Hüzeyme Yeşim Koçak

Hüzeyme Yeşim Koçak

İşsizliğin Böylesi

Türkiye’de 2026 senesi TÜİK verilerine göre işsizlik oranı yüzde 8,1 seviyesinde açıklandı ve belirtilenlere göre azalma kaydediyor. Ancak basında yer alan bir habere göre “Atıl işgücü oranı yüzde 31,5, bu da “Yaklaşık 11 milyon insana” tekabül ediyormuş. Velev ki rakamlarda bir hata olsun, gerçek işsiz sayısı 7 ila 8 civarında bulunsun. Az şey midir, bu yüzden ne dramlar, facialar yaşanıyor hepimizin şahit kaldığı.

***

Bu meselenin bir ciheti. Maruz kaldığımız türlü tehlikeli durumlar, menfi bir gidiş söz konusu. Mesela, farklı düşünürlerin de temas ettiği, “Günümüzde halklar Avrupa adlı dolabın çekmecelerinde yatan bir cesede benzetilebilir” diyen Fransız felsefeci Jean Baudrillard’ın(1929-2007) değindiği, önümüzdeki başka sıkıntılı konular var.

Otomatlaşma, gelinen teknik merhale ve daha ötesi, inkâr edemeyeceğimiz tatsız gerçekler. Şok üstüne şoklar, müzmin yaralar. “İnsanın devre dışı bırakılması”, varlığının anlamsızlaşması, “insan ve sahip olduğu değerlerin modasının geçmesi”.

“ …gerçekle tüm bağlar koptu ve eski büyük düşlerin yerini şok dalgaları kapladı. Her yeri sarıp sarmalayan terör, herhangi bir uç saldırı değil, tam da küresel gücün ürettiği hegemonyanın kendisidir. İktidarlar kendi güçlerini temsil etmekten başka hiçbir temsil gücüne sahip değiller artık, yalnızca göstergelerle oynayarak güdümlemeye hazır kalabalıkları yönetiyorlar.”

“…tekniğin küresel güce özgü hegemonik özelliklere sahip olduğu bir aşamada, insan yalnızca özgürlüğünü değil, kendi hakkında düşler kurma yetisini de yitirmektedir. Bugün insan, boyun eğdiği makinelerin onun yerini alması nedeniyle, çalışma düzeninin çok ötesine geçen zihinsel ve varoluşsal bir işsizlikle karşı karşıyadır. Bu alışageldik anlamda teknik bir işsizlik değildir, çünkü bu makinelerin bozulmasıyla ilgili bir konu değil, tam tersine makinelerin böylesine kusursuz olmaları nedeniyle soyu sürdürmenin bile otomatikleştiği bir dünyada yaşamın anlamsızlaşması ve bir işe yaramamasıyla ilgili bir konudur. Bundan böyle başına neler geleceğini tahmin bile edemeyecek durumdaki işe yaramaz insanın ortadan kaybolmadan önce yaşayacağı son evre budur.” (Can Çekişen Küresel Güç, s. 69-70)

Som kötülüğün egemenliğinde kalp ve zihnin işlevsizleşmesi, körleşmesi, hayatın boşalması, bize maddiyatın ötesinde bir mana, fikir, hareket merkezi, öz sunamaması.

“Yorumlamaktan, üstünde düşünmekten ya da bir şeyler gerçekleştirmeyi düşlemekten, nesnel bir araca dönüştürmekten vazgeçtiğimiz, daha da iyisi onu iyileştirmek, iyileştirilebilecek bir şeye dönüştürmekten, kusursuz bir hale getirmek için –bizi doğal bir şekilde arkamızdan ittiği- akıl almaz girişimlerde bulunduğumuz dünyanın ulaştığı son aşama budur.

Bu dünyanın artık bize ihtiyacı yoktur. Dünyaların en güzelinin insana ihtiyacı yoktur(…)” (Bizim de ona ihtiyacımız yok sanki. Değişik bir cehalet türü kayıtsızlık ve umarsızlık görünüyor.)

“Her türlü fiziksel yetersizlikten çok daha önemli bir şey olan simgesel teslimiyet, iradenin bozguna uğraması. Aklın, iradenin, düş gücünün feda edilmesi” ( Jean Baudrillard, Can Çekişen Küresel Güç, terc. Oğuz Adanır, DoğuBatı. 2017, s.70-71)

***

Üzerinde yaşadığımız dünya, kendimiz, yönümüz hakkında, asgarî yaşama geçinme şartları dışında bir düşüncemizin, gayret ve emeğimizin bulunmaması; toplumların küresel rüzgârlara boyun eğmesi, ne idüğü belirsiz bir gelecekte sürüklenmek. Saplanıp kalmak.

Bir inanç taklidiyle, Hakikat Güzellik peşinde artık kimse koşmaz, gereksinim duymaz. Emaneti yüklenen insanın yeryüzünü boğan Şerle mücadele gücü de bulunmaz.

Başka canlılarla aramızdaki sınırların kalktığı, “şerefli şuurlu bir varlık” olarak zatımızı tanımlayamadığımız, üstünlüğümüzün farkına varmadığımız, körü körüne, korkunç karanlık seyirler…

Geçenlerde bir filmde gördüm, insanlardan ümidi kesmişler besbelli, dünyayı kurtarmak, temizlemek için uzaylılardan(!) medet umuyorlardı, yandık.

Belki de günün birinde yel değirmenleriyle savaşan masal kahramanlarını(!) Keloğlanları bile ararız.

Desek de.. karınca yürüyüşü ve direnci sürüyor. Umutsuz değiliz, insana yakışanı yapmalıyız.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hüzeyme Yeşim Koçak Arşivi

Koyuna Bakışlar

03 Mayıs 2026 Pazar 13:31

Taşlar Konuşunca

26 Nisan 2026 Pazar 11:59

Yazarlık Hikâyeleri

19 Nisan 2026 Pazar 12:50

Büyüyünce Roman Olacağım

12 Nisan 2026 Pazar 14:51

Eskimez Bir Hikâye

05 Nisan 2026 Pazar 13:31

Kiraz Zamanı

29 Mart 2026 Pazar 14:56

Bayramınız Mübarek Olsun

15 Mart 2026 Pazar 12:52

Aşk, Perdeler ve Kadın

08 Mart 2026 Pazar 13:24

Millî Edebiyatçımıza Selâm

01 Mart 2026 Pazar 13:13

Aşk ve Perdeler

22 Şubat 2026 Pazar 12:30