Necip Fazıl Kocaman
Medyatik İftiralara Cevaplar
Filistin halkının yürüttüğü cihad; dar bir zümrenin iktidar kavgası veya meşru bir devlete karşı başkaldırı değil, işgale uğramış, yurtlarından sürülmüş mazlum bir milletin topyekûn varlık ve bağımsızlık mücadelesidir. Ancak küresel güç dengelerini ve medya merkezlerini elinde tutan Siyonist propaganda mekanizmaları, bu haklı mücadeleyi karalamak için yoğun bir dezenformasyon faaliyeti yürütmektedir. Çıkar ilişkileri nedeniyle bu propagandaya alet olan çevreler ve sözde uzmanlar, İslami direnişi zayıflatmak amacıyla asılsız iddialara sarılmaktadır.
Bu iddiaların başında; Filistin İslami Direniş Hareketi’nin (Hamas) güya ABD veya İsrail dış istihbarat servisi mossad tarafından Filistin Kurtuluş Örgütü’ne (FKÖ) alternatif olarak kurdurulduğu, hareketin içine istihbarat ajanlarının sızdığı ve eylemlerin arkasında provokasyon amaçlı mossad parmağının bulunduğu gibi temelsiz komplo teorileri gelmektedir.
Hakkında hiçbir somut delil bulunmayan dedikodu ve istihbarat yalanlarını analiz adı altında dolaşıma sokmak, İslam ahlakı ve Kur'an ilkeleriyle bağdaşmaz:
Nur Suresinde açık delil ve şahit bulunmayan iddiaların yayılmasını kesin bir dille yasaklamış; dedikodulara itibar edilmemesini, bir iddia duyulduğunda "Bu apaçık bir iftiradır" denilmesini emretmiştir.
Ömrünü işgale karşı mücadeleye adamış, binlerce şehit vermiş, yüzlerce saygın ilim adamı yetiştirmiş ve her adımını fıkhi meşruiyet dairesinde atan köklü bir İslami harekete ajanlık iftirası atmak, namuslu insanlara iftira atmaktan farksız büyük bir cürümdür.
Mosaadın ürettiği bu tezleri dillendirenler, farkında olarak yada olmayarak Filistin halkının en güçlü savunma mekanizmasını yıpratmakta ve işgal rejiminin tasfiye planlarına hizmet etmektedir.
HAMAS GERÇEĞİNİ ORTAYA KOYAN TEMEL ESASLAR
Hamas'ın yapısını, kökenini ve sahadaki karşılığını bilen her vicdan sahibi araştırmacı için iddiaların asılsızlığını gösteren temel gerçekler şunlardır:
-Hamas, 1987 İntifadası ile bir anda türemiş karanlık bir örgüt değildir. 75 yıllık geçmişi olan Müslüman Kardeşler (İhvan-ı Müslimin) cemaatinin 1948'den beri Filistin'de teşkilatlanan resmi koludur. 1987'de direnişi fiili olarak organize etmek amacıyla bu ismi almıştır.
-Hareketin önderleri halkın içinde yetişmiş, hayatları fedakârlıklarla dolu şahsiyetlerdir. Felçli bedenine rağmen işgal mahkemelerini tanımayan ve şehadete ulaşan Şeyh Ahmed Yasin, Gazze İslam Üniversitesi Rektörü Prof. Muhammed Mahmud Sıyam, Filistin Âlimler Birliği yöneticilerinden Cemal Selim ve Hamid el-Beytavi gibi saygın isimlerin sicilinde karanlık hiçbir ilişki bulunmamaktadır.
-1992 yılındaki Mercu'z-Zuhr sürgününde İsrail, aralarında Prof. Abdülaziz Rantisi'nin de bulunduğu 415 lider kadroyu Güney Lübnan sınırına sürmüş; lüks sürgün tekliflerine rağmen bu kadro kış şartlarında çadırlarda direnerek bir yıl sonra geri dönmeyi ve zindana girmeyi göze almıştır.
-Hem 1987 Birinci İntifadası'nı hem de 2000 yılındaki İkinci (Aksa) İntifadası'nı başlatan ve yöneten ana omurga bu harekettir. İşgalciyi en çok sarsan hareketin yine işgalci tarafından kurulduğunu iddia etmek mantık dışıdır.
-İşgal rejiminin ve emperyalist güçlerin, Filistin içindeki fraksiyonları (özerk yönetim ve diğer örgütler) birbirine kırdırma ve bir iç savaş çıkarma yönündeki bütün kışkırtmaları Hamas’ın basiretli duruşu sayesinde boşa çıkarılmıştır.
-Gerçekleştirilen meşru müdafaa eylemleri sadece Hamas'a özgü olmayıp şartların zorlamasıyla FKÖ bağlantılı gruplar (el-Aksa Şehitleri Tugayları) dâhil tüm Filistinli fraksiyonlarca uygulanmaktadır.
-Hareket yalnızca askeri kanattan ibaret olmayıp eğitim, sağlık, yetim ve yoksul bakımı gibi alanlarda siyasi ayrım gözetmeksizin tüm halka hizmet ulaştıran geniş bir kurumsal ağa sahiptir.
-Üniversite öğrenci konseylerinden belediyelere ve parlamento seçimlerine kadar Filistin halkının büyük çoğunluğunun oyunu alarak meşruiyetini demokratik ve toplumsal tabanda tescillemiştir.
-Başta Prof. Dr. Yusuf el-Karadavi olmak üzere İslam âleminin önde gelen yüzlerce bağımsız fakih, âlim ve düşünürü bu hareketin İslami meşruiyetini ve mücadelesini teyit etmiştir.
Zaman zaman İsrail istihbaratının geçmişte (1982 Londra Büyükelçiliği saldırısı gibi) bazı operasyonlara zemin hazırlamak için provokasyonlar tertip ettiği bilinmektedir. Ancak Filistin direnişinin eylemlerini bu kapsamda değerlendirmek sahadaki gerçeklerle çelişir:
Direniş güçleri icra ettikleri operasyonları önceden çekilmiş video kayıtları ve eylemcilerin kimlikleriyle birlikte açıkça ilan etmekte; şüpheli karanlık olayları asla üstlenmemektedir.
Küresel medya, İsrail'in suikast, köy yakma ve bombardımanlarını meşru bir "misilleme" gibi sunarken Filistinlileri ilk saldıran taraf olarak lanse etmektedir. Oysa asıl saldırgan; toprakları zorla gasp eden işgal rejimidir. Direnişin eylemleri, halka yönelik sistematik cinayet ve suikastlere karşı meşru bir savunma ve karşı misillemedir.
Direnişin operasyonları işgal rejiminin güvenliğini felce uğratmakta ve dışarıdan getirilmek istenen Yahudi yerleşimcileri tersine göçe zorlamaktadır. Dolayısıyla İsrail’in kendi demografik varlığını ve iskân hedeflerini baltalayan bu tür eylemleri bizzat organize ettiğini savunmak stratejik gerçeklerle örtüşmez.
Hamas ve diğer direniş gruplarının yürüttüğü mücadele, masa başında üretilen yapay komplo teorileriyle değil; sahadaki fiili işgal, toprak gaspı ve varlık savaşı üzerinden anlaşılmalıdır. Direniş hareketine yöneltilen mesnetsiz iddialar, işgalin sürdürülmesine psikolojik destek sağlamaktan öteye geçmemektedir.
Filistin halkının kendi hür iradesiyle ortaya koyduğu bu kitlesel kıyam, kutsal mekânları savunma vazifesini yerine getiren meşru bir mücadeledir.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.