Hamide Yıldırım
Bencil Olma ve Benci Olma
Bencillik, ben merkezli bir hayat tasavvurudur. Artık günümüzde insanlar bu duyguyu içtenlikle benimsiyor. Pragmatist bir egoya takılı kalan birçok insan, ‘bana değmeyen bin yaşasın’ derdinde.
Okulda, hastanede, alışveriş merkezlerinde, iş yerlerinde, trafikte hatta sokakta bile tahammül ve saygı seviyesi düşük seviyelerde. Bununla birlikte de bencillik hızla yükseliyor. Dünya hayatında kendi menfaatinden başka kimseyi düşünmemek, menfaatine olmayan hiçbir şeyin güzel olamayacağını düşünmek, her şeyin varlığını kendi varlığına armağan nazarıyla bakmak İslam’da kötü bir huy olarak dile getirilmiştir.
Bencillik ifadesi her durum için geçerli değil. Buna örnek olarak ise, bir psikiyatri merkezinin ifadelerine yer vermek istiyorum:
“Önce kendimizi düşünmeyi, istemediğimiz şeylere hayır diyebilmeyi, sevmediğimiz durumları belirtmeyi bencillik görürüz. Kimseyi üzmemeyi, kendi isteklerimizi ertelemeyi ve ötekinin kendimizden üstün tutmayı vazife edinmezsek bencillik ve nankörlükle suçlarız kendimizi. Oysa bu bencilik kavramının bunlarla pek alakası yoktur. Bencilliği, ‘’bencilikten’’ ayıran çizgi, kişinin bir diğerinin çukurunu kazmaması, kendi çıkarları uğruna karşısındakinin haklarını gasp etmemesi, kendi hariç herkesi yok saymamasıdır. Aynı şekilde bir başkası içinde bunları kendine yapmamasıdır. Bencil insanlar daha çok, ben tiryakisidir ve bu durumu bir bağımlılık boyutunda yaşarlar. Kişi madde, nesne ya da başkasına değil; kendi benine güçlü şekilde bağımlıdır. Bencilik ile ben tiryakiliğini ayıran bir sınır vardır. Kendi hakkını savunmak, kendini, değerlerini, inanışlarını, duygularını kendi penceresinden ifade etmek, kendini ortaya koyabilmek değildir, ben tiryakiliği; bencillik, ‘’Ben’’ anlamında tam aksine dozun aşılmasıdır. Her yerde, her zaman ve her koşulda benin hep önde olma tutkusudur. Ben tiryakiliği, katı bir bencilik ile yaşamı sürdürmenin gerilimidir, benin içine hapsolmak ve ben kalıplarından dışarı çıkamamaktır. Aynı zamanda, ben değerini aşırı koruma yönünde ki zarar verilişin de tutarsız hikayesidir. Bilişsel çarpıtmalar dediğimiz seçenekleri bencil insanlar kendilerine mantıklı açıklamalar yapmak adına, daha doğrusu kendilerini ve diğerlerini kandırmak için sık sık kullanmaktadırlar. Hep mükemmel, haklı ve en doğru olmak durumundadırlar. İnsan ilişkilerinde hep benleri ortaya koyarlar. Ben haklıyım, benim dediğim olsun, ben böyle istiyorum gibi kalıpları çok sık duyarsınız. Bu ihtiyaçları karşılanmazsa ise, büyük sorunlar çıkabilir. Karşıdakini adeta, kendi için yok sayan bir eşiğe gelirler. Narsisizm ile benzer kişilik özellikleri vardır. Ancak narsisistik kişilik bozukluğu kadar ağır olmayıp, farklılaşan yönleri de vardır. Aileler bencil tutumları, özellikle çocukluk dönemlerinde beslememeye dikkat etmeleri gerekir. Çocuklara verilen yanlış öğüt ve yönlendirmeleri daha bilinçli yapmaları gerekir. Sürekli kendini koruyan, en fazla bende olsun, herkesten daha üstün olmalıyım, hep ben zihniyetinde yetiştirilen çocuklar bu durumun genç örnekleridir. Tamamen diğer kişilerin inançlarına, düşüncelerine, davranışlarına teslim olmadan; ben değerini katı şekilde ortaya koymadan korumak arasında ki sınırda kalabilmek sağlıklıdır. Benci olabilmekte tam anlamıyla budur. Kendimizi yok saymadan da karşımızdakine değer verebiliriz, ilk kendimizi severekte sevgiyi başkalarıyla paylaşabiliriz. Kendi düşüncelerimizi yok etmeden de diğerinin düşüncelerini dinleyebiliriz ancak, kendimizden esirgediğimiz saygıyı ise kimsede bulamayız.”
Bencil olma ve benci olma durumlarının birbirinden farkını ortaya koyan bu çalışmada, insanın kendini yok saymadan başkasına değer verebileceğini gösteriyor.
İyi düşünüp, iyi yaşayalım. Sevgilerle…





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.