Kasım Kocabaş
İbrahim Hakkı Konyalı’nın Karamanlılara Son Hitabı
Anadolu’nun tarihini yalnız kitaplardan değil, taşlardan, kitabelerden, arşiv belgelerinden ve toprağın hafızasından okuyan büyük bir ilim adamıydı İbrahim Hakkı Konyalı.
Ömrünü Anadolu’nun kadim şehirlerini karış karış dolaşmaya, unutulmuş kitabeleri gün yüzüne çıkarmaya, arşivlerin sessiz raflarında kalmış belgeleri gün ışığına taşımaya adadı. Ardında yalnızca eserler değil; gelecek nesillere emanet edilmiş büyük bir tarih hazinesi bıraktı. Onun kaleminden çıkan her satır, yılların araştırmasının, emeğinin ve tarih karşısındaki derin sorumluluğunun izlerini taşır.

Arşivimde bulunan, Konyalı’nın kendi el yazısıyla kaleme aldığı notlardan biri, onun ömrünün son demlerinde Karamanlılara hitaben yaptığı bu anlamlı konuşmadır.
Bu satırlar, yalnızca bir tarihçinin geçmişe dair tespitleri değildir. Aynı zamanda ömrünü Anadolu’nun tarihine adamış bir ilim adamının, hayatının son döneminde doğduğu ve benimsediği tarihî mirasa duyduğu vefanın da bir ifadesidir.
Konyalı’nın sözlerinde Karaman, Larende, Yunus Emre ve Anadolu’nun Türkleşme ve İslamlaşma süreci iç içe geçer. Onun güçlü hafızası ve yıllara yayılan araştırmalarıyla şekillenen bu konuşma, bugün bizim için hem tarihî bir tanıklık hem de kıymetli bir hatıra niteliğindedir.
Özellikle Karamanlılar için bu sözlerin ayrı bir anlamı vardır. Çünkü bu konuşma, Karaman’ın ve Yunus Emre’nin tarih içindeki yerini savunma gayreti taşıdığı kadar, bir ömrün sonunda söylenmiş samimi bir vefa ve şükran ifadesidir.
Şimdi, aradan geçen onca yıla rağmen hâlâ yankısını koruyan bu sözlere, bizzat İbrahim Hakkı Konyalının kaleminden ve ağzından kulak verelim:
“Hakiki Yunus Emreli Hemşerilerim, Karamanlı Aziz Misafirler,
Hepinizi hürmetle selamlarım.

Larende’ye (Karaman’a) tüm Anadolu’yu Müslümanlaştıran, Türkleştirenler arasında aslan payı düşer. Anadolu Selçukluları hükümdarları, ve Selçukluların altın devirlerinde Sultan I. Alaaddin Keykubad bir ışık ve mum olmuştur.
Belhli Sultan’ül Ulema ve Yunus Emre’nin dedesi Oğuz Türklerinden İsmail Hacı (Hacı İsmail) bu ışığa ve muma birer pervane koşmuşlardır.
Sultan’ül Ulema cemaatiyle Hacı İsmail de aynı aileden içinde beş de mürşidi bulunan bir toplumla Larende’ye gelmişler ve burasını vatan edinmişlerdir.
Bunlar birer mürşid ve mücahidlerdir.
Sultan’ül Ulemayı I. Alaaddin Keykubad Konya’ya çağırmıştır. Yunus Emre Konya’da Sadreddin Konevi Medresesinde okumuştur. İkisi de İslam’ın istediği çapta yetişmiş yani Kur’an’ı ve Hadisi hatmetmiş mücahitlerdir. Hazreti Peygamberin ayağının tozuyum diyen Mevlâna’nın Farsça konuştuğu, Yunus Emre de billur gibi bir Türkçe ile konuşmuştur.
Yunus Emre’nin Karamanlı olduğu hakkında nas gibi kuvvetli vesikaların sayısı birler, onlar yüz hanesini çoktan aşmış binlere varmıştır. Ben 45 seneden beri Yunus Emre’yi inceliyorum. “Abideleri ve Kitabeleri ile Karaman Tarihi” isimli bir kitapta buna geniş yer verdim. Yunus Emre ahireti kadar dünyada da meşhur bir büyük mürşid şairdir.
Onun Karaman’daki zaviyesi, mescidi için birçok temellükler vakfetmiştir.
Konya vakıflar baş müdürlüğümüz arşivindeki henüz tescil edilmediği için birçok değer taşıyan defterde onun vakfiyesi, vakıf kayıtları, temellükleri vardır. Ben bunları vaktiyle kopya ettirdim. 40 sene evvel Yedi Gün mecmuasında yazdığım “Mezarı Akşehir’in Koçaş köyünde bulunan Yunus Emir Bey’in Sarıköy mezrasındaki çiftliğini zaviyesine vakfettiği” hakkında arşiv vesikası tespit etmiştim. Bunu Yunus Emre yapmak isteyenler oldu. Konya’daki vakıf defterlerinden Yunus Emre sahifelerini Eskişehirlilere sattılar. Eskişehir Frigya abideleri bakımından çok zengindir, fakat İslâmî ve Türk büyükleri ve abideleri bakımından geridir.
Yunus Emre’yi, Akşehirli Nasreddin Hoca’yı kendi topraklarına nakletmek suretiyle zenginleştirmek istiyorlar. Evliya Çelebi Osmanlı İmparatorluğu topraklarını karış karış gezmiş, Yunus Emre’yi Karaman’da bulmuş, kabrini ziyaret etmek şerefine ermiştir. Osmanlı İmparatorluğu içinde her nerede Yunus ve Emre adlı bir ulu varsa hepsi Yunus Emre olmuştur. Bunların sayısı 15’i aşmıştır.
Okkası Bulgarlara 10 kuruş 10 paraya satılan tarihî evrakımızdan kalanlarıyla Başvekalet arşivini gördüm. Burada Yunus Emre’ye ait binlerce vesika içine alan defterleri vardır. Ben arşivin birkaç defterini başa baş dilimize Latin harfleriyle çevirdim. Belgenin fotokopisini Karaman Belediyesine takdim ediyorum. Bu defterde Karaman Eyaletinin bir kısmı vardır. Buralarda zaviyeleri bulunan cemaatlerin içinde dedeleri İsmail’in ve kendisinin adlarını taşıyan birçok mücahidler ve mürşitler buldum. Başka defterlerde böylece Yunus Emre Derneğinin kütüphanesine girmelidir.
91 yaşındayım (hicri takvime göre). Rahmeti Rahman denizinin kenarındayım, kandilin yağı bitmek üzeredir. Beni Yunus Emre’nin öz ve hakiki hemşerisi olmak şerefini bahş eden Cenabı Allah’a şükürler ederim.”
İbrahim Hakkı Konyalı (1984)





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.