1. YAZARLAR

  2. Mehmet Ali Uz

  3. 12 Eylül'ün Sanıkları ve Mağdurları
Mehmet Ali Uz

Mehmet Ali Uz

SOHBET
Yazarın Tüm Yazıları >

12 Eylül'ün Sanıkları ve Mağdurları

A+A-
Son Anayasa değişikliği ile 12 Eylül Darbesi faillerinin yargılanması yolundaki engel ortadan kalktı. Demirel’in tabiriyle keser döndü, sap döndü ve kel göründü. Her halde böyle bir gün hesabın ters döneceğini bilmiş olsa idi, Demirel de son darbecilerden yana tavır koymazdı.
Kimler hakkında takibat yapılacak henüz netleşmiş değil. Tabiatıyla ilk takibata uğrayacak olanlar Kenan Evren ve arkadaşları olacak. Fakat mesele bunlarla bitmez. Her kademede, her ilde bunların fahri uşakları da vardı. Şimdi 12 Eylül mağdurları bunlardan şikâyetçi olmayacaklar mı? Bunların yakalarına yapışılmayacak mı?
Sanıklara işkence ile suç kabul ettirenler, aylarca, yıllarca suçsuz insanları zindanlarda çürümesine sebep olanlar ne olacak?  O, Mamak işkenceleri hakkında az mı yazılıp çizildi. Az insan mı sağlığını ve akli dengesini kaybetti. Bunlardan hiç hesap sorulmayacak mı?
12 Eylül Darbesi’nden sonra Konya’da Emniyet Müdürlüğünde bir Siyasî Şube müdürü vardı. Bunun, bütün sağcı-solcu  bilhassa ülkücü gençlere yaptığı işkenceleri bilmeyen yoktur. Sanıklar üzerinde aylar sonra bizzat gözlerimizle işkence izlerine şahit olmuştuk. Bütün ülkücüler bu işkenceci adamın adını bilir. Muzaffer Onüçyıldız adında bir müvekkilimiz vardı. Onun elinden, Emniyet binasının bilmem kaçıncı katından ölümüne atlayarak kurtulmuştu. O delikanlı o zamanlar hastaneye kaldırıldığı için işkenceden kurtulan tek sanıktı. Sonunda diğer pek çok arkadaşı gibi o da berat etti.
O dönemde hakkıyla görevlerini yerine getiren, kimseye uşaklık yapmayan sivil ve askeri savcı, mahkeme üyesi olduğu gibi bunun tersini yapan görevliler de vardı.  O zamanlar Askeri Yargıtay’dan da pek çok adil karar çıkmıştı. Bunları da biliyoruz.
Ama öyle bazı görevliler de vardı ki, sağcı-solcu binlerce masum gencin aylarca, yıllarca hapis yatmalarına sebep oldular. Ailelerini perişan ettiler.
Konya’da bir askeri savcı vardı. Bir münakaşa sırasında “Bu yaptığınız hukuka aykırı değil mi?” dediğim zaman, “Ben hukuk mukuk tanımam” demişti. Bir hukuk adamı böyle bir söz söyleye bilir mi?
Sıkı Yönetim Mahkemeleri Konya’dan Malatya’ya kaldırıldı. Orada Sıkıyönetim Mahkemesi’nde son girdiğim bir dava vardı. Vaktiyle kırk kadar sağcı genç hakkında bir dava açılmış, sonunda hepsi berat etmiş, fakat bu arada altı ay tutuklu kalmışlar. Bunlardan bir genç, yurt dışında olduğu için onun dosyası ayrılmış. Ailesi genci, vatandaşlıktan çıkarılacağı gün bana getirdi. Birlikte Malatya’ya gittik. Yukarıda bahsettiğim savcı o gün nöbetçi imiş. Genci tutuklama talebiyle mahkemeye sevk etmeye kalktı. Savcıya arkadaşlarının aynı suçtan berat ettiğini hatırlatınca, “Onlar altışar ay yatmış, bunun da yatması lâzım” demez mi? Yani sanığın suçlu olup olmaması önemli değil. Önemli olan hapis yatması onun için. Genç, Celâl Kalyoncu Bey sayesinde tutuklanmaktan zor kurtuldu. Bunlar birkaç basit örnek. Örnekler daha da çoğaltılabilir.
Doksan yaşına yaklaşmış veya aşmış insanların yargılanmasından kimse zevk almaz. Yalnız mağdurların bunlarla hesaplaşması yanında, bundan sonra darbeye kimsenin heveslenmemesi ve bunlara uşaklık edenlerin suçlarının yanlarına kâr kalmamasının bilinmesi meselesi son derece önemlidir.
1960 Darbesi’nden beri, Türkiye’deki darbelerin bir türlü önünün keselememesinin sebebi, darbecilerin yaptıklarının devamlı yanlarına kâr kalması ve cezalandırılmamaları olmuştur. Milletin,  görülmekte olan Ergenekon Davası’nı merakla takip etmesinin en önemli sebebi de budur.
Bazı partiler ve insanlar, Ergenekon Davası sanıklarına sahip çıkıyor ve avukatlığına soyunuyor. Karar verilinceye kadar hiçbir zanlıya suçlu gözüyle bakılamaz. Amenna... Fakat bunlar, yargılanmaları sonunda ceza alırlarsa, bugün bu sanıkları savunanların durumları ne olacak? Bu adamlar şimdi suç işlemiyorlar mı? Savcılar sonunda bu adamların ve partilerin yakasına yapışmayacak mı? Hadi bunlardan vazgeçtik. O zaman milletten utanmayacaklar mı?
Hukuka, insan haklarına ve yargıya saygılı olalım, ama hukuk devletinde kim olursa olsun, işlediği suçun cezasını mutlaka çekeceğini de unutmayalım.   
Bu yazı toplam 4275 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.