Hüzeyme Yeşim Koçak
Ziller Kimin İçin Çalıyor
Zilimiz dün değiştirildi. “Eski zil”, civardaki diğer seslere karışan, kuş sesine benzer bir cıvıltıydı. Gerçek kuş sesine uzak olduğumuzdan belki, arada boğulur, kaynar giderdi.
Şimdi çalan zili, benzerlerinden ayırıyoruz. Zilimizi tanıyoruz. Ve çaldığında toparlanıyoruz.
Herhalde uykumuzdan uyandırmak için de farklı “olay sesleri”, “ziller” gerekecek. Alıştığımız düzene “yeni düzenler”, ikaz vasıtaları gelecek. Sarsıcı, hiç ummadığımız, sıkışmış, “çerçeveli aklımızın” almadığı, hayal bile edemediğimiz durumlar bize apansızın eşlik edecek.
Belki bir gün, birdenbire ayrımına varacağız ki; ziller hep çalmış. Bazen biz zillere basmışız; bazen bizimkine basılmış, kulak asmamışız... İşaretler verilmiş, kulağımız çekilmiş, yeni ziller hediye edilmiş duymamışız...
Ziller çın çın ötecek. Kapı zilleri, telefon zilleri, sosyal medyanın azîz zilleri; postacının, sevdiklerimizin, satıcının, dilencinin, dünya taleplerinin ve bizim isteklerimizin ki birbirine girecek. Yahut hepsi bir potada eriyecek. “Zillerin diyaloğu” gündeme gelecek.
Ses, bazı zırlar gibi, vızıldar, bazen de mızıldar gibi gelecek. Gönülden gelen, cızırdayacak... Telâşla, bir o yana, bir bu yana koşturacağız.
İçimizde bir gizli zil; durmaksızın çalacak. İşitmemek için, sesini kısacağız... Görünmez Sorguculara da: “Kusura bakmayın! Zilim bozulmuş.” numarasını, yapmayı kuracağız. “Paslanmış da olabilir tabii... Avrupa’sını takamadık ki.”
Teneffüsün, mektep zilinin sesi duyulacak kimi zaman... Ama biz hep, çalışmadan “nefeslenmekten” yana olacağız. “Dünya Mektebinde” okumayacağız, kaytaracağız. Dershanelerden kaçacağız. Öğretmenlere sokulmayacağız. Elimize “karne” yerine, zil verilecek. İşte o zaman ayacağız. Uyanacağız.
Kimileri için “zil sesi” asude baharları, terü taze şafakları, cennetsi sabahları olan buğulu bir “iklim güzelinin” açılışını hatırlatacak. Yahut hep mesrur, biraz mahmur, aşka uyanışların özlemiyle dolu; “saadet zillerinin” sesini duymayı bekleyeceğiz.
Kimileri; “Saadet, öyle zil çalarak gelmez. Felâketin etekleri zillidir.” diyecek. Aldırmayıp, ümitlerimizi önümüze katmış, sürükleneceğiz.
Kapının her çalışında ve her kapı açılışında uyanıklığımız sürecek. Ama gözlerimiz tamamen açılacak mı bilemem. Zillerle, gelen misafirlerle, yarı uykulu eşirgeneceğiz.
Ara sıra, zil peş peşe çalınacak. Açacağız ve farklı bir postacıyla karşılaşacağız.(Karşısında Azrail Aleyhisselamı gören adam şaşırmış. “Zile de basmadın, insan bir haber verir; toparlanır, yaşadığım yeri evimi bir düzene sokardım” diye yakınmış. Azrail gülmüş: “Oysa sen doğduğunda ben zile basmıştım” demiş. )
Dünya, devasa bir zildir oysa kocaman bir kulak gerek ona, geç anlayacağız...
Bazı kere, başka kapıların çalındığını sanacağız. Beş duyumuz “sanal zillerin” sesine ayarlanacak. Ve biz hep sanal kapıları ve sanal zilleri çalacağız.
Kimi zaman, yüreğimizde ziller yerine çanlar çalacak. Birileri gelip, çanları susturacak, çanın yüreğine ot tıkayacak... “Yürek Ülkesinde çanların işi ne?” diye ruhanî fısıltılar dolaşacak... “Sonsuzluk Zili’ne” bir bir basılacak.
Yolculuğumuz sırasınca, sahte ziller eteklerimize ayaklarımıza takılacak.
Şer Müzisyeni Zilzen, çaldığı “Gerçek boyalı” yalancı zillerle bizi oyalayacak.
Hakikatin müziğini yapan adamsa, bizi uyandıracak... Kavalından yanık ilahiler duyulacak.
“Sahibimizi unutmayalım” diye boynumuza çıngıraklar takılacak. Ve kulluğumuz, boynumuzda bir halka, ezelden boyunduruğumuz; Hakk buyruğumuz olarak şıngırdayacak.
Zil sesleri değişecek, çeşitlenecek ve renklenecek... Bize ait olanı seçeceğiz... Karmaşıklaşacak, belirsizleşecek, kandıranları, uyutanları çıkacak.
Ziller çoğaldığı gibi, “Zilli”ler de artacak. Gözümüzün, gönlümüzün içine sokulmaya çalışan arsız, “zil zurna zilliler mi; yoksa ölümsüz zamanlarınki mi? Tefrik ettiğimizde, “zil takıp”, oynayacağız.
Asrın, bizi ayartan “çıplak (zilli) uyarıcı”larından kaçacağız. Her yerine zil taksalar, çıplaklıklarını asla örtemezler, kanmayacağız.
Zil takmış, “zilli uyandırıcıların” ipine yapışacağız.
Yoksa acıklı bir hâl, (zil)let içinde, durmaksızın bir sağa bir sola yalpalayacağız.
Her dokunan, bizi bizden çalacak.
Karnın zillerini susturmayı değil; karnın(için) zillerini sütle, balla beslemeyi göze alacağız.
Belki zamanla tek bir zilin, sadece bir zilin olduğunu anlayacağız. O zil çaldı mı, doğru ona koşacağız. Sevgili bir zile...





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.