Tüketim bizi tüketiyor

Birazdan okuyacağınız satırları belki bir gazete sayfasından, belki de bir bilgisayarın monitöründen ama büyük bir ihtimalle akıllı cep telefonunuzun Amoled özellikli geniş ekranından okuyacaksınız.

Sahi, şu an elinizde tuttuğunuz bu telefon, kaçıncı telefonunuz? Hatırlıyor musunuz?

İlk değil, eminim sonuncu da olmayacak. Çünkü bundan sonra da en son çıkan, daha seçkin özellikleri olan, nitelikli yeni modelleri merak edeceksiniz. Kullandığınız telefon size artık oldukça eski ve sıradan gelmeye başlayacak. Sahip olduğunuz telefon artık ,” herkesin” kullandığı bir model ve bu kabul edilebilecek bir durum değil sizin için. Öyle değil mi?

Çünkü sahip olduğumuz eşyalar, satın aldığımız ürünler, isteklerimiz ve arzularımız, yaşam tarzımız ve tüketim kültürümüz diğer tüm insanlardan farklı olmak zorunda.. Asla birbirine benzemeyen ama istek ve ihtiyaçları da başkaları tarafından belirlenen, bu nedenle de tüketim anlayışı ve yaşayış bakımından aslında birbirinin kopyası olan insan toplulukları…

Sadece bulunduğu topluma ayak uydurmak, kendini kanıtlamak, sosyal alanlarda farklı görünmek amacıyla kendini, sürekli tüketmek zorundaymış gibi hisseden, suni ihtiyaçlı ve her daim bir şeylerinin eksik olduğuna ikna edilen insanlık…

Genel bir bakışla, her ne kadar üretimi, tüketici belirliyormuş gibi görünse de aslında tüketici yönlendirilmekten ve kendisine dayatılan tüketim tarzını alışkanlık haline getirmekten öteye gidememekte maalesef…

Farkında mıyız?

Etrafımızdaki her şey bizi tüketime mecbur kılıyor gibi… Yol üstündeki billboardlarda, bilgisayarda, tablette, telefondaki uygulamalarda bile sürekli bir şeylerin reklamı karşımıza çıkıyor. “ Ne kadar çok şeye sahipsen, o kadar mutlusun! “ algısı zihinlerimize kazınıyor ve zamanla kendi isteklerimize, ihtiyaçlarımıza yabancılaşmamıza neden oluyor.

Artık neyi neden aldığımızı kendimizde bilmiyoruz. Mesela şu an evinizi düşünün. Satın aldığınız çoğu şeyin aslında gerçekten ihtiyacınız olmayan şeyler olduğunu farkedeceksiniz. Onları neden satın aldığınıza dair sizin de bir fikriniz yok değil mi?

Ne yazık ki evlerimiz de artık ev değil, gereksiz ürünler deposu!..

Peki, tüm bu ihtiyacımız olmayan, çoğunlukla aklımızla değil, hislerimize göre tüketimini sağladığımız ürünleri gerçekten neden satın aldık?

Hemen söyleyelim.

İyi hissetmek için. Sadece iyi hissetmek için. Herkesle aynı olmamak ve tekdüzelikten kurtulmak için… Kültürel olarak başka toplumlara benzemeye çalıştığımız ve onlarınki gibi bir tüketim anlayışını benimsediğimiz için. Tükettiğimiz mallar, bir üst hayat tarzının zorunlu parçaları, sosyal statü sembolleri ve çoğunlukla işaret değeri nedeniyle satın aldığımız mallar oldukları için.

Gördüğümüz gibi Batı’ da ortaya çıkan kültürel emperyalizmin ( bir devletin başka devletler üzerinde kendi çıkarları doğrultusunda etkide bulunmaya çalışması) neden olduğu tüketim çılgınlığı ve buna bağlı olarak, farkında olmadan öğrendiğimiz “ gösterişçi tüketim” alışkanlığı aklımıza ve ruhumuza nüfuz etmiş durumda…

“ Gelişmiş batı “ ‘ nın israfçı yüksek hayat standartlarına ayak uydurmaya çalışırken aslında emekleyecek halimizin bile kalmaması geldiğimiz noktanın vahametini açıkça gösteriyor.

Bütün bunları online alışveriş sitelerinde dolaşmayı sosyal aktivite saymamızdan, bedava dağıtılıyormuş gibi mağazalara koşmamızdan, Starbucks kafelerde dışarılara kadar taşan uzun kuyruklardan, avmlerde büyüyen çocuklarımızdan da anlayabiliriz.

 

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki; tüketici, tüketim toplumunda bütün hakimiyetini ve bağımsızlığını yitirdi. Dünya büyük bir tüketim çöplüğü haline geldi. Bizler de bu angarya krallığının hisleri alınmış oyuncuları olduk.

Her gün yeni bir şeyler çıktı ve bu yeni şeyler mutlaka bize uygun ve en gereksinim duyduğumuz şeyler oldu. Ve yapmamız gereken ilk iş, tükenmeden o üründen satın almak.

Neden mi?

Çünkü bu davranışı sergilemenin dışında başka herhangi bir seçeneğimiz yokmuş gibi davranmayı çoktan kabullendik…

Evet şimdi soralım kendimize:

Tüketiyor muyuz?

Tükeniyor muyuz?

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum