Kasım Kocabaş
Mehmet Akif’ten O Öğrenciye Cevap: “Hayâ Öğren”
İstiklâl Şâiri Mehmet Âkif’in “Hayâ Öğren” Şiiri Bir Asır Sonra Yine Gündemde
İstiklal Marşımızın kabulünün 105. Yıl dönümünde Kasım Kocabaş’ın Arşivi’nden çıkan İstiklal Şâirimiz Mehmet Akif’in bir öğrenciye verdiği o çarpıcı cevabı yeniden hatırlattı: “Hayâ öğren!” Bir asır önce yazılan mısralar, bugün yaşanan acı hadiselerle birlikte yeniden gündeme geldi.
Bir Öğrenciye Tek Cümlelik Nasihat
1918 yılında Robert Kolej’inde düzenlenen konferansta bir öğrenci Mehmet Akif hakkında “beyni sağır, gözü kör” diyerek hakaretler eder. Durumu öğrenen Mehmet Akif, bu öğrenciye, asırlara hitap eden şiirinin sonundaki aşağıdaki iki kelime ile, cevap verir.

“Hayâ öğren!”
Bu kısa cevap, aslında Âkif’in ahlâk anlayışının özeti olarak görülüyor. Ona göre ilim, makam ve kudret; ancak hayâ ile değer kazanır. Hayâsız bir bilgi, toplumu yükseltmek yerine çöküşe sürükleyebilir.
Osmanlıca Nüsha Gün Yüzüne İlk Kez Çıktı
Kasım Kocabaş, Arşivi’ndeki el yazması metin, şiirin el yazısı metninin nadir nüshası konumunda. Zira Mehmet Akif bu şiirini “Safahat” a almamıştır. Bu şiiri arkadaşı Eşref Edip, Sebilü’r Reşat’ta “Kişi Hissettiği Nispette Yaşar” başlığıyla yayınlamıştır. Yıllar sonra Safahat’ın 7. kitabında Mehmet Akif şiiri tamamen farklı cümlelerle “Şark” başlığı ile kaleme alacaktır.
Güncel Bir Vicdan Çağrısı
Yakın zamanda yaşanan ve eğitim camiasını derinden sarsan Öğretmen Fatma Nur Çelik cinayeti, şiirin yeniden gündeme gelmesine neden oldu. Genç bir öğretmenin hayatını kaybetmesi, toplumda değerler ve şiddet üzerine tartışmaları alevlendirdi.
Eğitimciler ve yazarlar, Âkif’in bir asır önce yaptığı uyarının bugün daha da anlamlı olduğunu dile getirerek, “Hayâ öğren” ifadesi; yalnızca bireysel bir ahlâk dersi değil, toplumsal barışın ve insanî sınırların temelini işaret ediyor” tespitinde bulunuyorlar.
Asırları Aşan Bir Mesaj
Âkif’in kaleminden çıkan bu iki kelime, bugün manşetlerde yeniden yer buluyor. Çünkü hayâ; başkasının canına kıymamayı, öfkeyi dizginlemeyi, gücü merhametle terbiye etmeyi öğretiyor.
Bir asır önce yazılan mısralar, bugün hâlâ aynı soruyu sorduruyor:
Toplumu ayakta tutan nedir?
Belki de cevap, Âkif’in o sâde ama derin nasihatinde saklıdır:
“Haya öğren.”
İşte Mehmet Akif’in orijinal nüshasından o şiiri:
“Ne yapsam, neyle kurtarsam şu imdâd isteyen halkı?”
Deyip hatta hayalen şöyle hiç gezdin mi Şark’ı?
Benim beynim sağır, yahut gözüm körmüş... Peki, lâkin
Senin görgün yolundaymış da keskinmiş de idrâkin;
Ne gördün, söyle evlâdım, ne duydun, haydi izah et?
Hayır, izaha pek hacet de yok, meydanda mâhiyet!
O mâhiyet fakat korkunç, o mâhiyet fakat çirkin!
“Niçin?” dersen, sıkılmak hiss-i insânîsi yok ilkin!
Evet, beynim sağırdır... Kâinatım çünkü hep feryad;
İşitmem başka bir ses, milletim eylerken istimdâd.
Gözüm görmez, evet, zira muhitim kapkaranlıktır;
Fakat göğsümde imanım müebbed fecr-i sâdıktır.
Geçilmez kahkahadan memleket matemle inlerken...
Yanan bir sîneden, lâkin, ne istersin? Nedir öfken?
Beraber ağlamazsın, sonra kör dersin, sağır dersin.
Bu hissizlikten insanlar değil sırtlanlar iğrensin
Ne ibret yok mu, bir bilsen, kızarmak bilmeyen çehren?
Bırak tahsili evlâdım, sen ilkin bir hayâ öğren!
*El yazısı metnin altında “Mütareke Yıllarında Akif'in Aleyhinde Robert Kolej'de yapılan Bir Toplantıya Cevap" başlıklı ve altında "Fuad Şemsi Bey’e hediye ettiği Safahat'ın içinden 'Milli Eğitim Müfettişi Halid Beyden mütareke yıllarında 19 Eylül 1334 (1918) alınmıştır. Ben de Faruk Özer'in Safahat'ı içinde aldım'" notu düşülmüştür.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.