1. YAZARLAR

  2. Nurten Selma Çevikoğlu

  3. Kutlu Doğum Yansımaları
Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

İZ DÜŞÜM
Yazarın Tüm Yazıları >

Kutlu Doğum Yansımaları

A+A-
20 Nisan 571 yılı bir nur yağmıştı dünya âleminin semâlarına. O devirde insanlar en onulmaz sıkıntılar, zulmetler ve cehaletin içinde yüzmekteydiler. Tüm yaralara derman olabilecek çarelere ihtiyaç vardı. İşte tam bu sırada bir nur doğdu Mekke’ye ve dünya kâbına varmayacak şekilde ışığa boğuldu. O ışık şerha şerha hem o devrin karanlıklarını aydınlattı hem de her asrın problemlerine çözüm oldu. O ışık, o nur, o çare bin dörtyüz küsur yıl önce doğan Hazreti Muhammed Mustafa aleyhissalâtu vesselâm’ın, kutlu doğum’un has Peygamberinin nûruydu.
Nurdan yaratılmış nur Peygamberi nursuz bir çağ karartamadı, ümitsizliğe ve yeise düşüremedi. O hep sonsuz nûruyla çağına ve çağlar ötesine geleceğe ışık oldu. Nur gibi açık, net ve ışık gibi yolları tüm insanlığın önüne serdi. Devri O’nunla aydınlandı, insanları câhilken aydın oldu, sahabe arkadaşları ilimle, mâneviyatla doldu. Yanına gelen, prensiplerine teslim olan huzur buldu. Asrın yıldızları arkadaşları O’nun gözünün içine bakar, emirlerine harfiyen uyarlardı. Çünkü onlar, tüm ahlâkî erdemleri, fazileti, inceliği, zerâfeti Hakk’ın en sevgilisi, gönüllerin nur kaynağı O güzel Peygamberden öğrenmişlerdi. Bizim de O pak Nebi’den öğreneceğimiz çok şey var. Kâinâtı farkındalık bilinciyle basiret gözüyle okumayı sahabe O’ndan öğrendi, biz de O’ndan öğreneceğiz inşallah.
Bir zamanlar O’nun adı ve ahvâli özellikle gençlerin ve insanımızın zihinlerinden ve gönüllerinden silinmek istendi ama son yirmi yıldır insanlar artık O’nu tanıyor, seviyor. O’nu istiyor. Hayallerini O’nunla süslemek, rüyâlarına O’nu getirmek istiyor. O’nun sünnetlerini yaşamak O’nun ahvâliyle hallenmek istiyor. Büyük çoğunluk O iki âlemin güneşi Peygamberiyle dolmak ve doymak dileğinde. Zira şu günahlarla dolu köhne dünya ancak O’nun muhteşem ahvâliyle diriliğe dönebilir.
Kararan, bunalan, sıkılan sîneler O sallallâhu aleyhi vessellem’in gönül ferahlatıcı ahvâliyle teskin bulabilir. İnsanların müptela olduğu tüm zararlı alışkanlıklar sâdece O’nun getirdiği dînî hükümler çerçevesinde düzeltilebilir.
O Hak’tan gelen ilâhî emirleri takdim eden kutsî elçinin öğretileriyle Müslümanlar nimetlere şükrü, hamdi, kulluğu, tevekkülü, ihlâsı, ihsânı, merhâmeti gerçek anlamıyla öğrendi. Kul ile yaratıcının arasındaki ilişkinin boyutları, Cenâbı Hakk’ın yüceliği, büyüklüğü, mâhiyeti ilâhisi hep O’nun izzetli ikramlarından ışık ışık yağan feyizyap ikliminde idrak edildi. Yâni Rabb’imizi biz O’nunla tanıdık.
O sallallâhu aleyhi vesellem, tebliğ ettiği her dînî hükmün pratik uygulayıcısı idi. İnsânî değerleri bizzat kâmil ahlâkında tatbik ederek etrâfına mükemmel bir model oldu. Nübüvveti sebebiyle Allâhü Azümüşşân’ı zâtı esmâsıyla tanıtır, bildirir ve Cenâbı Hakk’a karşı sorumluluk sahibi olunması gerektiğini çevresine yaşayarak gösterirdi. Kur’ânî hükümleri kendi şahsında uygulayan, anlatan, açıklayan kâinatın en büyük fâkihi, müfessiri ve muallimi O sallallâhu aleyhi vesellem idi.
Bilinmezler O’nunla bilindi. Hafızalara O’nunla silinmezler kaydedildi. Samimiyet O’nunla ihlâs oldu. Âlemler O’nunla kemal buldu. O’nu tanıyan herkes O’na olan sevgi ve muhabbetini, en çok sevilenlerden daha üst konuma getirdi. O aşk derecesinde sevilmeye en çok lâyık olan beşerdi.
Etrâfına âdeta muhabbet saçan, güven telkin eden hatta gül kokusu yayan bir kul mübâreğiydi. O sallallâhu aleyhi vesellem, fevkalâde tavırlarıyla etkilemediği kişi yoktu. Zâtı âlîlerinde müthiş bir zihnî ve gönlû derinlik yanında izâhı zor olan ilâhî bir câzibe vardı. Bu sebeple O’nun huzuruna kim girse ayrılmak istemezdi.
Ümmîydi. Mektep, medrese tahsili yapmamıştı fakat O sallallâhu aleyhi vesellem vahiy meleğinin nezâretinde 23 sene tahsil görmüştü. Yaşadığı sürece karşılaştığı hâdiseleri değerlendirişlerinde hep basiret ve ferâset hâkimdi. Belâ ve musibetlerden çıkardığı ders ve ibretler çerçevesinde yol yordam çizerdi. Üstün zekâsıyla her zorluğun üstesinden gelirdi. Hiçbir zaman ‘pes’ etmedi, yılmadı. Muhteşem sâyu gayretleriyle en zor zamanlarda Hakk’ı savundu, davasından asla vaz geçmedi. Kimseyi kırmadan, incitmeden, aldatmadan en sıkıntılı durumlardan, uyguladığı üstün tekniklerle sıyrılmasını ve muzaffer olmasını bilirdi. Daima en cesur, en adâletli, en güvenilir oldu. Çözülmeyen problemlerin üstüne gayet sükûnetle, soğukkanlılıkla ve temkinle gitti, çözdü. O’nun karşısında değil problemler âlemler çözüldü. O sallallâhu aleyhi vesellem bilgisizleri, cahilleri, günahkârları, köleleri hayatın kıyısına itelemedi, kenarda köşelerde çaresiz bırakmadı, sahip çıktı. Cehenneme adam koymak yerine cennete inanan kazanma çabasında oldu. Çukura düşeni oradan çekti çıkardı, çamura batanın elinden tuttu ve temizlenmesine yardımcı oldu, günahlara dalmış olanları uyandırdı. Fakir fukarayı görüp gözetti.
O sallallâhu aleyhi vesellem hayâtı boyunca tüm erdemli davranışlarıyla etrafına sağnak sağnak rahmet ve bereket nurları yağdırarak insan ötesi bir karakter şahikası sergilemiş olan tek şahsiyetti. O getirdiği düsturlarla hem bireysel mutluluğu ve iç huzuru hem de sosyal huzur ve mutluluğu temin etmiştir. O’nun insanlığa latifçe sunduğu prensipler o devrin sıkıntılarına çözüm olduğu gibi her devrin problemlerine deva olabilecek kadar geniş çaptadır.
O halde dert varsa deva O sallallâhu aleyhi vesellem’de. O’nun insanlığa büyük emek, fedakârlık ve gayretle takdim ettiği ilâhî prensiplere sıkı yapışıp yaşayan sâhili selâmete erişecektir. O’nun sevgisine, şefaatine nâil olabilmek duasıyla hepinize kutlu doğumun nur yansımalarını lütfetmesi için niyazlarda bulunuyoruz efendim…
Bu yazı toplam 3541 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.