1. YAZARLAR

  2. Süleyman Küçük

  3. Kur’ancıların kavram kargaşası
Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

ÇAĞRIŞIMLAR
Yazarın Tüm Yazıları >

Kur’ancıların kavram kargaşası

A+A-

Allah (cc) Rasûlü’nün (sav) Kur’an-ı Kerim’de açıkça övülmüş örnekliğini red eden ve kendi heva ve hevesleri doğrultusunda ayeti kerimelere meal veren yani Kur’an-ı kendi düşünceleri doğrultusunda konuşturan Kur’ancılık dini mensuplarının en iyi yaptıkları şeylerden birisi dini kavramlar konusunda kargaşa oluşturmaktır.

Bunun nedeni, kendi düşüncesinin doğruluğunu ispat etmek için Müslümanların Rasulullah’ın (sav) izinde 1400 yıldır inanıp uyguladıkları dinin kavramlarının özüyle oynayıp, kelimelere Müslümanlarca bilinen anlamlarından başka anlamları yükleyerek aralarında sürekli çatışma ortamı oluşturmak ve kasti olarak şaşırtmacaya mahal vermek ve bundan maddi ve manevi çıkar sağlamaktır.

Çünkü kavramların üzerinde belirsizlik oluşturulması durumunda insanların kavramları doğru anlamaları ve o kavramın ifade ettiği değerin hayata uygulanma şekilleri ortadan kaldırılmış ve farklı farklı fikirleri savunan kişiler arasında bir kaos durumu oluşturulmuş olur.

Bu kargaşa ve keşmekeş durumunu son zamanlarda en iyi ifade edenlerden birisi “KAMUS NAMUSTUR” diyen Rahmetli Üstad Cemil Meriç idi. 

O günden bu güne toplum günden güne kamusunu yani namusunu yitirdi ve özellikle tv ve basın yayın organlarında yer bulan kişiler eliyle kelimeler kasıtlı olarak politik, ideolojik kullanımlarla yanlış yerlerde yanlış manalarda kullanılarak dejenere edildi, kavramların içi boşaltılarak milletin kafasında suni bir kavram kargaşası oluşturuldu.

Bu gün içine düşürüldüğümüz kavram kargaşasından maalesef en çok Müslümanlar zarar görmüştür diyebiliriz.

Cumhuriyetin ilk yıllarındaki tek parti dönemi başta olmak üzere ihtilal ve askeri istibdat dönemlerinde postal yalayıcısı durumuna düşen akademik ünvanlı müptezeller ve akademik unvanlarına güvenerek televizyonlardan millete din öğretmeye soyunan akıl daneler ile ilmi yeterliliğini ispatlayacak bir diploma veya icazet sahibi olamamış ve kerameti kendinden menkul safevi şiası meddahı tv kurucusu hocalar(!) Müslümanlar arasında oluşturulan bu kavram kargaşasının baş müsebbipleridirler.

Kur’an-ı Kerim ayetlerinde ve sahih Hadisi Şeriflerde geçen kelime ve kavramların anlamlarını ve ne ifade ettiğini bilmeyenlerin, bir şeyleri veya her şeyleri yarım yalamak bilmenin neticesi olarak çokça içine düştükleri bilgisizliği topluma bilgi imiş gibi sunmaları da, bu kavram kargaşası durumunun sonuçlarından birisidir.

Son yıllarda sayısı 250’leri aşan Kur’an Meali yazımıyla bu kavram katilleri bir yandan kendilerine sürekli bir maddi kaynak sağlama yolunu seçerken diğer yandan yüzyıllardır Ehli Sünnet Âlimleri tarafından paçavraya çevrilen terk edilmiş şaz görüşleri kullanarak kendisi gibi düşünmeyen Müslümanları ötekileştirme sürecine girişmişlerdir.

Yanlış anlaşılmalara meydan verip yeni yeni ötekileştirmeler yapmamak ve kavramları maksatlı karıştıranlardan olmamak için inandığımız kavramların ifade ettiği anlamları şöyle ortaya koyabiliriz.

Tebliğ: Kur’an-ı Kerim ayetlerini insanlara ulaştırırken bir postacı, bir kargo elemanı veya bir ara kablo gibi nasıl uygularsanız uygulayın tarzında bir şekilde kitabı ortaya bırakıp gitmek değil, İlahi mesajları Sahih Sünnetin uygulayıcılığı ile inananlara ulaştırmak demektir.

İrşad: İnsanlara İlahi Kelamın gösterdiği hak yolu dünya ve âhirete dair zarar ve yararları Emri bil Maruf, Nehyi anil Münker üslubuyla anlatmaktır.

Peygamber: Risalet ve Nübüvvet birlikteliği içinde son zamanlarda çıkarılmış olan tüm suni ayrımları bertaraf ederek, Rabbi’nden (cc) aldığı İlahi mesajları insanlara okuyan, açıklayan, örneklendirerek hayata uygulayan ve bu işler nedeniyle ayetlerde açıkça belirtilmemiş konularda hükümler koyan seçilmiş kullardır.

Görüldüğü gibi Peygamberlik ile Tebliğ ve İrşad arasında bugün ifade edilenlerden çok daha sıkı bir ilişki vardır.

Peygamberler Emri bil Maruf, Nehyi anil Münker yoluyla insanlara Allah’ın (cc) emirlerini tebliğ ederlerken aynı zamanda onları hak yola irşat etmiş olurlar.

Bu üç kavramın kendi içlerinde ve birbirleri arasında ufak ufak da olsa bir takım nüans farkları vardır diyenler iyi niyetli kişiler değildirler.

Maalesef günümüzde bu farklılıkları kişiler ve cemaatler arası bir savaşa döndüren, Müslümanlar arasındaki birlik beraberlik ruhunu temelinden dinamitleyip tamamıyla kopuk duruma getiren, sürekli olarak başta selef olmak üzere biri ötekine reddiye yazan, diğerini yalanlayan, ötekisini diğerini tekfir ettiği çok sayıda tv meddahı hoca(!) bulunmaktadır.

Bunlara çıkıp nerede Kur’ân’dan öğrendiğiniz ahlak, nerede Rasulullah’ın (sav) sünneti, nerede islam irfanı, nerede Peygamberlerin (as) övülmüş tebliğ usulleri deseniz alacağınız cevap, sadece ve sadece kendilerini ve din satarak maddi kazanç elde ettikleri kitaplarını övücü birkaç sözden başka bir şey değildir.

Bu yazı toplam 5190 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.