Soyutla Beni

Binlerce tuvalin ve tonlarca rengin içinden istediklerini seç. Yüz hatları her insanda üç aşağı beş yukarı aynıdır. Fakat milimetrik farklar herkesi apayrı ve biricik yapar. Bunu biliyorsun. O halde sen de milimetrik menzillerde gözlerimi, burnumu ve ağzımı oluştur. Gerçekçi olsun yani resim evvela. Yalnız, bunun ardından soyutlamayı unutma beni sakın! Sağlam ve gerçek bir zeminin üzerine soyut bir ben inşa et kısacası.

**

‘Depreme dayanıklı soyut bir bina’ olsun bu resmin ismi. Deprem gerçektir çünkü. Hangimiz kaçabiliriz ki bundan? Hem, nereye? Metaverse’e mi? Hiç güleceğim yoktu. Hala yok, o ayrı.

Gerçekçi resimlerde kıyaslar ve ispatlar vardır, biliyorsun. Herkesin harcı değildir bu yüzden, gerçekçi bir resim yapmak. Bir de küçümsemezler mi?

**

Onlar, kendi küçüklüklerine yanmalılar aslında. Ne var ki, senin harcında bu gerçekçi temeli oluşturabilecek malzeme ve ustalık mevcut. Bu girizgahtan sonra gelişme bölümünde ise saygıdeğer bir soyutluk olmalı diyorum. O saygınlığını ta işin zemininden alan. Öyle yalapşap değil yani.

**

Soyutlama kısmında da benim sana verebilecek bir aklım yok başımda. Esin verebilir miyim, onu düşünmeli asıl. Çünkü altının değerini sarraf bilir ve ilhamın aydınlattığı yolda ancak sen görebilirsin önünü. Rehberlik edecek değilim ya ben sana! Sezgim ve aklım bu konuda yetersiz kalır, biliyorsun. Yani soyutlamayı en iyi sen yaparsın. Öyle yalapşap değil.

**

Sorsan herkesin hayatı romandır ve herkes bir portresinin yapılmasını muhakkak ister. İnsanlığın ortak özellikleri işte… Bu kesişimin içindeki sayısız küme elemanlarından birisiyim ben de. Fakat ben sana diyeyim bak, benim hayatım yazılsa roman falan olmazdı. Ne olurdu? Kafiyesiz ve estetikten yoksun bir şiir olurdu belki. Düz yazıyı alt alta yazınca ‘serbest şiir’ olur ya hani. Öyle bir şey işte.

**

Hayatımın roman olmayacağı konusunda anlaştıysak, diğer konuya geleyim şimdi izninle. Herkesin bir portresinin muhakkak istemesi meselesine… Benim istediğim de bu mu şimdi? Senden istediğim, bir portre mi? Bak aslında tam olarak öyle de değil. Soyutlanmayı; bu vesileyle gerçeklikten belki biraz kopmayı istiyorum galiba yalnızca. Ve bunu yapabilecek ustalık sende mevcut!

**

Öyle yalap şap da değil. Sağlam zemin kısmı çok önemli. İspat ve kıyasın karşısına alnı açık bir şekilde çıkıp, dimdik durabilecek kadar kaçamaksız, güçlü ve sağlam bir şeyler… Ne bileyim işte! Soyutla sen beni iyisimi. Gerçeklikten bir hayli uzak bir menzile kadar götürüp, oralarda bir yerlerde bırak beni belki.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.