ZOR ve DÜN

O yuvasız kara bulut…

Eserken rüzgarın önünde…

ve

Ben elimde kara bir balta zamanımı doğrarken…

Yalanmış hepsi yalan…

Zor sana bakmak zaman…

Zor seni büyütmek…

Zor seni bereket sütüyle emzirmek…

Zor be, zor…

Bir elimde kavrulmuş aklımla…

Donmuş gönlümdeki kalp sesi gibi…

Tık Tık diye bağırır zaman…

ve

Takkeli dağda yıkanıp…

Konya sokaklarında yürüyen akşam güneşi…

Vur

Vur

Vur zamanı Selçuklunun Pahitahtına…

Öyle vur ki…

Her köşesinden Ahi Evran bereket toplasın….

Of !

Yine seni sevmekten başka…

Bir şey yapmadım dün…

Bugünü senle yaşar…

Yarını Allah(cc) tan beklerdim DÜN…

DÜN…

Beni zorlayan beklenen rıza vardı…

Bugün hasretiyle beni yakan güneşim bile yok.

Takkeli dağda yıkanan güneşimin…

Yakacağı sokaklar gömüldü betonlara…

Güneşimiz artık binaların çatılarında…

Toz toplayıp kaybolur oldu…

Ve şöylece…

Bir belalı bereketsizliğimi…

Hangi zamanın baltasıyla öldürsem…

Kadim bereketi…

Hangi Takkeli dağın dibinden büyütsen…

Kim bilir kaç yüzyıldır…

Beklenen o yuvasız karabulutu…

Hangi Ahi Evran’ın bereket eteklerine döksem…

Döksem ve kalksam…

Ve artık kalk Anadolu yüreği…

Param parça olan her şeyin için…

Her sabah yeni bir güneş doğuyor…

Ve Alparslanlar gibi bugün benim doğum günüm de…

 

Haftaya farklı bir bakışta buluşmak dileğiyle,

Saygılarımla.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar