Dr. Aziz Armutlu
Nasip ve Tevekkül
İnsan hayatı boyunca pek çok hedefin, hayalin ve beklentinin peşinden koşar. Daha iyi bir iş, mutlu bir aile, başarılı bir kariyer veya huzurlu bir yaşam arzusu, insanın geleceğe dair planlar yapmasına neden olur. Ancak bazen ne kadar çaba gösterilirse gösterilsin bazı kapılar açılmaz, bazı istekler gerçekleşmez. Kimi zaman da hiç beklenmeyen güzellikler insanın karşısına çıkar. İşte bu noktada “nasip” kavramı, hayatı anlamlandırmada önemli bir yere sahiptir.
Toplumumuzda sıkça kullanılan “Nasibinde varsa gelir seni bulur” sözü, aslında derin bir hayat tecrübesinin ifadesidir. İnsan, elinden gelen gayreti göstermekle yükümlüdür; ancak sonuç her zaman kendi kontrolünde değildir. Bazen iki taşın arasına gizlenmiş gibi görünen bir fırsat hiç umulmadık bir anda karşımıza çıkarken, bazen de sıkı sıkıya sarıldığımız şeyler elimizden kayıp gidebilir. Bu durum, hayatın yalnızca insan iradesiyle şekillenmediğini göstermektedir.
Modern yaşamın en büyük problemlerinden biri, sürekli kaygı ve gelecek endişesidir. İnsanlar çoğu zaman henüz gerçekleşmemiş olaylar için günlerce, hatta yıllarca üzülmekte ve kendilerini yıpratmaktadır. Oysa geleceği tamamen kontrol etme çabası, çoğu zaman huzursuzluğu artırmaktan başka bir işe yaramaz. Tevekkül anlayışı ise insanın elinden geleni yaptıktan sonra sonucu Allah’a bırakmasını öğütler. Bu yaklaşım, kişinin pasif kalmasını değil; aksine çalışmasını, mücadele etmesini ve ardından gönül huzuruyla beklemesini ifade eder.
Tarih boyunca büyük başarılar elde etmiş insanların hayatları incelendiğinde, çoğunun beklemek zorunda kaldığı, sabırla mücadele ettiği ve birçok engeli aşmak için uzun yıllar emek verdiği görülmektedir. Bu nedenle geciken her şeyin kötü, hemen gerçekleşen her şeyin ise hayırlı olduğunu söylemek mümkün değildir. Zaman zaman insan, gerçekleşmeyen bir isteğine üzülse de yıllar sonra bunun kendi iyiliği için olduğunu anlayabilmektedir.
Unutmayalım ki nasip, insanın çabasını değersiz kılan bir kavram değil; aksine çabanın ardından teslimiyeti öğreten bir anlayıştır. Hayatta bazı şeyler bizim için yazılmıştır ve vakti geldiğinde mutlaka karşımıza çıkacaktır. Bu nedenle ne kaçan fırsatlar için kendimizi tüketmeli ne de geleceğin belirsizliği karşısında umudumuzu kaybetmeliyiz.
Sabır, dua, emek ve tevekkül ile yürüyen insan, zamanı geldiğinde her şeyin neden tam da olması gereken anda gerçekleştiğini daha iyi anlayacaktır. Çünkü bazen gecikme sandığımız şey, aslında en doğru zamanın kendisidir.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.