Veysel Candan
Hayatın İçinden Kısa Kısa - 102
HZ. ALİ (RA) EFENDİMİZ NE KADAR CÖMERTTİ
İbni Abbas (ra) (Peygamberimizin amcasının oğlu) anlatıyor; “Hz. Ali (ra) bir parça arpa karşılığı, bir gece hurma bahçesini suladı. Sabah olunca, alışveriş yapıp, evine geldi. ‘Hazm’ adlı bir yemek hazırladı. O gün ramazandı. Yemek pişince, bir yoksul kapıya geldi. Allah (cc) için istedi. O da yemeğinin tamamını yoksula verdi. Ertesi gün kalan arpadan, yemek yaptı. İftara yakın, bir yetim geldi. Yemeğini ona verdi. 3. gün bir yemek hazırlamıştı. Bir esir geldi ve hazırladığı yemeği ona verdi. O günü de aç geçirdiler. Su ile iftar ettiler.
İnsan suresi 8-9-10. Ayetler nazil oldu. Rabbimiz mealen şöyle buyurdu; “Kendileri muhtaç oldukları halde, yiyeceklerini sırf Allah (cc) rızası için fakire, yetime ve esire ikram ederler ve biz size, bunu sırf Allah (cc) rızası için ikram ediyoruz. Sizden bir karşılık ve de bir teşekkür beklemiyoruz. Biz çetin bir günde, O’nun (Allah’ın (cc)) azabından korkuyoruz.”
Ayeti Kerimeleri kolay anlayabilmemiz için, 1- Mutlaka iniş sebebine bakmak lazım. Onun için ‘Esbab-ı Nuzül’ adı altında tefsirler yazılmıştır. 2- Hz. Ali (ra) Efendimizin gösterdiği bu cömertlik, tamamen Allah (cc) rızası için olup, bize örnek olması açısından çok önemlidir. Yazmak ve okumaktan daha önemli olan, bu örneklerin hayatımıza tatbik edilmesidir. Kendimize soracak olsak, böyle bir durumda biz ne yaparız.
ORUÇLU İKEN DİLİN GÖZÜN VE KULAĞIN HALİ NE OLMALI
Hz. Peygamber (sav);” Oruç, insana kalkan olur. “Tabi burada sorulacak soru şu, hangi oruç kalkan olur.
Dilimizi haram konuşmaktan, gözümüzü harama bakmaktan, kulağımızı kötü şeyler dinlemekten, ayağımızla harama gitmekten, elimizle haram tutmaktan sakınır isek, yukarıdaki Hadisi Şerif mucibince, oruç tutanlar cennetin 8 kapısından birinden cennete girerler. 30 gün Ramazan orucundan sonra, Pazartesi, Perşembe veya diğer bazı günler oruç tutulması faziletlidir. Orucun sevabını ancak Allah (cc) verir. Oruç tutarken, niyet çok önemlidir. Zayıflamak için veya diyet için tutulan oruçlar bu kapsam dışındadır. Fıkıh kitaplarımızda çok teferruatlı, geniş bilgiler mevcuttur. Okunmasında fayda vardır.
MİSAFİR ÂMÂ OLURSA NE OLUR
Hak dostlarından biri, âmâ birini misafir etti, ağırladı. Sofrayı çok titiz ve dikkatlice, güzelce süsledi. Yanındakiler sordu, Efendim ne kadar itina ediyorsunuz? Misafir, âmâ nasıl olsa görmeyecek. Hak dostu, misafir âmâ görmez ama, âmânın Rabbi görür.
Hz. Peygamber (sav) eşleri ile otururken, âmâ İbn-i Mektum (ra) geldi. Allah Resulü eşlerini uyardı. “İçeriye geçin.” Eşlerinden biri, gelen âmâ deyince, Peygamberimiz (sav) “O sizi görmüyor ama, siz onu görüyorsunuz.” Peygamberimizin (sav) hayatından bu örnek, bizim için büyük derstir. Şimdi eşlerimizin ve kızlarımızın, nerelerde ve nasıl bulunacaklarını, Peygamberimiz (sav) işaret ettiler. Kötü halimizi anlatmaya gerek yok. Pür melalimizi hepimiz biliyoruz. Bizden yazıp ikaz etmesi, okuyanların da buna uyması zaruridir.
VEHB B. MÜNEBBİH’DEN DİKKAT ÇEKEN İKAZ
Büyüklerimizin sözleri ve halleri bizim için çok kıymetlidir. Onun için okuduğumuz eserlerde, bu güzel kısa, özlü sözlerde, bize birçok ikazlar yapılmaktadır. Vehb B Münebbih, büyük bir din alimi (tefsir, hadis, fıkıh) ve tarihçidir. Bir eserinde şöyle yazdı: “İnsanlar ne kadar tuhaf, bedeni ölenlere ağlıyorlar da gönlü (kalbi) ölenlere ağlamıyorlar. Oysaki asıl felaket, gönlün ölmesidir. Dış dünyadaki zalim, en fazla canını alır. İçindeki zalim (nefis) ebedi hayatına kast eder.”
Hz. Peygamberimiz (sav) bir seferden dönerken; “Küçük cihattan, büyük cihada gidiyoruz.” Sahabe sordu, Ya Resul Allah, büyük cihat nedir? Peygamberimiz (sav) “Nefisle olan cihat, büyük cihattır.” Ne mutlu her iki cihadı kazananlara. Sakın ümitsiz olmayalım.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.