Hüzeyme Yeşim Koçak

Hüzeyme Yeşim Koçak

Çözülme

Çözülme

Neredeyse sıradan vakalar haline dönüşen şehit haberleri, teknik arızalar, çöken inşaatlar, maden göçükleri…

 Mühimmat deposunda patlayan bombalar, çağdaş Sarıkamış donuşları, daha önce çürüklüğü dünyaca ispatlanmış; Batının ıskartaya çıkardığı müzelik helikopterlerdeki kazalar, zehirlenme vakaları; neden acaba sadece bizi, gariban ordumuzu, çilekeş milleti bulur.

Neden insanımız, çözümler, kahramanlarımız ucuzdur; kolayca elden gözden çıkarılır. Savunma bakanları neyi himaye eder, savunur?

Onca okul, üniversite açılırken; çocuğunun kendi dilini bile anlayamaması, okuyup yazamaması, marazlı ifadeleri ve iletişim özrü; uluslararası ölçeklerdeki zafiyet karşısında y(etkili) kişiler ne konuşur. Halk neyle teselli bulur, avutulur?

Yılankavi, göğü delen kat kat yat yad binalara; kaçak göçek uçaklara yaptığımız harcamalar, boy boy soy soy yatırımların atılımların önceliği, neden milletin ihtiyaçlarına, gözbebeği kurumlarına verilmez.

Gözümüzün önünde katliamlar yapan, gücünü artıran DEAŞ PKK gibi terör örgütleri; küçük, önemsiz telakki ediliyor. Kayıplarımızı asgariye indirebilsek, “büyüklüğümüzü”, hükmümüzü gösterebilseydik keşke.

Tarih parça parça. Osmanlı, sultanlar yerle yeksan ediliyor. Cumhuriyet idaresine denilmedik bırakılmıyor. İslâm öncesini, zaten nazarı itibara almazlar. Tarihimizi eğrisi doğrusu, eleştirel yönleriyle bizden bir bütün olarak, bir türlü kabul edemedik. 

Sanki içsel, belirsiz bir düşman tarih, gelenek, kültür, vatana ait ne varsa didik didik ediyor, hallaç pamuğu gibi savuruyor. 

Âdeta bir kuvvet; bizim bütün söylemlerimizle; kimilerinin boyayıp cilalayıp siyasî araç, kaldıraç olarak gördüğü davalarımızla alay ediyor. En tepeden ağızlarımızı yalancı çıkarıyor.

Ayrışmış toplumda; tarafların elinde kör kazmalar; “düşmanın saydığı”, bellediği izleri, kökleri siliyor. Tam bir anarşi.

Düşmanın muamelesini, projelerini kısmen biliyoruz da, ya bizim bize ettiklerimizi?

Neticede hiçbir kutsal kalmıyor. Ayağımızın altından hem fizikî zemin, hem ruhumuzun toprağı, havası suyu kayıyor, tahrip ediliyor.

Meydana gelen boşluğu kimler, neler dolduruyor.

 Kavramların, önderlerin, modellerin sahtelerinin, bir takım yozlaşma durumunun ortaya ve öne çıkmasıyla; öz zedeleniyor, gerçekler perdeleniyor.

Temsil(ci) makamındakiler akıl almaz hatalar yapıyor.

Kutlu şehirler, yöneticileri, burnumuzun dibinde görülmemiş vahşet hikâyeleriyle çalkalanıyor. Kendi hatalarımız günahlarımız bir yana, Müslüman iki devlet de iyice itibarsızlaştırılıyor. Yolu acılı bahardan(!) geçenlerin de hâli belli.

“Güçlü ordu, Güçlü Türkiye”. En övündüğümüz, itimat ettiğimiz kurumlar işlevsiz, darbeli, inmeli hale geliyor.

İdeolojiler gülünçleşiyor. Dindarların, milliyetçi denen kesimin; bir ideal/ ülkü/ görüş sahibi oldukları iddiasındakilerin, hedeflerin tümü ufalmış, geçersiz hale getirilmiş.

Sinek cesametinde adamlar vız vız ötüyor sadece. Bir acz tablosu.

Kısa bir zaman sonra olay nasılsa tersine dönecek. Tam aksi müdafaa edilecek, yargılar, şeddeli tespitler gündem çöplüğüne gidecek. Gökte balonlar uçuşacak.

O görkemli bağırışlar, had bildirmeler; gıdaklamalara, çaylak nutuklarına dönüşüyor. Çünkü bir kıymeti, karşılığı, ağırlığı, delili yok. Hadiseler, gidişat mütemadiyen sizi tekzip ediyor.

Gençler, her kesimden insanın, bilhassa egemenlerin aydınların, olumsuz karneleriyle başbaşa kalıyor. Sallanıyor.

Sata ata alaya bulaya yamaya; döne dolaş, bîhaber, bîkes, biçare, hepten zelil; kalan zamanımızı dövüyoruz. Uzatılmış bir intihar gibi.

Her şey karalanınca, vatana dair ne varsa kayboluyor, cansızlaşıp, çürüyor, sürekli üstü çiziliyor. Kahramanlar değil, âdeta soysuzlar, güdümlüler yükseliyor.

Bütün değerlerimizle, müesseselerimizle çökersek, nasıl hayatta kalabiliriz.

Millî şahsiyetimizi bu denli tahkirle, bölünmeyle; milletçe nasıl ilerleyebilir, yücelebiliriz.

Bizi ne birleştirecek?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Hüzeyme Yeşim Koçak Arşivi
SON YAZILAR