Hüzeyme Yeşim Koçak

Hüzeyme Yeşim Koçak

Taşlar Konuşunca

Başka âmiller, ilham kaynakları, sayısız sebep de vardır kuşkusuz. Eser ortaya çıktıktan sonra da vesile bulmak, ilgi kurmak, bahane yakıştırmak(!) kolaydır.
Bazen bir hikâye menkıbe, belki yanlış bir değerlendirme yahut okuma(ma)nın kalbi yaralayan sonucu, yazarın kimi kitabının doğuşuna eşlik eder.
Sadreddin Konevî Hazretlerinin türbesinin bir Fatiha okuyarak önünden geçer giderdim. Sonra Yazarlar Birliği’ndeki ve Sadreddin Konevî Camii’ndeki bazı okumalara katıldım. Farklı bir lezzet almaya başladım.
Okumalardan birinde Onunla ilgili menkıbeler ele alınacaktı, nitekim kitabı da dağıtılmıştı.
Menkıbeleri okuyacak şahıs kitabı eline aldı, galiba okumayı yarıda kesti, “Ben felsefesini anlatacaktım, bana bu görevi verdiler” dedi. Durumdan açıkça memnun değildi.
Bu büyük âlimi tanımıyordum, felsefesini anlayacak bilgim ve kapasitem yoktu lakin menkıbeleri seviyordum. İçinde bazen mübalağalı unsurlar olsa bile tesirliydi ve bir münasebet kuruluyor, yakınlık âşinalık duygusu veriyordu.
Ki programlara gide gele “ Hazretin ölüm tarihini duyduğumda, sanki o an yenice çok yakın bir sevdiğim vefat etmiş gibi oldukça garip denilebilecek bir hüzne teessüre kapılmıştım. 13. Yüzyıl nere, 21. yüzyıl nereydi.
Muhtemelen kalbin anladığı bir şeyler bulunuyordu. Özellikle Taş Hikâyesinden çok etkilenmiştim.
Taşlar hem hocaları, hem talebeleri anlatıyordu, âşıkların sembolüydü. Gönül eğitimi ve yolculuğunun işlemesiydi. Dün ve bugündeki aslını arayan insanın ruhî gelişim hikâyesiydi.
Bu nevi hikâyeler; muhabbetli çağlardan, Konya’dan, Mekke’den Medine’den, Şam’dan, Endülüs’ten günümüze uzanan huzur nefesleri, aşk köprüleriydi.
Dolayısıyla o tavırdan incinmiştim.
Denize dalıp inciler çıkaramasanız da, kıyıdan da olsa denizi görmüş, bir farkındalık yakalamıştınız.
Eşyanın hakikatini bilmiyoruz. Biz mucizelere, kerametlere inanırız. Kaldı ki Cenabı Hak kendi yarattığı kanunları elbette değiştirme kudretine sahiptir ama mesele o değildi.
Taşlar da yol gösterirdi, siz anlamasanız da. Mütercimler devreye girerdi bazen. Bir perde yırtılır; tohumlardan biri çatlar; bir açılma, aydınlanma gerçekleşirdi. Yüreğinize zamanı ve mekânı aşan yüce bir ses gelirdi.
Araştırmalara giriştim. Gariban bir kuş, çelimsiz bir karınca olsanız da, işiniz ateşe su taşımaktı. Ayrıca Abide Şahsiyetler hakkında her seviyeden kitaplara ihtiyaç vardı.
NEFHA(Şeyh Sadreddin Konevî Esintileri) romanı böylece ortaya çıktı.

Şeyh Musa es-Sadrî’nin, Sadreddin Konevî Hz. menkıbelerini ihtiva eden Regâyibü’l- Menâkıb kitabında geçen “Taş hikâyesine” kısaca değinelim:
“Sadreddin Konevî ve ailesi Mekke’den Konya’ya doğru yola çıkmışlardı. Kervanları, çölde mavi bir taşın olduğu yerde konakladı.
Şeyh Sadreddin şaka yollu “Bugün bu mavi taşın konuğu olalım” dedi. Eşyalarını oraya aldı.
Gece ibadet ederken, taş ayağına süründü: “Dün gece, bu değersiz de misafirdiniz. Bu gece de, bendeniz uygunsa Cenâb-ı Hazretinize misafir olayım” dedi.
O gece Tanrı’ya dair, maneviyat ve marifet sırlarından keyifli konuşmalar yaptılar. Akşam başka bir yerde konakladıklarında baktılar ki taş, seccade gibi kıble tarafında gene duruyor.
Sadreddin Konevî’nin emirleriyle taşı, bir deveye koyup, Şam’da Ümeyye Camii yakınlarında bıraktılar. Sadreddin Konevî bütün mallarını Şam’daki yoksullara dağıtıp, sonra bir fakir gibi Şam’dan göçüp, nihayet Konya’da Çeşme Başı’nda durdu.
Sevgiliyle hemdem olmanın zevki, safası unutulur gibi değildi. Kâmil insan bir neydi; ebediyete kadar nağmelerine kulak verilirdi.
Taş “Yazık ki, şimdiye dek, kendi nefsimi yurt edinmiştim, ne çirkindi” dedi.
Ayrıca taşlık illeti, keyfiyeti tedavi edilebilirdi. Hakk’a bigâne olan küfrün vasıfları ve marazı gibi değildi.
Taşa bu bildirildi. İzleri takip edecekti. Ayaklanmalı, harekete geçmeliydi. Artık yosun ve küf tutamazdı.
Bütün benliğinden taşan bir zevkle, engelleri aşarak, yuvarlana yuvarlana, uçurumlardan aşağı düşerek, tepeleri çıkarak, yokuş aşağı ve yukarı, dikey ve yatay, fakat içi yanarak yolculuk ediyordu. Hareket ettikçe, mesafe yakınlaştıkça “elmaslaştığı” hissine kapılıyordu.
Ertesi akşam, başka bir mekânda karar eylediler. Sabah olunca “Sevgili” bir baktı ki, “âşık taş” dayanamayıp yerinden kopup gelmiş, mekânı, sevdiklerini, varını yoğunu terk edip, safralarını atmış, seccade gibi kıble tarafında duruyor.
Şeyhü’l-kebîr’in Şam’dan göçmesinden tam yirmi üç sene sonra, mezkûr mavi taş, artık sarı bir renk almış, Konya’da Şeyh’in yanına çıkageldi.
Selâm verip dedi ki: “Cenâbınız ile birlikte defnolup, birlikte haşrolalım.”
Ve Yüce Allah’a yalvardı ki: “Onun mevcudiyetiyle gölgeleneyim. Bedenimin her zerresine, Onun sevgisi yayılsın. Ölüydüm, dirileyim.
Taş bağrım parçalansın! Bütün yönler, dilli dilsiz cihetler, çizilmemiş hedefler “Aşk Yolu’na” çıksın!
Davud’un ellerindeki; Hıra Dağ’ındaki, Tur-i Sina’daki talihli taşlarla bir olsun. Örümcekli, güvercinli bir mağaranın serinliğinde gönensin. Bedirlerle küffarı yensin. Değdiğim yerde Kem İblisler devrilsin!”
Sonra dedi ki: “Kerem edin, ayakucunuzda dinleneyim.”
Hazreti Şeyh buyurdular ki:
“Taşı buraya koyun. Ta kıyamete değin seccade ola!”
Nihayet, Sadreddin Konevî’nin kabrinin başucuna yerleştirildi taş. Artık ebediyete kadar ayrılmayacaklardı. Aşkı bir taş gibi dikilmişti.
Ve… mutluluktan yarıldı. İçinden “Mecnunlaşmış”, Leyla peşindeki nice Kays çıkacaktı.
Karşısında ise Konevî’yi de bağrına alan bir Yârler Zinciri, en son “Nihaî Sevgili” uzanıyordu. (Hüzeyme Yeşim Koçak, Nefha, Akçağ, 2016)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hüzeyme Yeşim Koçak Arşivi

Yazarlık Hikâyeleri

19 Nisan 2026 Pazar 12:50

Büyüyünce Roman Olacağım

12 Nisan 2026 Pazar 14:51

Eskimez Bir Hikâye

05 Nisan 2026 Pazar 13:31

Kiraz Zamanı

29 Mart 2026 Pazar 14:56

Bayramınız Mübarek Olsun

15 Mart 2026 Pazar 12:52

Aşk, Perdeler ve Kadın

08 Mart 2026 Pazar 13:24

Millî Edebiyatçımıza Selâm

01 Mart 2026 Pazar 13:13

Aşk ve Perdeler

22 Şubat 2026 Pazar 12:30

Pencereler ve Perdeler

15 Şubat 2026 Pazar 12:34

Çöp/ Çöplük/ Çöpleştirme

08 Şubat 2026 Pazar 13:00