Neşet Ertaş dinletecek bu yazı

Ben halkı çok severim. Siyasetçi cümlesi gibi oldu bu, yok beğenmedim. Değiştiriyorum cümleyi. Ben, halkı okumayı çok severim. Şimdi de gel bunun ne manaya geldiğini anlat. Nedir ki, halkı okumak?

Eğilimler, yeni yaşam şekilleri, moda diye hiç düşünmeden yapılanlar. Sonrasında, toplumun beklentisi, hayalleri, kaygısı, tedirginliği ve psikolojisi.

Her devrin insanları farklı dünya telaşları ile geçirmiş günlerini. Tarihe bakınca, savaş dönemi yaşayan halkı da görüyoruz, kıtlık yaşayanları da. Ne hayatlarmış diyerek bakıp kalıyoruz anlayabildiğimiz kadarıyla.

Tarihi çözmeye, öğrenmeye çalışırken bugünü görmemek veya görememek büyük eksiklik olur. Şimdiye bakınca da, karşımızda psikolojiisi bozuk insanlar toplumu var. O kadar ki, kadına şiddetten tutun, tacizler tecavüzler, ensest ilişkiler, madde bağımlılıkları, lgbt sapkınlığı vs.. Bunlardan başka, adı konulmamış başka bir güruh var. Mutsuz insanlar, kaygılı endişeli ruhlar, takıntılar zincirinde hayatı kendine zindan edenler, Okb hastalığında kendisiyle boğuşanlar, öfke nöbeti geçirenler, sinir krizi yaşayanlar, tırnak yiyenler, uyurken diş sıkanlar, toplum içine çıkmaya korkanlar, düşünce bozukluğu yaşayanlar, sürekli ağlamak isteyenler, kendini ezik hissedenler, sevgi görmemiş çocuklar, sevgi veremeyen ebeveynler, instagrama gösterişli ev fotoğrafı atıp rahatlayanlar, anlamsız tiktok videolarında kaybolanlar, konuşmayı sohbet etmeyi unutmuş olanlar, odasından çıkmayan gençler, diyalog olmayan evler, suratı asık yeni nesiller, oyuncak beğenmeyen evlatlar, marka takıntısı ile mutlu olanlar, içten içe huzursuz olup çok mutluyum pozu verenler, yaşlıları sevmeyen gençler, gençlere nasihat etmek yerine sürekli onları eleştiren yaşlılar... Kopan bağlar, unutulan kahve muhabbetleri, artık yok olmuş akşam sohbetleri.. Ve bunların ortasında, gri bir sis bulutu içinde birbirini görmeyen halk..

Kimileri psikolojik tedavi alıyor, kimileri antidepresanlar kullanıyor, kimisi ona buna çatıyor, kimi cinnet geçiriyor...

Peki kim bunlar?

Bunlar hepimiziz, yalan mı?

Toplumda şu yukarda saydığım ruh hallerinin genel bir anlamı var mı bilmem, bu zamana kadar genel bir isim duymadım. Hadi karamsar toplum diyelim, peki ne olacak bunun sonu? Nasıl düzelecek bu karamsar hava?

Bakıyorum, herkes mutsuzluğunu ifade etme derdinde. Bu kadar insan, bu kadar hayat.. Yüzde 80'i mutsuz yahu burda bir yanlış var. Mutsuz kitleler, nasıl ilerleyebilir? Nasıl eğitim alabilir bu çocuklar bu gençler? Birilerinin bu mutsuz tabloyu görmesi lazım artık, bu mutsuzluk bizi içten içe tüketiyor, dışımız sosyal medyada pek bi canlı gözüküyor ama içimizden bizi yiyip tüketen kurtçuktan haberimiz yok.

Televizyon dizilerinde şimdi psikologlara başvuran kişilerin gerçek hayat hikayeleri oynuyor. Neden bu kadar ilgi gördü bu diziler, çünkü hepimizin içinde olan bir parça mutsuz halimizi sahneliyor. Bizim içimizden söylediklerimizi, haykırmak istediğimiz ama yuttuğumuz acıları birileri role bürünüp orda döküyor ortaya. Bizi ifade ediyor o oyuncular, sanki biz de içimizdekileri bir bir anlatıyoruz. 

Mutsusuz.. Saklıyoruz. 

İşte bugünün toplumu. 

Herkesin mutsuzluğu farklı olabilir, yokluktan mutsuz olan da vardır, her türlü imkana sahip olup; satın almayı isteyeceği bir şeyi kalmayanın da şımarık mutsuzluğu da olabilir. Netice itibari ile her iki uçtaki iki ayrı insan ve ikisi de mutsuz. İşte bana göre mesele burda, birbirine çok uzak şartlar içerisinde yaşayan grupları ortak bir noktada birleştiremiyoruz. Maalesef bu birleşim olmayınca da toplum denen hiç olmuyor. 

İşte okuyorum halkı dedim ya.. Benim okuduğum halktan mutsuz insanlar çıkıyor karşıma. Genci yaşlısı, kadını erkeği, çocuğu, genci.. Cahili okuyanı, ev hanımı, çalışanı, hanımı kocası, evladı ana babası.. Saymakla bitmez, pek çoğu inanın pek çoğu... Herkes mutsuz.. 

Nasıl olacak bilemiyorum, bilenler olsun istiyorum. 

Varlık yokluk meselesinden öte, bir boşluk bir umutsuzluk havası bu.. 

Bilmem bana katılır mısınız? 

Hadi bi Neşet Ertaş türküsü dinleyerek bitirelim yazıyı. 

Dinleyin: Neşet Ertaş - Yolcu

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.