Veysel Candan
Hayatın İçinden Kısa Kısa - 156
ÜSTADIMIZ HAK DOSTU MAHMUD SAMİ RAMAZANOĞLUNDAN (KS) İBRETLİK BİR HATIRA
Mahmud Sami Ramazanoğlu hakkında kısa özet bilgi:
1892 – 1984 tarihleri arasında yaşadı. Adana’da doğdu. Medine Münevvere’de vefat etti. Cennetül Bakiye defnedildi. İstanbul Darul Funundan, Hukuk fakültesini bitirdi. Vaaz ve sohbetler yaptı. Dini eserler yazdı. Nakşibendi olan Esad Erbili (ks) Hz.lerine intisap etti. Son devrin en büyük sufilerinden olup, Anadolu’da binlerce müritleri mevcuttur. Ondan sonra bu görevi, Musa Topbaş Efendi (ks) ondan sonra da Osman Nuri Topbaş Efendi aldılar. Halen devam etmektedirler. Kurdukları vakıflarla, matbaa ile İslami hizmetlere devam etmektedirler. Birçok dış ülkelerde de faaliyetler devam etmektedir. Allah (cc) yollarını açık etsin. Âmin.
Hatırayı anlatmaya başlayalım: Yer İstanbul. Kelâmî dergâhı Şeyhi Esad Erbili (ks) Hz.leri en kıymetli müridi, talebesi Mahmud Sami Ramazanoğlu (ks). Dergâhın bütün işlerini, hizmetlerini üslenmiş. Bu arada dergâhta, emekli Cide müftüsü Hüseyin Efendi yatalak hastadır. Bakım için ailesine haber verelim denirse de Sami Efendi (ks) Üstadımız, Esad Erbili (ks) Hz.lerine, Efendim müsaade ederseniz, hocamıza ben hizmet etmek isterim. Kabul edilir. İki yıl yatalak hastaya bakar. Cide müftüsü Hüseyin Efendi maneviyat ehli bir zattır. Bu hizmetler yapılırken, bir gün, Rabbimin bana verdiğinin bir mislini sana versin. Bir Hak dostunun, diğer bir Hak dostuna duası. Tam isabet.
Bir Hak dostu der ki, ben manevi birikimlerimi, sufilerin yazdığı kitaplarından almadım. Ya neden diye soranlara, Allah’a (cc), O’nun mahlukatına, kullarına ve hayvanlarına hizmetten aldım. Yolumuz açık olsun. Böyle bir fırsat çıkarsa, kaçırmayalım. Ebeveyne (anne babaya), bir Hak dostuna, bakıma muhtaç bir hastaya hizmet manevi gelir sebebidir.
ZOR ŞARTLARDA İMKâN DOĞAR MI DOĞAR İŞTE ÖRNEĞİ
Bir tarihte Kırgızistan, Rusya esaretindedir. Ruslar, insanları maden ocaklarında, zorla kötü şartlar altında çalıştırır. Bu çalışanlardan bir baba, maden ocağında çalışır. Oğul başka bir maden ocağındadır. Baba zor şartlarda çalışırken, hafızlığını tamamlar. İster ki oğlu da hafız olsun. İdareye müracaat eder. Oğlumla aynı ocakta çalışırsak, daha verimli olur der. Talebi kabul edilir. Aynı ocakta çalışmaya başlarlar. Adam oğlunu da bu ocakta çalışırken hafız yapar.
Yıl 1990. Kırgızistan bağımsızlığını kazanmıştır. Diyanet İşleri Başkanlığından bir heyet, Kırgızistan’a gider. Bir camide kılınan namaz sonrası, genç imam hatiple tanışırlar. Genç imam, yukarıdaki olayı olduğu gibi anlatır ve der ki, ben madende babamın hafız yaptığı kişiyim. Demek ki olmak için, mutlaka ölmek lazım değil. Zor şartlarda iman, insana azim ve gayret verir. Bu olay, mazeret üreten bizlere bir derstir. Tabi ders alanlar için.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.