Süleyman Küçük
Kriterimiz Var mı?
Küresel küfür ve bilgisizlik çağında Müslümanım diyen bir kimse neleri kabul neleri ret ettiğini bir daha düşünmek zorundadır.
Çünkü Müslümanlık artık basit bir tanımla “Ben Müslümanlardanım” demek veya yahudi ve hrıstiyan değilim demek değildir. Ya da artık “yahudi ve hrıstiyan değilim” demek, ben yahudi ve hristiyanlara destek olmuyorum demek değildir
Çünkü İslam Dininin temel metni ve İslami pratikler ile inanç ve hukuk için temel kural metni Kuran ayetleridir.
Dinin pratik uygulaması için ise, Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) efendimizin örnekli olarak bize ulaşan Sahih Sünnetine ve Hadislerine bakarız.
Zamanla ortaya çıkan daha büyük açılımlar için ise İslam’ın kurucu nesli olan Sahabe Efendilerimizin(ra) herkesi bilgilendirici kaynaklar olan Sahih Sünnet ve Hadisi şerifleri nasıl uyguladıklarına bakarız.
Bunları açıklamamızın nedeni Kuranı Kerim ayetleri ile Sahihi Hadislere olan bakış açılarının ve Selefimiz İslam ulemasına olan tavırların günümüzde değiştiği için ayet ve hadislerin anlamlarının ve yorumlarının değiştirilmeye çalışılması ve selef ulemanın neredeyse tamamıyla reddediliyor olmasıdır.
Bunun en açık örneği Fatiha suresini nasıl anlamamız gerektiğinde görüyoruz.
Fatiha Suresinde övgü ve yüceltilmeye lâyık bir tek Allah’ın(cc) varlığı, onun hâkimiyeti, tek mabut oluşu, kulluğun ancak O’na yapılıp O’ndan yardım isteneceği özlü bir şekilde ifade ediliyor denilerek, Hz. Peygamberimizi(sav) nerede ise tamamen devre dışı bırakmak gibi bir tavır içine girildiğini görmekteyiz.
Devamı olan ayetlerdeki gazaba uğrayan ve dalâlete düşenlerin kimler olduğu konusunda da Hz. Peygamber Efendimiz(sav) tarafından getirilen “Gazaba uğrayanlar yahudiler, dalâlete düşenler de hristiyanlardır” şeklindeki sınırlamaya da farklı itirazlar geliştirilmeye çalışılmaktadır.
Hâlbuki bu adisin kaynağı; Kur’an-ı Kerîm’de yahudiler hakkında, “Allah’ın(cc) lânetlediği ve gazap ettiği kimseler” (Mâide 5/60) Hıristiyanlar hakkında ise: “Daha önce kendileri saptığı gibi, pek çoklarını da saptırmış” (Mâide 5/77) ayetleridir.
Fatiha Suresinden devam edecek olursak Rabbimizde(cc) talepte bulunduğumuz Sırat-ı Müstakimin açıklamasının ise Hz. Âdem(as) den beridir gelen bütün Peygamberlerin(as) tebliğ edip örneklendirerek hayata uyguladıkları şeriatların tamamında esas iman, , helal, haram, cihad, oruç, zekât ile İslam cemaatindeki ahlak ve adap hususları ile küfür ve kâfirlerden teberri etmek olduğunu yine Hz. Peygamberimizin(sav) ayetlerle açıklaması ile öğreniyoruz.
Bunları hatırladıktan sonra Müslümanın hayatta karşılaştığı ve kaza ve kaderine rıza gösterebilmesine, musibetlere karşı sabır ve şükrün gereği olan salih amelleri yapmanın zorluğuna özellikle de bütün bunları Cenabı Allah’ın(cc) şeriatı olan İslam dairesinde kalarak yapmanın zorluğuna gelince artık bunlarda Müslümanlık kriterleri olarak görülmemektedir.
Müslümanların İslam şeriatının hükümlerini Hz. Rasulullah’ın(sav) örnekliğinde uygulamamalarının günümüze yansıma şeklin en baş sebebi İslam Dininin temel kitabı Kuranı Kerim ile Sahih Sünnet ve İcma edilmiş hüküm ve amellerini yani dinlerini batılı müsteşriklerden öğrenmeye başlamalarıdır.
Bu sebepledir ki Müslümanlar İslâm Şeriatını bütünüyle amel etmedikleri için zorluk ve meşakkatler karşısında sabitkadem olmaları beklenirken Bakara Suresi ayetlerinde ifade edildiği gibi yahudi ve hristiyanların tavırlarını, muharref yollarını, isyan ve küfürlerini, hile ve dünya makam ve servetlerini tercih etmişler, ihanet ve yalanlarına tâbi olmaktan kurtulamamışlardır.
Sahih sünnet ve İcmayı terk ederek kendilerine yeni bir yol ihdas eden herkes, Hz. Peygamberimizin(sav) nübüvveti, tebyin ve tebliğinin dışına çıkarak yahudileşmekten ve hristiyanlaşmaktan kurtulamayacaktır.
FARKINDA MIYIZ?
Müslümanların istikametlerini koruyabilmeleri için kendilerine yol tarifinde bulunacak Müslüman şahsiyetler her devirde mutlaka bulunmuştur.
Kriterlere sadık kalma konusunda Sahih İslam’ın temsilcilerinden olan Merhum Mahmud Sami Efendinin(ks) "İstikamet sahibi bir Mümin, dağ gibi müstakim olmalıdır. Çünkü dağın dört alâmeti vardır;
1. Soğuktan donmaz.
2. Sıcaktan erimez.
3. Rüzgârdan devrilmez.
4. Sel alıp götürmez. " sözünü hatırlatıyoruz.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.