Süleyman Küçük
Çağdaş Dünyanın Müslüman'ı
Mevlid Kandili yazısı yerine…
Çağdaş dünyanın çağdaş Müslümanlarının, Kuranı Kerim hükümlerini yaşayan, Hz. Peygamberimizin(sav) Sahih Sünnetini, anasının babasının veya dedesinin gayri İslami örfüne tercih eden Müslümanları istemediklerini görmeye başladık.
Kendisi gibi bir Müslüman istiyor.
Gününe göre davranan, gününe göre inanan gününe göre yaşayan birini Müslüman olarak kabul ediyorlar.
Diğerlerini dışlıyor, hatta kendinden bile kabul etmiyor.
Tarihte de vardı böyleleri.
Mutlaka gelecekte de olacaklar.
Kendilerine Ehli Sünnet diyen, ancak olmayan Hanefiler vardı.
Hatta kendileri Müslüman olmadığı halde, Müslümanları İslam adına tenkit eden, hatta tekfir edenler bile vardı geçmişte.
Müslümanların Kuranı Kerimden sonra, en sağlam kitap olarak kabul ettikleri Sahihi Buhari’yi veya tüm Hadisi Şerifleri inkâr ettiği halde, Hanefiliğin arkasına saklananlar bile olmuştur.
Bu davranışı adına Mihne denilen dönemde denediler sonuç alamadılar, Bu günlerdeki denemelerinde de sonuç alamayacaklar.
Çünkü bu tür davranışların İslam dünyasında da, Müslümanlarda da bir karşılığı yok.
Bu davranışın en baş nedeni, bu düşüncede ve davranış içinde olanların kompleksli ve kibirli olmalarıdır.
Böyle davranmakla güya kendilerince, aslında İslam’ın modern hayata ne kadar uyumlu olduğunu ispatlamaya çalışıyorlar.
Çünkü yaşadıkları çevre ve toplum içinde bu konuda yani bu davranışı göstermekle onlardan olduğunu ispat etme gibi bir eziklikleri var.
Bu tiplerin savaşı küffara değil, Müslümanlara oluyor ne hikmetse.
Kâfirlere ve zalimlere gösteremedikleri davranışı veya beslemediği kini kendi Müslüman kardeşlerine gösteriyorlar.
İslam’ı hayata hâkim kılmak isteyen Müslümanlara ve Müslümanların bu davranışlarında kendilerine ölçü olarak aldıkları Hadis kabullerine de, hamasetle yaklaşmalarının bir moda haline gelmesi bu nedenledir.
Hâlbuki hadislerle amel etmemek başka şey, inkâr etmek çok daha başka şey, bunu umursamamak ise çok daha başka bir şeydir ve bunu bile anlamak istemiyorlar.
Hz. Peygamberimizin(sav) Sahih Sünneti ve Hadisleri konusunda Müslümanların ortaya koydukları delilleri umursamıyorlar, çünkü tabir caiz ise protestan modern akidelerini aklayan akılları delillerden daha önemli onlar için.
İslam’ın kurallarını dogma olarak görmeye çalıştıkları için onların dogma haline getirdikleri kendi düşüncelerine İslami bir delil ile karşı gelmeye çalıştığında ise bu modern çağda onun yanında delilin de bir değerinin olmadığını öğreniyorsun.
Hal böyle olunca da doğru veya yanlış her düşünce karşısında delilin umursanmadığında, hakikatin kesinliğinden vazgeçildiğinde ortaya çıkan durum kuru bir propagandadan ibaret oluyor ortaya konulan propaganda gücüyle mücadele etmeyeceğiniz için kazanan adı vahdet, ama içi dışı Müslümanlara haset besleyen yapılar oluyor.
Hâlbuki her konuda olduğu gibi İslam Dinindeki herhangi bir konuda fikir beyan etmenin de yasaldan ziyade ilmi ve ahlaki bir çerçevesi olması lazım. Çünkü bu din İlahi sınırlarla tamamlanmıştır ve kaynakları da açık seçik ortadadır.
Her aklına esenin bir şey söylemem si için de “Kim Kur’an hakkında ilmi olmadan söz söylerse, ateşteki yerine hazırlansın.” Hadisi Şerifi hüküm olarak ortadadır.
14 asır boyunca tartışılmayan haberler bugün ehil olmayı bırakın, en temel dil bilgisini dahi önemsemeyen zamane müçtehitlerince tartışılıyor, sebebi de kendisine belli bir isnat yoluyla ulaşan haberlerin haberin doğru olup olmaması değil, kişinin kafasının cahili düşünceler sebebiyle habri kabul edememesi.
Aslanda aynı durumu Kur’an’ı Kerim ayetleri karşısında da yaşıyor, ayet hükmünü uygulamak zor geldiği için reddedemiyor ve toplum karşısındaki eziklik ve mahcubiyetini aslında ayet bunu demek istemiyor diyerek veya bu şu anlamada gelir diyerek bir şekilde tevile kalkışıyor.
Asla unutulmaması gereken bir gerçek var: Herkes ne yaptıysa onun karşılığını alacak sonuçta..
Din, İman, İslam ve amel konusunda insanları aldatabilirsiniz, ama Allah’ı(cc) asla.
FAKINDA MIYIZ?
Müslümanın bu devirde yapması gereken şeyin az da olsa imanının gerektirdiği gayreti sahiplenmesi ve başkası yapsın diye diye verdiği tavizlere son vermesidir.
Tahsili olmadığı için tıbbi bir konuda “O teşhis öyle konulmaz veya ameliyathanede doktora şöyle kesmen gerekiyor” diyemeyen birisi İslam konusunda da yeterli tahsili olmadığı için söz söyleme hakkını kendinde bulmamalı.
Ya da projeye göre imalat yapan ustaya müdahale edemediği veya sanayideki ustaya araç tamiri konusunda “o parça öyle değiştirilmez” diyemediği gibi dini ilimler konusunda da bilirkişi kesilmemesi gerekiyor.
İslam’ın bu çağa hitap etmediğini kabul ettikleri düşüncesiyle, kendilerince İslam’ı bu çağa uyarlamaya çalışanlar yine hüsrana uğrayacaklardır.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.