Veysel Candan
Hayatın İçinden Kısa Kısa - 118
HZ. FATİMA (RA) VALİDEMİZ NEDEN AĞLADI
Enes B. Malik (ra) anlatıyor; “Peygamberimizin (sav) hastalığı artmıştı. Fatima (ra) validemiz geldi. Ağlıyordu. Şöyle dediğini hatırlıyorum. “Vay babacığım, ne büyük sıkıntıların var”. Peygamberimiz (sav) ona “Bugünden sonra, babanın sıkıntısı kalmayacak.” Peygamber Efendimiz (sav) vefat edince hem ağlıyor hem şöyle diyordu “Ey benim Babacığım, Rabbimin davetini kabul edip bizden ayrıldın. Ah benim Rabbine bu derece yakın olan Babacığım, Ah benim durağı Firdevs cenneti olan Babacığım, Ah benim kara haberini Cebrail (as) ile paylaşacağım Babacığım “Sessiz, sakin ve hüzünle gözyaşı döküyordu.
Defin tamamlanınca Fatima’i Zehra’yı (ra) gördüm. Bana şunları söyledi “Ey Enes, Allah Resulünün üzerine toprak atmaya elin nasıl vardı? Buna gönlünüz nasıl razı oldu? “ (Buhari İbni Mace)
İslam’da cenaze yakınlarının ağlamaları normaldir. Ancak isyan derecesine varan, bağırıp, çağırmak ve yaka paça yırtmak haramdır. Fatıma (ra) Validemizin bir evlat olarak, bu söylediklerini, böyle anlamak lazım. Nitekim bir seferinde, Hz. Fatıma (ra) Babasını ziyaret etti. Onun kulağına, sessizce bir şeyler söyledi. O zaman Fatima (ra) validemiz ağladı. Sonra tekrar kulağına eğilerek bir şeyler söyledi. Bu sefer de sevindi. Hz. Aişe (ra) validemiz, seni ağlatan ve sevindiren sözler neydi, diye sordu. Peygamber (sav) sırrıdır söyleyemem. Peygamberimizin (sav) vefatından sonra, Hz. Aişe (ra) validemiz tekrar sordu. Israr etti. O zaman şöyle anlattı,” Babam ilk söylediğinde, ben vefat edeceğim dedi ve ben ağladım. Sonra tekrar kulağıma eğildiğinde, benden sonra, sen bana yakın zamanda kavuşacaksın dedi ona da sevindim.” Hakikaten Peygamberimizin (sav) vefatından 6 ay sonra Fatima (ra) validemiz de vefat etmiştir. Peygamberimiz (sav), Fatima (ra) validemizi çok sever. Seferden dönünce ona uğrar, hal ve hatırını sorardı. Peygamberimizin (sav) yanına gelince de onu ayakta karşılardı. Dünya tarihinde baba-kız arasında muhabbet ve sevginin başka bir örneği yoktur. Onun için kız çocuklarımıza ‘Fatma Zehra’ adını koyun ki, mahşerde onlarla buluşup, tanışmaları kolay olsun.
ASHABI SUFFE KİMDİ NE YAPARLARDI
Ashabı Suffe, Peygamberimizin (sav) talebeleri idi. Mescidi Nebinin yanında ikamet ederler. Gelen Ayetleri ve Peygamberimizin (sav) hadislerini öğrenirler. Aralarında gruplar halinde, ilmi çalışmalar yaparlardı. Meşhur Sahabi Ebu Hureyre (ra) onlardandı. Bazı saatlerde çalışırlar gelirler, nafakalarını temin ederlerdi. Tekrar çalışmaya devam ederlerdi. Ebu Hureyre (ra) içlerinden biri olarak, onları şöyle anlattı: “Mescidi Nebinin yanında, yatıp kalkarlar. Bunlardan 70 ni gördüm. Hiçbirinin üzerinde bütün vücudunu örten, doğru dürüst bir elbiseleri yoktu. Ya belden aşağısını bir kumaşla örterler veya boyunlarına bağladıkları bir kumaşla belden yukarısını kapatırlardı. Bu giysilerin bir kısmı onların baldırlarına, bir kısmı da topuğuna kadar inerdi. Mahrem yerleri görünmesin diye, elbiselerini elleriyle örterlerdi. Giyim kuşamları buydu. Yani hem fakir hem yoksul hem talebe.”
Özetle söylemek gerekirse, Ashabı Suffa Peygamberin (sav) rahle-i tedrisinde yetişmiş, giyim kuşam fakiri olduğu kadar, iman zengini idiler.
Kaderi ilahiyyeye bakın ki, o yoksul halleriyle, dinimizi kendileri öğrendiler ve Peygamberimizden (sav) aldıklarını bizlere naklettiler. Yani biz, onlara çok şeyler borçluyuz. Gelin görün ki, bugün biz onları adeta unutmuşuz. Onlara yabancılaşmışız. Bu halimiz, değerlerimize yabancılaştığımızın halidir. Allah (cc) bizleri affetsin.
Ailemize, çocuklarımıza ve gençlerimize bunları öğretmemiz gerekir. Şimdi şikâyet eden anne ve babalara şunu sormak lazım, çocuklarımıza ne verdiniz de ne bekliyorsunuz. Arpa ekilen tarlada, buğday biter mi? Biyolojik anne ve baba olmak yetmez. En kötü, en zalim ebeveyn, çocuklarını dini İslam üzere yetiştirmeyenlerdir. Unutmayın ki, mahşerde yetiştirmediğimiz çocuklar yakamıza yapışacak, anne ve babasından şikayetçi olacaktır. Kaynaklarımızda, o çocukların şöyle diyeceği yazılıdır, “Ya Rabbi, annem babam bana güzel bir isim koymadı, bana dinimi öğrettirmedi. Ben bunlardan davacıyım.” Manzara çok elim. İnsanın evladıyla Allah’ın (cc) huzurunda mahkeme olması ne acı. Allah (cc) hepimizi korusun. Âmin.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.