Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

Rebiyulevvel ayı geldi

Kıymetli okurlarımız, Salı günü itibârıyla rahmet, muhabbet ve sürur kaynağı Rebiyülevvel ayına girdik, hamdolsun. Bu güzel ay, Kâinâtın İncisi, Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhissalâtu vesselâm’ın doğduğu bir mübârek aydır. Ve biz bilindiği üzere, O’nun dünyâya teşrif ettikleri bu kutlu ayda, hep O’nu yazar, satırlarımıza O’nu konuk ederiz. Yine nasipse aynı arzudayız, yine O’nu yazacağımız için çok heyecanlıyız.

Bu arada sizlerin ve ümmeti Muhammed’in Rebiyülevvel ayını mübârek ediyoruz. Sizlere, bizlere bu mübârek aydan, en kâmil istifâdeler diliyoruz, efendim.

Ayrıca bugün bu güzel ayın ilk Cumâsındayız. Haftaya Cuma günü ise 7 Ekim, O’nun doğduğu gün olan Rebiyülevvel ayının 11’i oluyor. O Âlemlerin Solmayan Gülü, Rebiyülevvel ayının 11’inde, dünyâya geldiler. Haftaya O’nun doğumunu yazacağız, nasip olursa. Bugün yazımıza bir rüya anlatımı ile başlayalım istiyoruz;

Zamânın birinde, Peygamber Efendimizi çok seven bir hanım, Rebiyülevvel ayı geldiğinde, bu aya hürmeten Kur’anlar, mevlitler okutur, ziyâfetler verirmiş. Onların da bir Yahudi komşuları varmış, Müslüman hanımın bu heyecanlı hazırlıkları, komşusunun dikkatini çekmiş. Bu hazırlıkların ne için olduğunu, Yahudi hanım eşine sormuş, o da; ‘Onların inandıkları peygamberleri bu ayda doğduğu için, hürmeten Kur’an okutup, ziyâfetler veriyorlar’ deyince, hanım içinden; ‘Ne güzel!’, diye geçirmiş. Yahudi komşu, o gece rüyâsında komşusunun ziyâretine gidiyor, bakıyor ki, evde Kur’anlar okunuyor, yemekler ikram ediliyor, bu hal çok hoşuna gidiyor, o esnâda kapı açılıyor, yüzü güneş gibi parlayan, arkasında da, yüzleri ay gibi parlayan insanlar giriyor.

Yahudi Hanım en arkadakine soruyor; ‘Siz kimsiniz?’ O zatta; ‘Önde giden Âhir Zaman Nebisi Muhammed Mustafa’dır. Bizler de, O’nun sahabeleriyiz’, derler. ‘Ben de böyle ziyâfetler versem, bana da gelir misiniz?’, der. Onlar da; ‘Bunu Rasûlullah’a sor’, derler. Hanım ön tarafa giderek, Peygamber aleyhisselâm’a sorar. Rasûlullah aleyhisselam’da; ‘Bir şartla’, der. O da şudur ki; ‘Müslüman olman şartıyla.’ O vakit hanım hemen kelimei şehâdet getirerek, Müslüman olur. Kadın heyecanla içi nurlarla dolu olarak uyanır, o zamana kadar önemsemediği ezânı Muhammedîyi, gözyaşları içinde dinler ve içinden şöyle der; ‘Şu bey evden biran önce gitse de, ben de hemen ziyâfet hazırlıklarına başlasam. Eşi tam evden çıkarken, döner ve der ki; ‘Hanım akşam vereceğin ziyâfete ne lâzımsa söyle de, alayım.’ Hanım hayretler içinde; ‘Sende mi?’ der. Bu sefer eşi; ‘Evet ben de senin dün gece gördüğün rüyânın aynısını gördüm ve ben de, Müslüman oldum.’ Der.

İşte kıssadan hisse kabilinden, bu güzel aya hürmeten bizlerde, Allâh’ın Rasûlunun doğduğu ayı en güzel şekilde değerlendirerek, İslâm’ın izzet ve şerefine lâyık hareket edebiliriz. Bu ayda her gün, aleyhissalâtu vesselam Efendimize salâtu selamlar göndererek rahmete erişebilir, böylece O’na ahrette kendimizi tanıtabiliriz. Her gün bir cüz Kur’ânı-Hakîm’den okuyarak, sırf O’nun ruhûna bir hatim hediye edebiliriz. O’nunla ilgili bir kitap okuyarak, O’nun hayâtına dâir farklı bilgiler öğrenebiliriz. Yine O’nu anlatan eserleri alıp, çevremize peygamberimizi tanıtmak amaçlı hediyeler verebiliriz. O’nu anlatan sohbetlere ve konferanslara gidebiliriz, değil mi? Şuna inanalım ki, O’nun ruhûnu şâd edici her çalışmanın, bize dünya ve ahirette güzel geri dönüşümler olacaktır, inşallah.

Kâinâtın Sultânı Peygamberimiz aleyhissalâtu vesselâm’ın nasıl bir kıymet ve değerde olduğunu biz Müslümanlar bilebildiğimizi, O’nu çok sevmek adına kendimizce bireysel ve toplumsal olarak birçok şey yaparak sevgimizi ispat etmeye çalışmalıyız. Bir Müslüman için en büyük ideallerden birisi de, O’nun sevgisine erişebilmektir. Ancak tabi bu sevgi, öyle hemen kolaycacık elde edilebilir bir sevgi değildir. Sevgi ispat ister, bedel ister. Ferhat Şirin’e olan sevgisi uğrun dağları deldi, Leyla ile Mecnun’da ha keza. Bizler de, Peygamber sevgisine erişmek adına, O’nun doğduğu şu kutlu ayı vesile yaparak, Peygamber sevgimizin boyutunu sorgulayabiliriz. Yukarıdaki paragrafta belirttiğimiz hayırlı çalışmaları yapabiliriz. Hem kendimize hem âile efradımıza Peygamber sünnetlerini hatırlatabilir ve O’nun sünnetlerini hayâtınıza taşıyarak, O’na olan sevgi ve muhabbetimizi tazeleyebiliriz Peygamber sevgisi emek ister, çalışma ister, sebat ister. O Allah Teâlâ’nın En Sevgili Kulu, El-Emin iken, Kâinâtın Son Nebî’si olunca, ne kadar ezâ ve cefaya katlandı. Bilindiği üzere Hakkı, hakikati öylesi kirli bir çağda tebliğ etmek, kolay bir iş değildi. Biz ne çektik ki peygamber sevgisi uğruna?

İslâm’ın yayıldığı ilk senelerde, Hakkın ve hakikatin tesis edilmesi yanlışı işleyenler, kötülüğü âdet hâline getirenler için istenmeyen bir durumdu ve bu iş çok zorluydu. Çünkü hakkın ikâme edilmesi, bâtılın izâlesi demekti. Buna elbette zorbalıkta ısrarla devam edenler izin vermeyeceklerdi ve işte Peygamberimiz aleyhissalâtu vesselam, Muhammedur Rasûlullah olunca, her kolay zorlaştı, hak ve bâtıl mücâdelesi başladı. Bu zorlu mücâdele Hakkın üstünlüğü ile neticelendi. Nasıl geçmişteki hakikatler böylesi tecelli ettiyse, bugün de aynı mücâdeledeki kılavuzumuz, peygamberi düsturlardır. Karşılaştığımız her müşkül durumda Ümmeti olarak O’nun sünnetleri, şaşmaz huzur ölçülerimizdir.

Mübârek Rebiyülevvel ayında, Şanlı Rasûlümüzün hayâtını tekrardan hayâtımıza koymaya ne dersiniz? Efendimizin şefaatlerine erişmek temennisiyle, hayırlı Cumâlar. …

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.