Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

Hali Pür Melalimiz

Müslümanlar son zamanlarda kendi realitelerinin ne olduğunu veya nasıl olması gerektiğini ortaya koyacak çok önemli bir sorunla karşı karşıya kalmış durumdadırlar.

Din nedir, Müslüman nasıl yaşamalıdır?

Bu soruya verilecek gerçekçi her cevapla Müslümanlar, dinlerini nasıl anladıklarını ve nasıl yaşadıkları konusunda kendileri ile yüzleşmiş olacaklardır.

Ya da içinde bulundukları durum ve yaşayışları hakkında kendi kararlarını vererek, İslam’ı gerçekten inanç ve yaşam tarzı olarak kabul ettiklerini ispat ederek hal ve davranışlarını düzeltecekler, ya da içinde yaşadıkları hali İslam’mış gibi kabul ederek, hayat tarzlarından ve yaşayışlarında değişiklik yapmayacaklardır.

Böylece 100 yıllık kemalist uluslaşma projesi sonrasında kendi durumlarını daha iyi değerlendirebilmek imkânı bulabileceklerdir.

Böylece çokuluslu olarak tanımlanan Osmanlı İmparatorluğu’ndan, ulus devlete geçiş sorunu sonrasında Müslüman bir kul olarak mı, yoksa İsmet Özelin şiirinde ifade ettiği üzere, cumhuriyetin kulu olan babalarının oğlu olarak mı yaşayacaklarına karar vermiş olacaklardır.

Veya bir tarafta din, bir tarafta seküler cumhuriyet esasları arasında her günü değişim içinde ve kendi keyfine göre olan bitenden razı olarak yaşayacaklarını ispat etmiş olacaklardır.

Başkalarını itham ederken içinde bulunduğumuz halden kendimizi soyutlamanın doğru olmayacağına inanıyoruz.

Çünkü yerine göre biz de onlarla beraber gülüyoruz eğleniyoruz ama meselenin aslını da ıskalamamak gerektiğine inanıyoruz.

Çünkü içinde yaşadığımız bilgi çağında en başta insanın çok hızlı değiştiği, Müslim veya gayri Müslim olsun her düşünce ve inanç sahibi insanların hayat tarzlarının farklılaştık derken tek tipleştirildiği bir dünyada yaşıyoruz.

Bu tek tipleşmenin nedeni seküler modern dünyanın putperestlerinin, değiştirici ve dönüştürücü ilahı olarak görülen basın yayın organlarının, her konuda belirleyici olarak kabul edilmesidir.

Bir de insanların varlığı, inancı, sosyokültürel değerleri ve hatta dinlerini bile değiştirmede belirleyici olan adı eğitim araçları olan kitlesel baskı unsurları ile modern din algısı içerisinde dışarıya mahcup olmayacak, geçmişleriyle de çatışmasız bir şekilde yaşayacakları din kurmak isteyenlerin varlığı vakıa olarak ortadadır.

Sadece kendi ülkenizi ve tanıdık bildiklerinizi değil 1,5 milyar İslam âleminin bu günkü hale nasıl getirildiğini gözünüzde canlandırmaya çalışın.

Bu günkü ilahiyat fakültelerinin karşılığı olan o kadar medrese, bu günkü imam hatiplerin ve liselerin karşılığı olan o kadar Rüştiye ve İdadilerden sonra bu günlerde pratisyen bile olamayacak din uzmanlarına(!) kalan bir eğitim hayatımız.

Bir de buna yüzlerce binlerce kuran kursu hocası ve cami imamlarını da ilave ettiniz mi diniyle, tarihiyle ve geçmişiyle bir irtibat kuramayan Müslümanların hali pür melalini görmüş oluruz.

Şimdi birileri bu günkü halimizin yanlış din eğitimi sonucu olduğunu iddia edebilecekleri gibi, birileri de din eğitimi veren her kademedeki hocaların da seküler laik eğitimden geçmiş olduklarından dolayı tüm suçun laik eğitimde olduğunu iddia edebileceklerdir.

Çünkü olan bitenden kendimizi müstağni görüp, bütün suçu karşı mahalleye atma yanlışlığından bir türlü kurtulamadıkça, bu günkü durumumuzdan kurtulamayacağız.

FARKINDA MIYIZ?

Nasıl olmalı, nasıl yaşamalıyız sorusunun en güzel cevaplarından birini, Kehf Suresindeki Hz. Musa(as) ile Hızır (as) olarak bilinen salih kul kıssasında görürüz.

Hz. Hızır’ın(as), kendilerini kapıdan çeviren beldede, yıkılmak üzere olan duvarı karşılıksız doğrulttuğunda, Hz. Musa(as) "İsteseydin ücret alırdın" der. Çünkü o duvarın altında, iki yetim çocuğun gelecekte alacakları saklı bir hazine vardır.

Ayeti Kerimde geçen "Çünkü babaları salih bir insandı..." ifadesine özellikle dikkat çekmek istiyoruz.

Selefimiz olan Müfessirler bu ayetteki salih olma, takva üzere olma durumunun sadece o kişiye değil, çocuklarına dahi kötülüğü önleme açısından kalkan olduğunu ifade ederler.

Kısaca yaşadığın sürece iyilik yaparsın; Cenabı Allah(cc) mükâfatını sadece sana değil, sen vefat ettikten yıllar sonra bile hiç tanımadığın eller vasıtasıyla evladına öder. Çünkü yapılan hiçbir hayır kaybolmaz, çekilen hiçbir sızı sebepsiz değildir

Umarım hali pürmelalimizden nasıl kurtulabileceğimiz konusundaki düşüncemizi anlatabilmişizdir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Süleyman Küçük Arşivi

Meyyitler İstişare Toplantısı

06 Eylül 2026 Pazar 13:17

Tüketim Toplumu ve Din

02 Eylül 2026 Çarşamba 14:48

Neme Lazım

30 Ağustos 2026 Pazar 13:16

Müslüman'ı Müslüman'a Kırdırmak

26 Ağustos 2026 Çarşamba 13:06

Çağdaş Dünyanın Müslüman'ı

23 Ağustos 2026 Pazar 12:57

Küçük Amerika Olmak

19 Ağustos 2026 Çarşamba 10:09

Türkiye’ye Alan Açmak Üzerine

17 Ağustos 2026 Pazartesi 09:50

İslam Ülkelerine Alan Açmak

13 Ağustos 2026 Perşembe 10:37

Devlet ve Din Arasında

09 Ağustos 2026 Pazar 13:29

Türkiye’de Din Öğrenmek ve Öğretmek

05 Ağustos 2026 Çarşamba 14:09