Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

Salavat Meclisi Kuruldu

100 yıla yakın bir zamandan sonra, Konya’mızda babalarımızdan ve dedelerimizden duymuş olabileceğimiz, unutulan bir dini hayat pratiğinin daha hayata geçirilmeye başlamasının sevincini paylaşıyoruz.

Hayata geçirilen mefhum, “SALAVAT MECLİSİ” nin yeniden kurulmuş olmasıdır.

Kadiri, Şazeli, Nakşi ve Rufai yolunun büyüklerinin himmeti ve müntesiplerinin gayretleriyle, Mekke ve Medine’de varlığını ve devam ettirildiğini bildiğimiz “Salavat Meclisi” eksikliğinin, Konya’mızda belki de Türkiye’mizde ilk olarak böylece giderilmiş olmasının mutluluğunu yaşamaktayız.

Her ne kadar diğer milletlerde olduğu gibi bizim toplumumuzda da, Hz. Peygamber(sav) ve Salatü Selam sözünü duyunca, cinleri tepelerine çıkan insanlar olsa da, biz yine de eninde sonunda gerçeği kabul edeceklerine inanıyoruz.

Müslümanlar bilirler ki; Peygamberimiz Hz. Muhammed(sav)in adı anıldığında ona Salatü Selam okumak, Müslümanların hem bir sorumluluğu, hem de güzel bir âdetidir.

Sorumluluğun kaynağı, Kuranı Kerimin Ahzab Suresinin 56. Ayetindeki "Allah ve melekleri peygambere salât ediyorlar; ey iman edenler, siz de ona tam bir teslimiyetle salât ve selâm okuyun." emridir.

Kuranı Kerimin, Hz. Peygamber’e (sav) Salatü Selam getirmeyi emreden bu ayetine binaen, Müslüman milletler içinde geçmiş dönemlerde tanzim edilmiş pek çok Salatü Selam örnekleri ortaya konulmuştur.

“Salat” kelimesinin dua ve destek anlamına geldiğini, dolayısıyla Namaz veya salavat okumak anlamına gelmeyeceği iddiasıyla yönlendirmeye çalışanlar, Müslümanları bir taraftan İslam Dininin en önemli ve dinin direği olarak kabul edilen ibadeti olan Namazdan uzaklaştırmaya çalışırken, diğer taraftan da Hz. Peygamberin(sav) Müslümanların zihinlerinden silinmesini sağlamaya çalışıyorlar.

Putperest ve seküler laik kesimden daha fazla Tasavvuf düşüncesine düşmanlık yapan güruh, bir süredir Kuranı Kerimdeki “Salat” kelimesi üzerinden bir takım manipülasyonlarla, Müslümanların Peygamberlerini(sav) dini hayattan çıkarmak, hatta unutturmak için çaba sarf ediyor olsa da, bilmedikleri veya fark etmek istemedikleri hususlar var.

Bu husus, Müslümanların Hz. Peygamberimize(sav) salât-ü selâm okumaları ile Sahih Sünnet ve Hadisi Şerifleri sürekli gündemde tutarak, esasen Dine karşı içeriden ve dışarından bozgunculuk yapmaya kalkışan herkese karşı, Hz. Peygamberimizin(sav) varlığına ve Sahih Sünnetine destek olmalarıdır.

Salavat Meclislerinin baş eseri olan Delâʾilü’l-Hayrât ‘ı, Selefimiz Osmanlı döneminden beridir sadece Şâzeliyye veya Cezûliyye tarikatı mensupları değil, Kadiri ve Nakşi tarikat mensupları, hatta bir tarikata bağlı olmayan Müslümanlar dahi, faziletine inanarak düzenli bir biçimde okumuşlardır.

Şeyh Muhammed b. Süleyman el-Cezûlî’nin(ks) “Delâʾilü’l-Hayrât” adlı salavat mecmuası, Osmanlı döneminde Türkler arasında çok fazla rağbet görmüş ve sevap kazanma, Hz. Peygamber’in(sav) şefaatine nail olma, kötü huyları terk edip, güzel huylarla bezenme, maddî sıkıntılardan ve günahlardan kurtulma gibi amaçlarla, çokça okunmuştur

Türkler arasında daha çok Delâʾil-i Şerîf, Delâʾil-i Ḫayrât ve Delâʾil diye bilinen risâlenin tam adı, “Delâʾilü’l-ḫayrât ve şevâriḳu’l-envâr, fî ẕikris-salât ʿale’n-nebiyyi’l-muḫtâr”dır.

Şâzeliyye tarikatının Cezûliyye kolunun kurucusu olan Şeyh Cezûlî’nin(ks) bu risâlesi, müritleri arasında bir tarikat evrâdı olarak çok okunmuş ve dolayısıyla çok sayıda mutasavvıf âlim tarafından istinsah edilmiştir.

Konya’mızda yeniden hayata geçirilen Salavat Meclisinde, Hizbü'l-bahr ile yapılan başlangıçtan sonra, “Salatı Muzariye ve Salat-ı Meşişiye” de Delâʾil-i Ḫayrât ile birlikte okunmaktadır.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) için, Abdüsselam İbn Meşiş (ks) tarafından düzenlenen özel bir salat olan Salat-ı Meşişiyye, derin anlamlar ve tasavvufî konular içermektedir.

FARKINDA MIYIZ?

Sahih Sünnet ve Hadis inkârcılarının yaşadıkları açmazları biraz daha artırabilmek için salavat meclislerin teşviki ve Salat ü Selam okunmasının faziletiyle ilgili bir Sahih Hadis Daha paylaşalım:

Ashab’dan Übey bin Kâ’b(ra) ın Haz­ret-i Pey­gam­berimize(sav):

Yâ Rasulullah! Ben Sana çok Salatü Selam getiriyorum. Duaya ayır­dı­ğım za­ma­nın hep­sin­de Sa­na Salatü Selam ge­tir­sem na­sıl olur? de­yin­ce:

Hz. Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

«–O tak­dir­de Allah(cc) bü­tün sı­kın­tı­la­rı­nı gi­de­rir ve gü­nah­la­rı­nı ba­ğış­lar.» bu­yur­du.” (Tir­mi­zî, Kı­yâ­met, 23/2457)

“Zatına layık şekilde, hamdu sena Allah’a (cc)

Sınırsız salat ve selam, yüce Rasulullah’a (sav)”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Süleyman Küçük Arşivi

Yeni Bilgisizlik Çağı

19 Temmuz 2026 Pazar 12:16

İslam'ı Öğretme İddiasındakiler

15 Temmuz 2026 Çarşamba 15:54

Hal ve Gidiş

12 Temmuz 2026 Pazar 13:09

Kurandan Öğrenmemiz Gerekenler

05 Temmuz 2026 Pazar 14:49

Kur'an'la Suçlayanlar

01 Temmuz 2026 Çarşamba 14:18

Kur'an Karşısında Durumumuz

28 Haziran 2026 Pazar 13:49

Medya Müftüleri

24 Haziran 2026 Çarşamba 12:36

Kompleksli Müslümanlar

21 Haziran 2026 Pazar 13:40

Ayet Hadis Yarıştırma Müslümanlığı

17 Haziran 2026 Çarşamba 13:07

Tarihe Tanıklık Etmek

14 Haziran 2026 Pazar 13:15