Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

Meyyitler İstişare Toplantısı

Son zamanlarda televizyonlarda ve basın yayın organlarında Hoca, İlahiyatçı veya İlahiyat öğretim görevlisi adı altında hadisi şerifleri iptal, ayetleri de tevil ederek yenidünyanın seküler aklına uygun bir din imali ile küfür düzenlerine tavır koymayan bir Müslüman tipi ortaya koymaya çalışanlar, nasıl bu duruma geldiler diye hiç düşündünüz mü?

Öncelikle Müslümanların kafalarında mezhep imamlarımızdan(ra) başlayarak şüphe uyandırmak sonra da selefimiz olan ne kadar Müslüman varsa hepsini gözden düşürmek için tenkit edilmedik hatta reddedilmedik bir mefhum bırakmayan, en basit bir Arapça ibareyi okuyamayan kişiler İslam kurumları olarak bilinen medreseler hakkında konuşmaktan geri durmadıklarını görmekteyiz.

Bizim âlim diye itibar ettiklerimiz, ilahiyatçıdır konuşur dediklerimiz ise kendilerine allame muamelesi yapılması isteklerine rağmen sustular.

Öyle bir suskunluk ortamı oluşturuldu ki, susmayan zalimler Müslümanlara gerek hâlihazırdaki gerekse de Sahabe ve Tabiin döneminden beri gelip geçen Müslümanları düşman olarak tanıttılar da, kimsenin sesi çıkmadı.

Sahabe Neslinden(ra) beridir, bize düşmanımız gibi tanıtılmaya çalışanların tamamı Allah’ın(cc) dostlarına dost, düşmanlarına düşman olmak gayreti gösteren Müslümanlardı ve aslında hepimizin koruması gereken mefhumları n koruyucu muhafızlığını yapmaktaydılar.

Sahabe neslinden(ra) bu güne kadar tanıdığımız bildiğimiz ne kadar âlim ve fazıl kişi varsa, hemen hepsi medrese usulü bir eğitimden geçmiş Müslümanlardı.

Yani Allah’ın(cc) dininin bozulması karşı uyanık duruş sergilemiş insanlardı hepsi.

Şimdilerde hala, Medreseler sadece güzel ibare okumayı öğretirler, kalan şeyler zamana uymayan şeylerdir diyenler olabilir.

Her fırsatta İslam’a ve Müslümanlara vurmak için medrese lafını ağızlarınızda sakız edenler üniversitelerin ilahiyatlarında ve Milli Eğitimin İmam Hatiplerinde ne öğretiyorlar diye sordunuz mu, kendinize veya ilahiyat mezunu arkadaşınıza

Yani biraz çuvaldızı kendimize batıralım.

Bu gün ilahiyatların ve İmam Hatiplerin akli ilimlerde özellikle de müspet ilimlerle medreselerden çok daha fazla eksikliğinin varlığı ortadayken.

Çünkü medreseler Osmanlı döneminde eğitimin ana gövdesiydi. Eğitim namına ne varsa oradaydı. Peki, şimdiki İlahiyatlar veya İmam Hatipler her hangi bir zamanda eğitimin ana gövdesi olabilmiş midir?

Bir kez daha ifade etmek gerekir ki, şimdiki ilahiyatların ve İmam Hatiplerin Osmanlının son dönemindeki bozulmuş medreselerden bir farkı yok.

Bütün bunları söylememizin sebebi yukarıdan beri izah etmek istediğimiz yolla alttan alta yeni bir modern fıkıh inşa etme çalışması yapılıyor.

Güya yeni bin yılın fıkhı adı verilen bu fasit usul inşa edilirken, bir taraftan mevcut fıkhın tam anlatılması engellenirken diğer taraftan da ulemamızın faziletinin ana dayanağı olan damar yani Selçuklulardan itibaren her zaman önde olan Hanefilik yerle bir edilmeye çalışılıyor.

Bunun için de dinin moderniteyle uyumlu tarafları yeniden yorumlanıp öne çıkarılarak dinin muhafazası sağlanabilir yalanı uydurulurken, 19. Yüzyıldan beridir modern devlet ve toplum için düşman olarak görülen örf ve tasavvuf kurban edildi.

FARKINDA MIYIZ?

Dememiz odur ki; 1980 öncesinde Müslümanlar arasında emek, meşveret, kardeşlik, aidiyet, bilinç, eğitim ve müdafaa merkezli bir din anlatımı vardı.

80 sonrası İslamcıları ise hareketi dekolonyal bir zemin üzerinden yürütülen söylem haline getirerek tabir caiz ise kentlileşmiş Müslümanlar olarak İslam’ın bazı kısımlarını kurban ederek kendi seçkinlerini oluşturmuş oldular.

İslamcı abiler böyle davranırken İslamcı kadınlar da elbette boş durmadılar.

İslamcı(!) kadın hareketi hümanist ve post modern hakikatsizlikleriyle kentli muhafazakârlığının yeni gerekliliklerine göre yeni bir din oluşturabilmek için sadece kimliklerini değil bütün bir fıkıh müktesebatını kurban etmekten geri durmamışlardır.

Konuşması gerekenler ölü taklidi yapınca sonucun bu olması kaçınılmaz oldu.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Süleyman Küçük Arşivi

Tüketim Toplumu ve Din

02 Eylül 2026 Çarşamba 14:48

Neme Lazım

30 Ağustos 2026 Pazar 13:16

Müslüman'ı Müslüman'a Kırdırmak

26 Ağustos 2026 Çarşamba 13:06

Çağdaş Dünyanın Müslüman'ı

23 Ağustos 2026 Pazar 12:57

Küçük Amerika Olmak

19 Ağustos 2026 Çarşamba 10:09

Türkiye’ye Alan Açmak Üzerine

17 Ağustos 2026 Pazartesi 09:50

İslam Ülkelerine Alan Açmak

13 Ağustos 2026 Perşembe 10:37

Devlet ve Din Arasında

09 Ağustos 2026 Pazar 13:29

Türkiye’de Din Öğrenmek ve Öğretmek

05 Ağustos 2026 Çarşamba 14:09

Müslümanların Din Algısı

02 Ağustos 2026 Pazar 13:39