Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

Bugün 15 Temmuz'un yıldönümü

15 Temmuz 2016 Târihinin üzerinden tam dört sene geçti ama daha dün gibi. Bu aziz ve necip milleti farklı bir esârete sokmak, hürriyetini elinden almak, tek tip bir yapıya mahkûm etmek ve neticede elin yabancılarına altın tepside güzel bir ülke sunmak emelinde olanlara halkımız okkalı bir tokat attı. Umarız bundan sonra böylesi bir teşebbüse kalkışmak isteyenler, 250 cana mâl olan milletin bu şerefli ayaklanmasını unutmazlar.

Neydi 15 Temmuz? Nasıl gerçekleşti? İyi incelenmesi lâzım ki, bir daha yapılamasın.

HALKIN MÂNEVÎ VE İNANÇ İHTİYAÇLARI GÖRMEZDEN GELİNEMEZ:

Osmanlı’nın yıkılıp yerine kurulan yeni Türkiye’de halkın dîni gereksinimleri göz ardı edildi. Osmanlının son dönem padişahları Batı’da alabildiğince yaygın olan lükse, gösterişe, şatafata daldıklarından, Batı’nın bizden aldıklarıyla ilerleme kaydetmelerine hayran kaldılar. Orada ne varsa kendi değerlerimize uygun olup olmadığına bakmadan bize getirme gayretlerinden dolayı usul bilmemekten kaynaklanan hatâları sebebiyle memleketi uçurumun eşiğine kadar getirdiler. Yeni kurulan cumhuriyette görev alanlar da, sanki ülkenin ilerlemesine İslâm’ın kâideleri mâni imiymiş gibi halkın inançlarını gözetmeyen bir sistemi, düzene oturttular. Yıllarca o düzen devam etti. Câmiler, Kur’an Kursları, İmam-hatipler kapatıldı. Câmiler, dîni kurum ve kuruluşlar –af buyurun- ahıra çevrildi. Bu milletin ayarlarıyla oynadılar. Daha sonralar –es kaza- gelen –Menderes- gibileri halk aldı nerdeyse başının üstünde gezdirecek oldu. Sonuç belli…

İlerleyen yıllarda –Demokrat Parti- zamanlarında halk biraz biraz rahatladı ama sistem ve laiklik dayatması yine onların elini kolunu bağladı. Millet azıcık bir dîni açınım yapsa meselâ; çoluğunu-çocuğunu câmiye, Kur’an okumaya veya İmam-Hatip okullarına gitmeye teşvik etse hemen gerici-yobaz damgası yer, hanımlar tesettürlerini takva ölçülerine göre yapsa; ‘Arabistan’a, Arabistan’a’ sözüne muhatap olurdu. (Ben bunlardan birisiyim meselâ) Yâni siz ancak devletin size gösterdiği, izin verdiği kadar Müslüman olabilirdiniz!!! Bu ne alçaltıcı bir durum!

Derken zaman içinde öyle bir yere geldik ki, bugün ‘laiklik’ dayatması özgürlük anlayışımız içerisinde çok ilkel ve çağdışı kalmıştır hamdolsun. Temcid pilavı gibi durmadan milletin önüne getirilemez.

NİÇİN FETÖYE MEYİL OLDU?

Bilinsin ki devlet sistemleri ancak halkın desteğiyle ayakta kalabilir.

Ülkemizde geçmişten kalma yönetim sistemindeki laiklik dayatmaları geneli muhafazakar olan halkın çeşitli illegal arayışlarına vesile olmuştur. Mayası iman ve inançla yoğrulmuş bu asil milletin her ne kadar içinde yaşadığı süreçte çeşitli sapmaları, isyanları olduysa da, halkımız inançlıdır. İnançlı insanlar önlerine güvenli devlet kurumları konmadığında, ister istemez değerlerini yaşama isteğinden dolayı kendilerini istismar edebilecek yerlere farkında olmadan yönelebilirler. Nitekim ‘alçak Fetö’ye yönelim böyle olmuştur. Bu hâin güruh halkın güzel duygularından istifâdeyle kendi meş’um planlarına ulaşmayı düşündü. Ama onların bir hesâbı varsa Âlemlerin Rabb’inin de bir hesâbı vardı. Bu milletin kararlı duruşuyla halk onları emellerine ulaştırmadı, elhamdülillah.

O zaman bir daha halkın böylesi yanlış oluşumların peşinden sürüklenmemesi için onların dîni, ahlâkî, inancı ile ilgili ihtiyaçlarına cevap verebilecek devlet kurum ve kuruluşlarını legal yönden halkın hizmetine sunulması gerekir ki, halk farklı illegal yâhut ne idiğü bilinmeyen yapıların tuzağına düşmesin, değil mi?

Şurası bir gerçek ki, milleti oluşturan fertlerin her birinin kendine has görüş, fikir ve inancı vardır. İnsanlar kendilerine en yakın olan görüşe yönelerek hayatlarını idâme ettirirler. Bu sosyolojik bir vakıadır. Kiminin görüşü milliyetçi, kiminin muhafazakar kimi ise liberal olabilir. Herkes kendi görüşüne uygun siyâsal tercihi yapar. İstenir ki, her siyasal oluşumda devlet kadrolarında liyâkat esâsına uygun şahsiyetler yer alsın ve hakikaten halkın yararına işler gerçekleştirsin.

Asıl milleti oluşturan ‘sessiz çoğunluklar’ göbeğini kaşıyan, bir şeyden anlamayan câhil-cühelâ kişiler olarak görülmesin. İnançlı insanlar gericilik fobisiyle bir köşeye itelenmesin. O sessiz çoğunluklar canı pahasına nasıl devletine, ordusuna, vatanına sâhip çıktı, gördük. Geçmişte de darbeler oldu. Bu aziz ve necip millet o zamanlar öyle bir sindirilmişti ki, sisteme gıkını çıkaramıyordu. Âdeta Türkiye’de her on senede bir darbe yapmak bir mârifet idi. Şimdi yok öyle bir şey…

Bu arada 15 Temmuz hâin darbe girişiminde sanki ‘demokrâsi havârisi’ Batı, maalesef seyirci kalarak halkların hürriyeti adına sınıfta kalmıştır, şu günlerde bu konuyu unutmadığımızı belirtelim.

Bir notta hâin Fetö’nün nasıl da din düşmanı PKK’lılarla işbirliği yaptığı gerçeği akıllardan hiç çıkmamalı, bu da unutmamalı. Bu ne büyük rezilliktir. Ve bu kalleş yapının hala sempatizanları olması da ayrı bir ibret, hayret, dehşet…

Rabb’im bu aziz ve necip millete bir daha darbeler yaşatmasın. Şehidlerimize bir kez daha Rabb’imizden sonsuz rahmet, gâzilerimize sağlık, sıhhat ve âfiyetler dileriz. Amin, amin, amin.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum