1. YAZARLAR

  2. Şevki Çobanoğlu

  3. Avrupa Birliği ve Türkiye -20-
Şevki Çobanoğlu

Şevki Çobanoğlu

EKONOMİK MESELELER
Yazarın Tüm Yazıları >

Avrupa Birliği ve Türkiye -20-

A+A-
Batı dünyası, Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağımlı bir Rum devleti olmasından yanadır. Kıbrıs’taki Türkler ya adadan atılmalı, ya da zulüm ve işkencelerle yok edilmelidir. Batılı ülkeler, bunu istemektedirler. Başta ABD olmak üzere İngiltere, Almanya, Fransa gibi devletler bu işin öncülüğünü yapmaktadırlar. KKTC’yi ve Rauf Denktaş’ı taviz vermeye zorlamışlardır. Bu konuda Rauf Denktaş şöyle diyor: “Eğer herhangi bir baskı ile ister AT, ister ABD, ister Sovyetler olsun Kıbrıs’ta bir taviz verilirse! Türkiye’den bu tavizi koparanlar Ege’de, bölücülükte ve Ermeni meselesinde yeni yeni tavizler koparacaklar. Şu anda bütün dünya bizden taviz vermemizi istiyor ve ABD başta olmak üzere bizi sıkıştırıyor. ”
Ayrıca Rumlar, Kıbrıs’ta Türk bölgesine girmek için zaman zaman sınır delme eylemlerinde bulunmaktadırlar. 19 Temmuz 1989 tarihinde Rum kadınların Türk sınırını geçmeleri sonucu 108 Rum, KKTC tarafından tutuklanmıştır. Bu olaylar neticesinde gerek Amerika, gerekse AB ülkeleri KKTC’yi kınayarak eylemcilerin şartsız salıverilmesini istemiştir. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Perez De Cuellar, derhal harekete geçerek, tutuklanan Rum kadınların haklarını korur pozisyona girmiştir. Batı’nın bütün emeli Kıbrıs’ı tamamen Rumlaştırmaktır. Yapılan plânların bu yönde olduğu çok açık ve net bir biçimde ortadadır.
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın Bulgaristan’dan Türkiye’ye gönderilen Türkleri, Kıbrıs’ın Maraş bölgesinde bir kısmının misafir edileceğinin mümkün olduğunu açıklaması, Batılı ülkeleri hemen ayağa kaldırmıştır. Bu konuda Zaman Gazetesi’nden Alper Gazigiray’ın 27. 1. 1989 tarihinde Rauf Denktaş ile yaptığı röportaj aynen şöyle:
- Yeni bir yerde aslında siz Maraş’a Bulgaristan Türklerini davet etmeseydiniz dünya hâlâ sessiz kalacaktı diyebilir miyiz?
- Denktaş: Bizim çağrımıza yapılan tepki meselesinin mahiyetini çok iyi anlatmaktadır. Bulgaristan’da Türklere yapılan insanlık dışı muameleye çıtlarını çıkarmayanlar, Kıbrıs’ta şu anda iskâna kapalı Maraş bölgesinde boş evlere dahi Türklerin misafir edilmesine dayanamadılar. Türk’e yapılan zulmün mübah, boş evlere dokunmanın günah olduğunu biz de öğrenmiş olduk…
- Şu anda Maraş’ta otuz bin kişilik bir boş iskân sahası varken, sizin teklifiniz yapıcı bir teklifti. Türkiye bunu nasıl karşılamıştı?
- Denktaş: Güvenlik Konseyi başta olmak üzere bütün dünya ayağa kalkınca Türkiye’de “böyle bir şey olmaz kimseyi Kıbrıs’a göndermiyoruz” şeklinde açıklama yaptı. Biz de olayı sadece insani açıdan yaklaştığımızı dile getirdik. Ve böylece mesele kapanmış oldu.
Türkiye’nin 20 Temmuz 1974’te yaptığı “Kıbrıs Barış Harekâtı” ile adada yaşayan Türkler, Rumların zulüm ve işkencelerinden kurtarılmıştır. Müdahale sonunda ada, KKTC ve Rum Kesimi olmak üzere ikiye bölünmüştür. Ancak o tarihten bu yana ortaya atılan “Ortak Devlet Tezi” (yani Türkler ve Rumlar yine eskisi gibi beraber olsun isteniyor), Batı’nın yeniden adaya Rumların hakim kılınması yönünde sinsi plânlar hazırlandığını çıplaklığı ile ortaya koymaktadır. 0
“Kıbrıs Ortak Devleti Tezi” üzerinde Rauf Denktaş (KKTC Cumhurbaşkanı), Yorgo Vasilliu (Rum Kesimi Lideri), Perez De Cuellar (BM Genel Sekreteri) arasında üçlü yapılan görüşmeler sonuçsuz kalmıştır. Çünkü bu toplantılarda Kıbrıs’ın Rumlara verilmesi gerektiği yolunda Perez De Cuellar ile Yorgo Vasilliu beraber olup (ABD ve Batı’nın desteği ile), Rauf Denktaş’a “taviz” için baskı yapmaya kalkışmışlardır. Sonuçta Rauf Denktaş görüşmelerden çekilmiştir. 7 Ağustos 1989 tarihinde BM Genel Sekreteri Perez De Cuellar’ın Kıbrıs’taki Özel Temsilcisi Oscar Camilion, Rauf Denktaş ile görüşme yapmıştır. Görüşmede BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için hazırladığı taslağı, Oscar Camilion, Rauf Denktaş’a vermiştir.
Ancak BM Genel Sekreteri’nin sunduğu taslakta KKTC’den istenen tavizler ve yapılan baskılar üzerine, Rauf Denktaş sert açıklamalarda bulunmuştur. Rauf Denktaş BBC Radyosu’na verdiği demeçte, “KKTC olarak çok yönlü ve büyük baskılar altındayız. Batı ülkeleri bizim, kabul edeceğimiz veya mümkün olmayan anlaşmaların altına imza atmamızı istiyorlar. Biz ise, sadece anlaşma yapmış olmak için anlaşmaya yanaşmıyoruz. Bu baskılara rağmen kendi davamızı savunacağız” demiştir. Ayrıca BM Genel Sekreteri Cuellar’ın, Rumlara menfaat sağlayan yönde hazırladığı Kıbrıs taslağını kabul edilmez bir teklif olarak belirten Denktaş, “Cuellar’ın ortaya koyduğu görüşler, baz kabul edilebilecek görüşler değildir” demiştir. ABD ve İngiltere’ye de tepkilerini dile getiren Denktaş, “Kimsenin, bize görüş empoze etmeye veya rızamız olmadan ortaya baz koymaya hakkı yoktur” demiştir.
Bugün bu olaylar ve yaşanan hadiseler göstermektedir ki, Kıbrıs alenen Rumlara verilmek istenmektedir. Batı bu konuda kararlı görünmekte ve plânlarını da bu doğrultuda yapmaktadır. Hatta Kıbrıs meselesi, Türkiye’nin milletlerarası anlaşmalarında bile pazarlık konusu yapılmak istenmektedir. Bu konuda Amerika ve Avrupa perde arkası oyunlar peşindedir.
Özet olarak şunu deriz ki, 1974 Kıbrıs Harekatı öncesini yaşayan Rauf Denktaş ve Türk insanı, Batı’nın vahşet kokan tekliflerine boyun eğmemelidir. “Hani Türk askeri gelmedi” endişelerine şahit olan Rauf Denktaş’ın telefonla “Hiç olmasın bir tane de olsa asker gönderin, halk görsün. Hiç olmasın bir tane de olsa tank gönderin, halk çok endişe içinde” diye harekâtı yürüten komutanlardan talepte bulunması tarihi bir vakıadır. (Rauf Denktaş, 1974 öncesi o acıklı günleri, Mehmet Ali Birand’ın hazırladığı “Kıbrıs Belgeseli”nde çok duygulu olarak anlatmıştır. O günleri yaşayanlar, inşallah Rumlar karşısında masa başında yenik düşmezler ve uyanık davranırlar. )
Kıbrıs’ta 1974 öncesi o acı günlerin geri gelmemesi için tek çözüm yolu; Rumların ve Türklerin ayrı ayrı bölgelerde yaşamasıdır. Rumlar kendi bölgesinde yaşasın, Türkler de kendi bölgelerinde yaşasın. KKTC’nin bağımsızlığı için gerekli çabalar harcanarak, var olan bir devlet sınırlarına sahip olunsun. Aksi halde “yine tarih tekerrür eder. ”
Devam Edecek
Bu yazı toplam 2743 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.