Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

Ramazanda câmilerimiz

Efendim, ne zamandır Ramazan ayında câmilerimiz ile ilgili yazı yazmak istiyorduk, kısmet bugüneymiş. Başlayalım bakalım, vira Bismillah;

Mübârek Ramazan ayının mâneviyat dolu kutlu ikliminde, gönüllerimiz nasıl mânâ cihetiyle zenginleşiyorsa, maddi cihetle de, câmilerimiz cemaatle zenginleşiyor. Câmiler Ramazan ayında bilhassa terâvih namazları vesilesiyle her gün doluyor. Cemaat, câmilerin en büyük zenginliğidir. Onca ihtişamla yapılan câmiler, cemaati olmazsa neye yarar? Câmileri dolduran cemaat, câmileri güzelleştirir, zenginleştirir. Cemaati bol olan câmilere, değil insanlar, melekler dahi gıpta nazarıyla bakar.

Bilindiği üzere ‘câmi’, ‘cem eden, bir araya toplayan’ demektir. Câmiler, Müslümanların günde beş vakit namazlarını, haftalık Cuma namazlarını, senelik Bayram namazlarını, Ramazan ayındaki terâvih namazlarının icra edildiği ulvî mekanlardır. Câmiler ve onun bir küçüğü mescidler ‘Allâh’ın evleri’dir. Âlemlerin Mutlak Sâhibine ibâdet edilen mekanlar, her dâim ‘Allâh’ın evi’ olarak değerlendirilmiştir. Bu amaçlı yeryüzünde inşa edilen ilk ibâdet merkezi, ‘KABE’dir. Şerefli kitâbımız Kur’ânu Azûmüşşan’da, bu husus: “Şüphesiz, âlemlere bereket ve hidâyet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk ev (mâbet), Mekke'deki (Kâbe)’dir.” (Âli İmran, 96) Olarak belirtilmiştir.

Aynı zamanda ‘KABE’, bütün peygamberler içinde ortak ibâdet merkezidir. “Biz de Musa ve kardeşine: Kavminiz için Mısır'da evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın, namazlarınızı da dosdoğru kılın. (Ey Musa!) Müminleri müjdele! Diye vahyettik.” (Yunus, 87) Demek ki, başta kendi evlerimiz olmak üzere yeryüzünün bütünü inananlar için mescid hükmündedir. Ancak hal ne olursa olsun Müslümanlar için biricik ibâdet merkezi câmilerimiz ve mescidlerimizdir. Bizim gönlümüzde ibâdet merkezlerimizin müstesna bir yeri vardır. Nasıl olmasın ki!

İki Cihânın Sultânı, Rasûlî Ekrem aleyhissalâtu vesselâm; şehirlerin anası Mekke’den, münevver şehir Medine’ye hicretinde, ilk olarak ashabıyla toplanıp istişâre edebilecekleri ve ibâdetlerini yapabilecekleri, ‘Mescidi Nebevi’yi inşa etmişlerdir. Rasûlullah aleyhisselam, bu mescidin inşasında bizzat kendisi de çalışmış, sahabe arkadaşlarıyla birlikte alın teri döküp, emek etmiştir. Yeni inşa edilen bu mescid, sâdece ibâdet mekânı değildi. Peygamber aleyhisselam, buradan devleti idâre ediyordu. Aynı zamanda bu seçkin mekanda Kur’ânı Kerim ezberleniyor, İslâmî eğitim yapılıyor, evlenecek olanların nikah akdi gerçekleşiyor, gelen misâfir heyetleri ve elçiler ağırlanarak misâfir ediliyor, savaş hazırlıkları yapılıyordu. Her haber burada konuşulur, sonra duyurulurdu yâni, mescid çok amaçlı kullanılıyordu.

Asrısaadet yıllarından sonra da, câmiler yalnızca ibâdet merkezli değil bilhassa eğitim odaklı kullanılmıştır. Câmilerin hemen yanı başında inşa edilen medreseler, külliyeler teşkil edilmiş ve buralarda şerefli Kur’an-Kerim hıfzedilmiş, dînî ilimler tahsil edilmiştir. Hatta, Endülüs’te o zamanlar Kurtuba Câmii’nde Fizik, Kimya gibi fen ilimleri de okutulmuştur.

Müslümanlar bir beldeyi fethettikleri zaman, oraya ilk önce İslam âidiyet merkezi olarak câmileri inşa etmişlerdir. Ecdâdın hedefi, toprak almak, beldeler fethetmekten çok gönüller fethetmekti. Yâni asıl hedef, gönüllerin fethi idi. Bu ulvî gâye ile câmiler inşa eden ecdâdımızın, buradan hak ve hakikatin anlatımıyla, gönülleri ihya etmişler, ilimle-imanla zihinleri doldurmuş ve ruhları uyandırmışlar, nicelerin hidâyetine vesile olmuşlardır. Ancak iman ve inanç konusunda kimseyi zorlamamışlar, herkesi kendi inanışında serbest bırakmışlardır. Dolayısıyla câmiler, geçmişten bu yana gönülleri fethetme, daralan ruhları ihya etme merkezleri olmuşlardır.

Câmilerde cem olan topluluklar öyle sıradan topluluklara benzemez. Câmi cemaati pazarlarda, stadyumlarda yâhut daha farklı platformlardaki topluluklarla bir değildir. Câmi cemaatinde bir sukûnet vardır, itidal vardır, huzur vardır. Câmiler, birlik ve bütünlüğün perçinlendiği merkezlerdir. Câmiler; Müslümanların eksik ve noksan yönlerinin kapandığı, dinlenen vâzu nasihatlarla içlerin haz bulduğu, yüreklerin itminâna eriştiği, mâneviyâtımızın coştuğu mâneviyat pınarlarımızdır.

Bilhassa mübârek Ramazan ayında, yatsı namazların arkasından kılınan terâvih namazlarıyla mânevi hayâtımıza ayrı bir letâfet katan câmi ve mescidlerimizin dolup taşması bizi çok sevindiriyor. Her dâim câmilerimiz hep böyle dolsa diyoruz. Özellikle erkekler müsâit olduğu vakitlerde namazlarını câmilerde kılsalar ne güzel olur. Zâten biliyorsunuz çok büyük sevâbı var. Peygamberimiz aleyhisselam bu hususta; ‘Cemaatle kılınan namazın sevâbı, yalnız başına kılınan namazdan yirmi yedi derece daha faziletlidir.’ (Buhari, Ezan, 30) buyuruyorlar. Sevâbın yüksek olanına tâlip olmak akıllı Müslüman’ın harcıdır vesselam.

Efendim bu son yazımız, önümüz bayram. Şimdiden hayırlı bayramlarınız olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.