Sadık Küçükhemek

Sadık Küçükhemek

Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi’ne

Danıştay’ın 10 Temmuz 2020’de verdiği karar metninde davacı özet olarak şöyle der: Ayasofya’nın tapu kaydında “müze” değil “cami”dir. UNESCO’nun resmi sitesinde müze olarak tanımlanmamıştır. Vakıf malı olan Ayasofya’nın vakfiyesine uygun bir şekilde cami olarak kullanılması gerektiği, vakfedenin iradesine aykırı hareket edildiği ifade edilmektedir.

Vakıf malı, hukukumuzda vakfedenin iradesi dâhilinde değerlendirilir ve ona göre insanlar ondan faydalanır. Çünkü vakıf malı artık Allah’a ait olmuş olur. Bu sebeple o mal ne mirasçıların ve ne de devletindir. Hiçbir güç vakfedenin iradesine aykırı o malı kullanamaz. Kullanırsa hukuku ayaklar altına almış olur. Bu sebeple Ayasofya Camii’nin müzeye çevrilmesi hukuka aykırıdır. Gün gelir hukuku ayaklar altına alanlar hesap verir hem bu dünyada ve hem de ahirette.

Bu bağlamda Ayasofya’nın müze olarak kalması için çağrıda bulunmanız hukuka aykırı olduğu gibi Türkiye’nin egemenlik hakkına açıktan bir müdahaledir.

Gerekçe olarak şöyle diyorsunuz: Milyonlarca Hıristiyan Müslümanların aleyhine çevrilir. Yani haçlı seferleri başlar demek diyorsunuz. Hak ve batılın savaşmadığı bir zaman dilimi var mı? Başka bir ifade ile haçlı seferlerinin durup hilal ile barıştığı bir dönem var mı?

İki türlü savaş vardır: Birincisi, sıcak savaş; ikincisi soğuk savaş. Sıcak savaş bittiği zaman soğuk savaş başlar. Soğuk savaş bittiği zaman sıcak savaş başlar. Siz kimi kandırıyorsunuz?

Bir caminin ve ayin yapılan bir mekânın müzeye çevrilmesi materyalizmin bir tezahürü olduğunu bilmiyor musunuz? Bakın içimizdeki laik kafalılar, Danıştay’ın Ayasofya’nın camiye çevrilmesi tarihi kararından siz kadar rahatsız oldular.

Mecusi’nin biri Hz. Ali’ye demiş ki:

-“ Ya Ali bana öyle bir delil getir ki ben Allah’ın varlığına birliğine inanayım.

Halife Hz. Ali İhlas süresini okumuş:

De ki: “O, Allah'tır, bir tektir.” “Allah Samed'dir. (Her şey O'na muhtaçtır, o, hiçbir şeye muhtaç değildir.) “Ondan çocuk olmamıştır (Kimsenin babası değildir). Kendisi de doğmamıştır (kimsenin çocuğu değildir).” “Hiçbir şey O'na denk ve benzer değildir.

Bunun üzerine Mecusi de şöyle demiş:

-“ Ben O’nun aslını inkâr edirem, sen ise O’nun sözünü söylüyorsun.

Siz de hiçbir ilmi değeri olmayan, mesnetsiz teslis akidesine inandığınız için aşağıda vereceğim Allah’ın ayeti karşısında Mecusi’nin sözünü tekrarlayacağınızı adım gibi biliyorum. Fakat hidayet Allah’tandır. Belki değerlendirir ve yanlıştan dönersiniz.

Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: Onlar "Rabbimiz Allah'tır" demelerinden başka bir sebep olmaksızın haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. Eğer Allah insanların bir kısmını bir kısmı ile defetmeseydi manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın adı çok anılan mescidler elbette yıkılırdı. Şüphesiz Allah kendi (dini) ne yardım edene yardım edecektir. Şüphesiz Allah çok güçlüdür, çok izzetlidir (her şeye galiptir.” (Hac,40)

Elmalılı bu ayeti kerimenin tefsirinde özet olarak şöyle diyor: “Görülüyor ki, mescidler, “Allah'ın adının çok anıldığı yer” olarak nitelendirilmiştir ki, bunda iki nükte vardır. Birincisi, İslâm'ın emrettiği ibadetlerden asıl maksadın Allah'ın adının çokça anılması olduğunu vurgulamak, ikincisi de diğerlerinin var olmalarının, asıl sebebi olan Allah'ın anıldığı yer olmaktan çıkıp başka maksatlar için kullanıldığına işarettir.

Özetle Allah, dindar olanları, haddi aşan azgınları defetmeye göndermeyip; inananlara savaşma hak ve salahiyetini vermeseydi manastırlar, zaviyeler, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın adı çok anılan mescidlerin hepsi yıkılırdı.

Dinsizlerin saldırıları karşısında bunlardan hiçbiri ayakta kalamazdı. Bakara Suresi’nde (2/251) geçtiği üzere bütün yeryüzünün düzeni bozulurdu. Bütün bunların yıkılmaktan kurtulmaları ve korunmaları ancak onları savunmakla mümkündür. O halde bütün bunları himaye etmeyi hedefleyen İslâm'ın savunma hakkının bütün hakların başında geldiği muhakkaktır. Şüphesiz Allah kendi dinine yardım edene yardım edecektir.”

Görüldüğü gibi Fatih, fetih hakkı olarak Ayasofya’yı manastırlar, kiliseler, havralar Allah'ın anıldığı yer olmaktan çıkıp başka maksatlar için kullanıldığından dolayı camiye çevirmiş, diğerlerine dokunmadığı gibi bu ayeti kerime gereği korumuştur.

Bu vebal size yetmiyormuş gibi Ayasofya’nın müze olarak kalmasını istemeniz; bu konuda materyalistlerle birlikte hareket ettiğiniz anlamına gelir.

Hani siz ehl-i kitaptınız ne oldu?  Aslında siz zahirde ehli kitapsınız batında müşriksiniz. Bu sebeple içimizdeki laik kafalılarla, ittihat ve terakki zihniyetiyle bir oldunuz ve Ayasofya’yı müzeye çevirdiniz. Yunanistan’da bir tane açık cami bırakmadınız. Bazılarını meyhaneye çevirdiniz. Tarihi Kurtuba camini de kiliseye çevirdiniz.

Ayrıca size şu gerçeği hatırlatmak isterim:  Yeryüzü Allah’ın mülküdür. İnsan emanetçidir. Emanete hıyanet edilemez. Siz kim oluyorsunuz da Allah’ın mülkünde Allah’ın çokça zikredildiği mescitleri kapatıyorsunuz? Bazılarını meyhaneye çeviriyorsunuz? Siz utanmıyorsunuz? Ayasofya’da bale yapılacak kadar ileri gidiliyor. Bunların her biri yukarıda ayeti kerime gereği savaş sebebidir. Allah güçlüdür, intikam sahibidir; gün gelir dünyada ve ahirette bunun hesabını sorar.

Hz. İsa’nın getirdiği din de tevhid dinidir. Hz. Âdem’den tutun bütün peygamberlerin getirdiği dinin adı İslam’dır.  Tevrat ve İncil’in aslı tahrif edilmiştir. İslam dinini eğri gösterip milyonlarca insanın vebalini almak sizi hiç düşündürmüyor mu?

Sonuç olarak diyoruz ki; İslam dünyası 1923  göre daha güçlüdür. Bunu adınız gibi bilin. Selam hidayete tabi olanların üzerine olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum