arasında çok büyük fark var. Değişiklik değişim değildir. Kişinin üzerine bir şeyler giyip çıkarması değişikliktir, ama değişim değildir. Yine aynen bunun gibi yer değiştirmek değişim değil değişikliktir. Çünkü eski haline hemen çok kısa bir zamanda gelebilmektedir, değişiklik. Değişim ise, süreklidir. Eski halden yeni hale geçiştir. “Ben artık değiştim” diyen bir kişi değişimden söz ediyor demektir.

Değişim iki şekilde olabilmektedir. Şöyle ki olumlu bir değişim olabildiği gibi olumsuz değişim de olabilir. Olumlu değişim eski mevcut olan ve istenmeyen tüm olumsuzlukların giderilip yerine yepyeni, olumlu değişikliklerin gelmesiyle meydana gelir. Kökten bir değişiklik olabildiği gibi bazı kısmi değişim de söz konusu olabilir.

Tabi bunun olumsuzu da olabilmekte. İyiliklerin yerini kötülükler ve olumlu değişimlerin yerini olumsuz değişimler alabilirler. Değişimle ilgili epeyce alt başlık ta yazılabilir. Şöyle ki; ani hızlı değişimler, yavaş oluşan değişimler, değişimi oluşturan etmenler, değişimi etkileyen etkiler, değişime direnen yapılar, değişimi mecburi kılan sebepler vb. gibi sıralayabiliriz.

Bir de değişimin oluşma yerleri veya alanlarını sayacak olursak; sosyolojik değişim, doğa değişimi, maddesel değişim ve tarihsel değişim… gibi, sıralayabiliriz.

İster maddesel değişim olsun, ister sosyolojik (toplumsal) değişim olsun ani ve çok hızlı anlık değişimler ancak ve sadece peygamberlere verilen mucizelerle gerçekleşir. Bunların tekrarı da yoktur. Ittırat dediğimiz düzenli tekrarı olmaz. Normal diğer insanların yaşadıkları değişimler ise yavaştır ve her zaman her yerde herkes tarafından görülebilir. Yavaş olduğu için çoğu zaman algılanması zordur. Bazı batılı bilim adamları bir çiçeğin açışını filmini hızlandırarak değişimi bize yansıtıyorlar, halbuki normalde biz çiçeğin açışını hızlı bir şekilde göremeyiz. Ama iki-üç gün içinde çiçeğin açmış olduğunu görürüz. Ben bu bağlamda sosyolojik değişimi ele almaya çalışacağım.

Toplumsal değişimler bir yönüyle yavaş ama başka bir açıdan hızlı, yoğun ve etkin değişimler olduğu zaman dikkatimizi çekmektedir. Ben bu toplumsal hızlı değişim süreçlerinin olumsuzunu da(kötüsünü

Bir zamanlar içki içip, sarhoş gezen, namaz-abdest, oruç-zekat… vs. nedir bilmeyen, bunları tanımayan bir insanın veya binlerce insanın zaman içinde nasıl değiştiğini, camiden cemaatten çıkmaz olduklarını gözlerimle gördüm. Birçoğuyla arkadaş oldum. Sevincimden havalara uçtum. Benimle beraber bu coşkuyu yaşayan çok arkadaşlarım vardı.

Birbirimize “Ya hu falan kişi de artık sürekli camiye geliyor, sakal da bırakmış.” Diyor ve seviniyorduk.

Bu değişimlerin dalga- dalga bütün şehirlerde meydana geldiğini de gözlemledik. Tıpkı İslam’ın ilk günlerinde Mekke döneminde kişisel bazda yayıldığı gibiydi. Tıpkı Mekke’nin fethinden sonra tüm Arap yarımadasının İslamlaşması ve İslam’ın dünyaya açılması gibi oluyordu.

Sonra şu kısacık ömrümde olumsuz değişimler de gördüm. Bu değişime uğrayan insanlarla maalesef birlikte yaşadık. Bir dönem Mark-Dolar bağımlılığının yeni başladığı ve hızla yayıldığı toplumumuzun materyalist-kapitalist zihniyetlerle iç- içe girdiğine şahit oldum.

Sonra başka değişimlere de şahit oldum. Adamlar sakallı, temiz, ihlaslı camide cemaatle her zaman beraberdiler. Hatta kendi çaplarında mücahittiler. Ama yavaş yavaş sakallarını kısaltıp sonunda iyice kökünden kazıdılar. Namazı azaltıp bankalardan çıkmaz oldular. Haram yer, rahatlıkla günah işler oldular.

Bunların en kötüsü de; söylenen her hayırlı söze (ayet ve hadisler dahil) karşı çıkıp itiraz edip kılıf bulmaya çalışan (Allah muhafaza) İbni Selül tipli insanlar oldular. Değişimin böylesini de gördük. Tıpkı Yezid dönemi gibi.Tıpkı Selçuklu’nun yıkılışı gibi. Tıpkı Osmanlı’nın yıkılışındaki İttihatçıların değişimi gibi. Hani derler ya “Neredeeen nereye”

Neyse herkes kendi kaderini yaşar ve hesabını Allah’a verecek. Bu dünyada kim kalmış ki. Eninde sonunda Allah’ın huzuruna varıp hesap vereceğiz. En büyük değişim de bu olacak.

Yani grafik bir aşağı bir yukarı inip çıkmaktadır. İnşallah-Genelde- yaklaşık iki yüz yıllık aşağı doğru inen grafiğin, tüm İslam dünyasının makus talihinin yenilip yukarı doğru yükselişe geçeceğine inanıyorum. Alametleri belirmeye başladı, inşallah. Ufak-tefek canımızı sıkan olumsuzluklar olsa da; “it ürer kervan yürür.”

Yakın zamanda yakın çevremizde de değişimler görmeye başladığımızda “bu da mı? Bunlar da mı?” diye şaşıracağımız günleri görür gibiyim. Hatta” bu devlette mi “diyeceğimiz günlerin yakın olduğuna inanıyorum. Sanki bir değişim rüzgarı /lodosu hafiften esmeye başladı gibi. Zaten değişime bir şey sebep olur. İnşallah sebepler de oluşmaya başladı.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar