Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

Istırapların tedavisi

Herhangi bir iğne batmasından tutun da tıbbın kesin teşhis koyabildiği en basit hastalıktan kronik hastalıklara kadar her tür rahatsızlığın insana ıstırap verdiği bir gerçektir.

Hasta olan insanın çektiği ıstırabı gören aile efradı ile eş dost ve arkadaşlarının çektiği ıstırap da kolay atlatılamayan bir ıstırap çeşididir.

İnsanların kendilerini üzgün, mutsuz ya da kızgın hissettiklerinde ruhen olduğu kadar fiziksel olarak da ıstırap çektikleri hatta buna bağlı olarak ağrı, bulantı veya eklemlerinde kasılmalar olduğunu da görmüşüzdür.

Titiz olmaları yada tertipli oldukları için övülen kadın ve erkeklerin aynı zamanda bu davranışlarının zamanla bir takıntıya dönüşmesinin verdiği ıstırap da az bir şey değildir.

Ya da sık sık yaptığı işe tekrar tekrar dönüp bakan evhamlı kişilerin adına tıpta Hipokondri denen hastalık hastalıkları sebebiyle çevrelerine verdikleri ıstırap ise bambaşka bir acıdır.

Bütün bunları sayıp dökmemizin nedeni tıp ile ilgili bir şey bilmediğimizdendir.

Özellikle bu son Hipokondri yani hastalık hastalıklarına duçar olanları hep nedense bizim memlekette siyasete atılmış olanlarda görmüş olmamızdan ve siyasetteki ıstırapların sağlık ve sıhhat konusundaki ıstıraplardan daha çok acı verdiğidir.

Daha kısaca söylemek gerekirse sözü AKP de Ahmet Davutoğlu ile arkadaşlarının ihracı konusunda ıstırap çekeceklere getirmek istiyoruz.

Türkiye siyasetinin en büyük açmazı en küçük yerleşim yeri sorumlusu olmaktan tutunda partilerin genel başkanlarına kadar yaşanan en büyük açmaz lider sultasından bir türlü kurtulamamış olmaktır.

Parti içinde palazlanan her kes daha üst seviyelere gelmesindeki en büyük engelin parti genel başkanları olduğunu iddia eder.

Veya partide elde etmiş olduğu statüyü devam ettirebilmek için partinin üst kademesinde görev alan yaşlılardan kurtulmak gerektiğini yani partiyi gençleştirmek gerektiğini iddia eder.

Biz bu filmi çok gördük diyenler olmuştur elbette ama bize göre daha çok fazla görecekler de olacaktır bu gidişle.

AKP’de yaşananlar tam da bunun bir kez daha yaşandığının en net ispatıdır.

Lider partileri devam ettiği sürece de tekrar tekrar yaşanması kaçınılmaz olacaktır.

Mesela Cumhurbaşkanının Konya’daki toplantıda konuşmada siyasetin millete ve ülkeye hizmet yarışı olduğu, fitne fesat yarışı olmadığı cümlesi doğru ise bu gün ihraç isteği ile disipline sevk edilen kişilerin fitneci ve fesatçı olmadıklarını kabul etmek gerekecektir.

Diğer taraftan Davutoğlu’nun memleketi olarak görülen Konya’dan verdiği mesajlarda kurulacak bir veya birden fazla parti konusunda parti konusunda gözünü karartarak ve sadece Davutoğlu’nu hedef almakla kalmayıp aynı zamanda Davutoğlu sana söylüyorum Abdullah Gül ve Ali Babacan oluşumu siz de anlayın sözlerini ifade ederken ne kadar büyük bir ıstırap çektiği de gündeme getirilebilir.

Ama Cumhurbaşkanının partinin geleceği konusunda Davutoğlu’ndan bir şey çıkmaz ama Ali Babacan’a dikkat etmek lazım” dediği dikkate alınırsa verdiği ihraç kararlarından asla ıstırap duymadığı da söylenebilir.

Tersinden olaya baktığımızda ise özellikle Başbakan olduğu dönemde teravih namazı kılınmasını ertelettirecek derecede Davutoğlu taraftarı olanların sonradan Davutoğlu düşmanı gibi görünüyor olsalar da en azından eski şaşalı günlerin hatırına ihraç kararlarından ıstırap duymaları beklenir.

Ama galiba en büyük ıstırabın pelikancılara karşılık olması hasebiyle düşük profilli Başbakan olarak tanıtılan Davutoğlu’nun bir türlü açıklayamadığı 7 Haziran-1 Kasım 2015'e yönelik defterler açıldığında yaşanacak olmasıdır.

Ta en başından beridir çarpık bir parlamenter sistemden doğru dürüst bir başkanlık sistemi çıkmayacağını ifade edenlerin de hayli ıstırap içinde olduklarını görmüş olmamıza rağmen sayı üstünlüğünü hak kabul edenlere anlatmak mümkün olmamıştır.

Siyasetlerini dünyayı yöneten egemen güçlerin yasalarını bilmekle, Tarihin nasıl yazıldığını bilmekle ve dünyayı şekillendirenlerin halkla ilişkiler konusundaki becerilerini bilmekle eşdeğer görenlerin hastalıklı hırsları sebebiyle duçar oldukları ıstırapların, ne uzaya çıkmayı beceren bilimin, ne de insan yücelteceği iddiasını sürdüren adaletin ilerleme kaydetmesiyle azalmayacak bir ıstırap şekli olduğuna inanıyoruz.

İnsanın zihnine musallat olan bu ıstırap türünü yok etmenin en kolay yolunun da, kendi dışındaki insanlara karşı sağlam bir dini akide ile oluşan sevgi ile dolu olmak olduğuna inanıyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.