Hüzeyme Yeşim Koçak
Kalem Neşesi
Neden yazıyorum. Sorunun pek çok cevabı var. Bir tanesi de kendim için. Başka dünyaları keşfederken kendi aklını anlamak, sınırlarını zorlamaya çalışmak.
Ulaşılan bilgiyle teçhizatla; yapmak, bozmak, kelimelerle boğuşmanın oynaşmanın zevki, yelpazeyi genişletmek, çıtayı yükseltmek.
Âdeta senden azade bir kişiliğin, işçiliğin ve öğrenciliğin açığa çıkması. Kitaplarda salınmak.
Edebiyatla yürümenin lezzeti, kalem tutmanın kıvancı, engelleri aşma tutkusu. Seslenme, dillendirme imkânının cazibesi.
Âdeta garip bir özlem. Tuhaf bir hasret. Nereye, ne kadar gidebileceğinizi; müstakbel kelimelerinizi, gelinlik cümlelerinizi, eserlerinizi merak etmek, GÖRMEK…
Bahçenize, edebistanınıza ekip dikeceklerinizi ve alacağınız mahsulün sırlı rayihasını teneffüs etmek. Sözcüklere ÜFLEMEK.
Sonra gelenekle, köklerle, bu toprakla ve kutsalla bağlantılı kişiliğiniz. Siz sorumlusunuz, bir takım mükellefiyetleriniz var. Sadece kendi çevrenizde dönmüyorsunuz.
Millî manevî değerlere sahip bir yazar olarak; öncelikle yaptığınız işi, istikametinizi Yüce Yaratıcı’ya beğendirmek zorundasınız. Bunu göz ardı edemezsiniz.
Yazma eylemi de, bütün faaliyetleriniz gibi dipsiz bucaksız bir özgürlük ya da başıbozukluk değil. Ruhî bir hareket. Bu dünyada kalbinizin de bekçisi, gözetmenisiniz.
Sadece “Yazmak” değil, tüm hayatınız aslında insanın özüne doğru koşusu. Arayışınız güzele, hakikate, içinizdeki cevherin neşetine…
***
Edebî yolculuğumda öyküler, denemeler, romanlar kaleme aldım. Bazı ödüller geldi ve hoş bir neşe, kıvanç ve sorumluluk getirdi.
Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi’nin düzenlediği, Prof. Dr. Musa Kâzım Arıcan’ın “İslam Ekolojisi ve Mevlana” konulu kalp ve zihin açıcı konferansının gerçekleştiği program da böyle güzelliklere sahne oldu.
“Türkiye Yazarlar Birliği çatısı altında geçen on yıllık hizmetiniz, yalnızca bir yöneticilik görevi değil; Kökleri mazide, ufku istikbalde olan medeniyet yürüyüşümüze adanmış bir emeğin ve iradenin tezahürü olmuştur…” cümleleriyle başlayan, “Prof. Dr. Musa Kâzım Arıcan” imzalı “Hizmet Şeref Belgesi” aralarında bendenizin de bulunduğu arkadaşlarımıza takdim edildi.
Kelimelerle iç içe, dost olmamız gereken bir hayatta ve rolde, TYB gibi kuruluşların çalışmaları, kurulan gönül köprüsü bize hız, ilham ve sürûr verdi.
Yeni tanışmaların, buluş(ma)ların, imkân ve milatların kapısını açtı.
Şerefli bir rehberlik ve görevler… Ortak zemin ve yüreklendirici hamleler.
Yeni keşifler, kökler, Türk ve dünya okumaları, türlü talebelikler…
Birikim, açılım, kalem renkleri ve o yoğun nefis mürekkep tadı. Güzel eylemlerin adı.
Bir bakış, duruş, okuyuş… Has edebiyat rüyaları…
Dağarcığınıza eklenen, sizi yazan kelimelerle cümleler.
Ki o sözcüklerle kıyam edecek, secdeye varacak, öz dilinizi geliştirecek, özge kitabınızı, HAKİKATİ yazabilecektiniz.
Belki bir ev inşa edecek donatacak ve.. keyifle örgünüzü örecektiniz.
Türkiye Yazarlar Birliğinin mensubu olmak bir onurdur.
Bendenizi bu ödüle layık gören Şeref Başbakanımız Musa Kâzım Arıcan’a, bir muhabbet rüzgârıyla kültüre her kesimden yazara, genç yazar adaylarına desteğini esirgemeyen, himaye eden Değerli Başkanımız Ahmet Köseoğlu’na, gelmiş geçmiş tüm emeği geçenlere, şükranlarımı saygı ile sevgilerimi sunuyorum.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.