Migren yazın neden artıyor, ağrısız migren olur mu?

Migren yazın neden artıyor, ağrısız migren olur mu?
Başkent Üniversitesi Konya Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Meltem Karacan ve Dr. Rahime Seren, migrene karşı yapılması gerekenleri anlattı.

Yaz aylarının gelişi ve termometrelerin hızla yükselmesi, kronik baş ağrılarından mustarip olan birçok kişi için zorlu bir dönemin kapılarını aralıyor. Toplumda sıradan bir sızı gibi algılansa da kişinin sosyal yaşamını, iş performansını ve genel yaşam kalitesini altüst edebilen migren, mevsimsel değişimlerden doğrudan etkileniyor.

Başkent Üniversitesi Konya Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Meltem Karacan Gölen migren ataklarını artıran etkiler üzerine değerlendirmelerde bulundu, Dr. Rahime Seren ise insanların bu rahatsızlığı daha çok baş ağrısı olarak tanıdığını fakat bazen baş ağrısı olmadan da migren atakları yaşanabileceğini belirtti.

HAVA SICAKLIĞINDAKİ ANİ ARTIŞLAR MİGREN ATAĞINI KOLAYLAŞTIRIYOR

Migrenin sadece şiddetli bir baş ağrısı olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Meltem Karacan Gölen, bu rahatsızlığın beynin çevresel değişikliklere karşı hassasiyetinin arttığı nörolojik bir hastalık olduğunu belirtiyor. Bazı migren hastalarında sıcak havanın önemli bir tetikleyici olabildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Meltem Karacan Gölen, hava sıcaklığındaki ani artışların, yüksek nemin, yoğun güneş ışığının ve atmosferik değişikliklerin bazı hastalarda migren atağının ortaya çıkmasını oldukça kolaylaştırdığını aktarıyor.

Bireysel farklılıklara göre değişen tetikleyicilerin geniş bir yelpazeye yayıldığını dile getiren Doç. Dr. Meltem Karacan Gölen; ruhsal gerginlik, uykusuzluk veya fazla uyuma, uzun süre aç kalma, yetersiz sıvı tüketimi, yoğun ve parlak ışıklar, keskin kokular, yüksek ses, hormonal değişiklikler ve hava koşullarındaki ani değişimlerin en sık karşılaşılan tetikleyiciler arasında yer aldığını söylüyor. Beslenme cephesinde ise tütsülenmiş gıdalar, olgunlaştırılmış peynir türleri, çikolata, soğan ve sarımsak gibi keskin aromalı yiyecekler ile kontrolsüz kafein ve alkol tüketimi doğrudan atağı başlatan unsurlar arasında bulunuyor.

YAZ AYLARINDA MİGRENİN EN BÜYÜK DÜŞMANI: SUSUZLUK

Özellikle yaz aylarında aşırı sıcak, güneşe uzun süre maruz kalma ve sıvı kaybının migren ataklarını artırabileceğini ifade eden Doç. Dr. Meltem Karacan Gölen, sıcak havalarda terlemeyle birlikte sıvı kaybının yükseldiğini vurguluyor. Susamayı beklemenin bazen geç kalmak anlamına gelebileceğini belirten Doç. Dr. Meltem Karacan Gölen, migren hastalarının gün boyunca düzenli aralıklarla su içmesini öneriyor: Özellikle açık havada çalışanların, spor yapanların, yoğun terleyen kişilerin, gebelerin ve yaşlı bireylerin sıvı tüketimine daha fazla dikkat etmesi gerektiğinin altını çiziyor.
Diğer taraftan, parlak güneş ışığına doğrudan maruz kalmanın da göz sinirleri üzerinden ağrı merkezlerini harekete geçirebildiğini söyleyen Doç. Dr. Meltem Karacan Gölen, migren hastalarında ışığa hassasiyetin oldukça sık görüldüğünü ifade ediyor. Parlak ve yoğun güneş ışığının bazı kişilerde atağı tetikleyebileceğini belirten Doç. Dr. Meltem Karacan Gölen, kaliteli bir güneş gözlüğü ve şapka kullanmanın basit ama etkili önlemler arasında yer aldığını, ayrıca mümkünse güneş ışınlarının en yoğun olduğu saatlerde uzun süre doğrudan güneş altında kalınmamasını tavsiye ettiğini dile getiriyor.

MİGREN BEYNİ DÜZENİ SEVER, TATİL RUTİNİ AĞRIYI TETİKLEYEBİLİR

Tatile çıkınca migrenin bazen daha sık gelmesinin temel nedeninin migren beyninin düzeni sevmesi olduğunu açıklayan Doç. Dr. Meltem Karacan Gölen; sıcaklık, susuzluk ve yoğun güneşin bu düzeni bozabildiğini aktarıyor. Tatilde geç yatıldığını, geç kalkıldığını, öğün atlandığını ve bazen normalden daha fazla kafein ya da alkol tüketildiğini ifade eden Doç. Dr. Meltem Karacan Gölen, ilginç bir şekilde yoğun bir çalışma döneminin ardından başlayan tatilin ilk günlerinde de migren atağı görülebildiğini söylüyor. Bu durumun halk arasında hafta sonu migreni olarak bilinen tabloyla benzer bir mekanizmaya sahip olduğunu belirten Doç. Dr. Meltem Karacan Gölen, günlük rutindeki ani değişikliklerin migren eşiğini düşürebileceğine dikkat çekiyor.

Migren hastaları için yaz reçetesinin aslında oldukça basit olduğunu söyleyen Doç. Dr. Meltem Karacan Gölen; su, uyku, düzenli beslenme ve güneşten korunma formülünü öne çıkarıyor. Hastalarına susamayı beklemeden su içmelerini, öğün atlamamalarını, uyku düzenlerini mümkün olduğunca korumalarını ve uzun süre aşırı sıcakta kalmamalarını öneren Doç. Dr. Meltem Karacan Gölen, özellikle baş ağrısı günlüğü tutulmasını tavsiye ediyor. Her migren hastasının tetikleyicisinin farklı olduğunu belirten Doç. Dr. Meltem Karacan Gölen, kişinin kendi migreninin dilini öğrenmesinin atakları kontrol etmenin en önemli adımlarından biri olduğunu vurguluyor.

HER BAŞ AĞRISI MİGREN MİDİR?

Her baş ağrısının migren olarak değerlendirilmemesi gerektiği konusunda uyarılarda bulunan Doç. Dr. Meltem Karacan Gölen, özellikle hayatta ilk kez yaşanan, ani ve çok şiddetli başlayan bir baş ağrısı varsa ya da baş ağrısına konuşma bozukluğu, görme kaybı, bilinç değişikliği veya kol ve bacakta güçsüzlük eşlik ediyorsa beklenmemesi gerektiğini ifade ediyor. Doç. Dr. Meltem Karacan Gölen, bu durumlarda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirterek, hava sıcaklığını değiştiremesek de migren eşiğimizi koruyabileceğimizi, yazın migrenle mücadelede en güçlü silahın kendi tetikleyicilerimizi tanıyarak önlemlerimizi almak olduğunu sözlerine ekliyor.

BAŞ AĞRINIZ YOK DİYE MİGRENİ ELEMEYİN

Nöroloji Polikliniği uzmanlarından Dr. Rahime Seren ise insanların bu rahatsızlığı daha çok baş ağrısı olarak tanıdığını fakat bazen baş ağrısı olmadan da migren atakları yaşanabileceğini belirtti. En sık görülen şekliyle, migren hastalarının yaklaşık yüzde 30'unda sürecin baş dönmesi ataklarıyla gittiğini söyleyen Dr. Seren, bu baş dönmesi ataklarının çoğu zaman baş ağrısına eşlik etmediği için hastaların tanı almasında büyük güçlükler yaşandığını aktararak migrenin ağrısız bir çeşidi olan vestibüler migrene dair önemli uyarılarda bulundu.

BAŞ DÖNMELERİN SEBEBİ AĞRISIZ MİGREN ATAKLARI OLABİLİR!

Dr. Rahime Seren, bu baş dönmesi ataklarının daha çok baş ve göz hareketleriyle ortaya çıkan, kendinin dönmesi ya da etrafın dönmesi hissi şeklinde olabildiğini vurguladı. Bunun yanı sıra aniden asansörden düşüyormuş gibi bir boşluk hissi, kendini sağa ya da sola doğru ittirme şeklinde bir baş dönmesi algısı oluşabileceğini belirten Dr. Seren, dengesizlik ve algıda azalma şeklinde atakların da ortaya çıkabileceğini ekledi. Dr. Seren, bazen bu tabloya bulantı ve kusma eşlik edebilirken; ışık ile ses hassasiyetinin de sıklıkla eşlik eden bulgular arasında yer aldığını paylaştı.

baskent-haber-foto1.png

BAŞ DÖNMELERİNİ KALABALIK ORTAMLAR VE FAZLA KAHVE TÜKETİMİ ATAKLARI ARTIRILABİLİR

Vestibüler migren ataklarının artmasına zemin hazırlayan pek çok çevresel etken bulunduğuna dikkat çeken Dr. Rahime Seren; uyku düzenindeki bozukluklar, özellikle yaz dönemlerinde susuz kalma, kafeini çok tüketip suyu az tüketme, Çin tuzunun kullanıldığı paketli gıdalar ve hava basıncı değişikliklerinin bu durumların başında geldiğini ifade etti. Fırtınalı havalar ya da uçak seyahatleri gibi uzun yol seyahatlerinin de atakları artırabildiğini söyleyen Dr. Seren, kalabalık ortamlarda bulunmanın, insanın ve eşyanın çok fazla olduğu, fazlaca hareketli cisimlerin yer aldığı alanlara girmenin süreci hızlandırdığını dile getirdi. Özellikle bir markete girildiğinde, bir düğünde ya da kalabalık bir ortamda bulunulduğunda bu şikayetlerin tetiklenebildiğini belirten Dr. Seren, bilgisayar ekranına uzun süre bakmanın, özellikle bilgisayar oyunu oynayanlarda ya da hareketli cisimleri takip eden insanlarda da vestibüler migren ataklarını artırabildiğini aktardı.

Çok yoğun ve stresli olunan dönemler, kadınlarda adet dönemleri ve menopoz öncesi süreçlerin de atakların sıklığını etkilediğini vurgulayan Dr. Rahime Seren, özellikle yaz dönemlerinde düğünlerin çok artmış olması ve kalabalık ortamlarda fazla bulunulması, yanıp sönen parlak ışıklar, lunaparka gitmek gibi dönen veya hareketli cisimlerin olduğu alanlar ile yoldan sürekli geçen araçların bulunmasının tetikleyici faktörler olarak öne çıktığını bildirdi. Son dönemlerde çok fazla kahve tüketimi alışkanlığı başladığına değinen Dr. Seren, günde 1-2 fincan kahvenin migreni ve vestibüler migreni korurken, tüketimin 5-6 fincana çıkmasının bunların tetikleyicisi haline geldiğini ve bu yüzden kahve miktarına mutlaka dikkat etmek gerektiğini hatırlattı.

BAŞ DÖNMELERİ İÇİN YAPILAN TETKİKLER NORMAL ÇIKTIĞI İÇİN KAYGI BOZUKLUĞU SANILABİLİYOR

Migren hastası olunmasına rağmen hayatın belli dönemlerinde baş dönmesi olup baş ağrısı olmayabileceğini söyleyen Dr. Rahime Seren, bu durumdaki kişilerin çoğunun vestibüler migren tanısı almakta çok büyük güçlük çektiğini açıkladı. Baş ağrısı olmadığı, sadece bir baş dönmesi yaşandığı için bu baş dönmesini tespit edecek özel bir tetkikin de bulunmadığını belirten Dr. Seren; beynin MR sonuçlarının normal çıktığını, yapılan muayenelerin normal sonuçlandığını, kulak kristal muayenesi denilen manevraların da tamamen normal çıktığını aktardı.

Somut bir bulgu elde edilemeyince hastaların kendilerinde hep çok kötü bir hastalık olduğundan şüphelenip çoğu zaman anksiyete, yani kaygı bozukluğu ve stres bozukluğu tanısı aldıklarını ifade eden Dr. Rahime Seren, halbuki bu hastalar iyice dinlendiği ve iyi bir anamnez, yani hasta öyküsü alındığı zaman gerçeklerin ortaya çıktığını belirtti. Gün içerisinde saniyeler süren ve tekrarlayan baş dönmesi ataklarının bazen üç güne kadar sürebildiğini, ondan sonrasında ise hastada bir durulma ve dinginlik dönemi ortaya çıktığını söyleyen Dr. Seren, hastayı iyice dinlediklerinde bunun aslında baş ağrısız gelişen bir migren atağı olduğunu anladıklarını ve tedaviyi de buna uygun şekilde planladıklarını dile getirdi.

KORUNMANIN EN ETKİLİ YOLU KENDİ SINIRLARINI TANIMAK

Bu hastalığın en önemli tedavi yönteminin, atakları tetikleyen faktörlerden mümkün olduğunca uzak durmak olduğunu belirten Dr. Rahime Seren, sadece tetikleyicilerden kaçınmanın bile tek başına yeterli bir çözüm sunabildiğini ifade etti. Günlük düzenli egzersiz yapmanın ve sıvı alımına dikkat etmenin bile baş dönmesi ataklarından korunmayı sağlayabildiğini vurgulayan Dr. Seren, eğer bu ataklar nadir ve arada bir oluyorsa, öncelikle tanının konulması gerektiğini söyledi. Doğru tanı konulduğu zaman hastanın artık kendi vücudunu ve hastalığını tanır hale geldiğini ve süreci bilmenin bile insanı psikolojik olarak çok ciddi bir şekilde rahatlattığını ekledi.

Ancak bu ataklar günlük yaşamı etkileyecek kadar şiddetliyse, özellikle fiziksel aktiviteler sırasında dengesizlik yaratıyor ve kişinin kendini kontrol etmesini güçleştiriyorsa tıbbi tedavinin devreye alındığını açıklayan Dr. Rahime Seren, tıpkı klasik migreni tedavi ettikleri gibi vestibüler migren ataklarında uygun hastalarda ilaç tedavisinin uygulanabildiğini söyledi. Buradaki asıl amacın, uygulanan ilaç tedavisiyle hastaya bu hastalıkla doğru şekilde yaşamayı öğretmek olduğunun altını çizen Dr. Seren, düzgün, düzenli bir yaşam tarzı benimsendiğinde ve ilaç kontrolleri aksatılmadan düzenli yapıldığında, bu durumun kişiyi rahatsız etmeyecek seviyede şikayetlerin kontrol altına alınmasına yardımcı olabildiğini sözlerine ekledi.


Kaynak:Mehmet Ali Nurullahoğulları

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.