Hamide Yıldırım
'Razı Ol' Denilen Bir Gençlik
Türkiye’deki ev genci sayısı her geçen gün artıyor. Ev genci demek, ne işte ne de okulda olan gençleri kapsıyor. Dün Merhaba Gazetesi’nin manşetine taşıdığım haberde veriler dikkatimi çekti. Eğitim-İş Konya Şube Başkanı Bahattin Ertuğrul ile konuyu değerlendirdik. Ekonomik sorunların gençleri de etkisi altına aldığını söyleyen Bahattin Bey, durumun vahametini de verilerle açıkladı.
15-24 arası beş gençten biri, 15-29 yaş arası dört gençten biri ev genci olarak açıklandı. Eğitim-İş verilerine göre; “Ev gençlerinin yaş gruplarına göre oranları ise 15-24 yaş için yüzde 23,3, 15-29 yaş için ise yüzde 26,3, 15-34 yaş için ise yüzde 27,7’dir. Yani 15-24 arası beş gençten biri, 15-29 yaş arası dört gençten biri ev gencidir. Çoğunlukla iş bulma ümidini kaybettiği için iş aramayı bırakan gençleri ifade eden ev gençleri, genç işsizliğinin içine dahil edilmemektedir. Gençlerin (18-29 yaş arası) yüzde 29,6’sı yani dört gençten biri yaptığı iş sonucu elde ettiği kazançtan, 18-24 yaş arası gençlerin yüzde 7,5’i 18-29 yaş arası gençlerin ise yüzde 8,9’u çalıştığı işten memnun olmadığını ifade etmektedir. 2024 yılında yapılan araştırmada 15-34 yaş arası 2 milyon 449 bin genç, ‘becerilerinin işin gerektirdiği niteliklerden daha yüksek’ olduğunu belirtmiştir.”
Daha önceki yazımda da dile getirmiştim, ‘gençler iş beğenmiyor’ tartışması hala devam ediyor. Bahattin Bey bu duruma da değindi. “İş beğenmemek için gençlerin iş bulamayan değil iş seçen durumda olması gerekir ancak bilindiği üzere bu durum Türkiye için hayalden ibaret. Dünya mutluluk raporunda bile Türkiye’de gençlerin özellikle ekonomik güvensizlik, yalnızlık, sosyal destek eksikliği ve gelecek kaygısıyla yaşadığı belirtiliyor” ifadeleri durumu yeterince özetledi.
Gençler; işsizlik, yoksulluk ve güvencesizlik kıskacında kaldı. Lise altı eğitimli olan 18-24 yaş arası gençlerin çalışma hayatına yönelik 2025 verileri de dikkat çekici. Eğitimden ayrılıp istihdam edilenler 8,7 olarak açıklandı. Çalışmak istemelerine rağmen iş bulamayan gençlerin de sayısı hızla artmış.
Bu gençlerin en büyük engelleri ise, nasıl ilerleyeceklerini bilememeleri, iş bulamamaları gibi durumlar. İstihdam sorunu, yetersiz mesleki yönlendirme ve kültürel nedenler, aileler tarafından desteklenme ve ekonomik durumlar da ev geçinin artmasında önemli etkenler arasında yer alıyor. Eğitime erişimdeki engellerde bu duruma çanak tutuyor.
Artık liyakat kavramının da bir önemi kalmadı. Bahattin Bey de, bu durumu şu cümlelerle özetledi: “Atanmayan öğretmenlerden, mülakat mağduru gençlere kadar her türlü haksızlık ve çelişki ile mücadele etmek zorunda bırakılan gençleri adeta görmezden gelen bir politik yapı söz konusu. Bu politik yapıya göre gençlere kısaca liyakatle iş sahibi olmanın yolları kapanmış, sermayedarın taleplerini yerine getirmeleri, işi eleştirmenin bir lüks olduğu her fırsatta dile getirilmiş, mobbingin önü açılmış, gençlerden adeta bir işsizler ordusu yaratılmıştır. Hangi meslek olursa olsun gençleri “razı olma” psikolojisine sokan bu sürece karşı gençler, mücadelelerini örgütlü biçimde büyütmeli, geleceklerine sahip çıkmaktan vazgeçmemelidir.”





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.