1. YAZARLAR

  2. Nevzat Laleli

  3. Allah’ın Güzel İsimleri (3)
Nevzat Laleli

Nevzat Laleli

YUVAMIZ
Yazarın Tüm Yazıları >

Allah’ın Güzel İsimleri (3)

A+A-

Ayet ve hadisler ışığında…

Kâinatı yoktan var eden, yarattığı bütün mahlûkatın (insan, hayvan ve nebatın) rızkını veren onları her an koruyup gözeten yüce Allah’ın (c.c) Kur’an-ı kerimde geçen İsm-i şeriflerini bilmek ve tanımak ona inananların için en önemli görevlerden biridir.
● el-LÂTÎF (c.c) - En ince işlerin bütün inceliklerini bilen, nasıl yapıldığına nüfuz edilemeyen en ince şeyleri yapan; İnce ve sezilmez yollardan kullarına çeşitli faydalar ulaştıran... Allah Teâlâ Latif’tir. En ince şeyleri bilir. Çünkü onları yaratan o’dur. Nasıl yapıldığı bilinmeyen, gizli olan en ince şeyleri yapar.
● el-HABÎR (c.c) - Her şey'in iç yüzünden, gizli taraflarından haberdar olan...
En küçüğünden en büyüğüne kadar bütün eşya ve hâdiselerden Allah haberdardır. Onun haberi olmadan hiçbir hâdise cereyan etmez.
● el-HALÎM (c.c) - Hilm, suçluların cezasını vermeye gücü yeterken bunu yapmamak, onlar hakkında yumuşak davranmak ve cezalarını geriye bırakmaktır. Suçluyu cezalandırmağa iktidarı olmayana halîm denmez. Halîm, kudreti yettiği halde, bir hikmete binaen cezalandırmayana denir.
Allah Teâlâ Halîm'dir. Her günah işleyeni hemen cezalandırmaz. Hışım ve gazabda acele etmez, mühlet verir. Bu mühlet içinde yaptıklarına pişman olup tövbe edenleri affeder. Israr edenler hakkında, hüküm artık kendisine kalmıştır.
● el-AZÎM (c.c) - Bütün büyüklüklerin sahibi... Azamet, büyüklük manasınadır. Hakikî büyüklük Allah'a mahsustur. Yerde, gökte, bütün varlık içinde mutlak ve ekmel büyüklük, ancak O'nundur ve her şey O'nun büyüklüğüne şahittir. Bu sıfatta da Allah'a herhangi bir denk bulunması mümkün değildir.
● el-ĞAFÛR (c.c)  - Mağfireti çok... Allah Teâlâ'nın mağfireti çoktur. Bir kulun kusuru ne kadar büyük ve çok olursa olsun onları örter, meydana çıkarıp da sahibini rezil etmez.
Kusurları insanların gözünden gizlediği gibi, melekût âlemi sakinlerinin gözünden de gizler. İnsanların görmediği bazı şeyleri melekût âlemi sakinleri görürler. Gafur ism-i şerifi, kusurların onların gözünden de gizlenmesini ifade eder.
● eş-ŞEKÛR(c.c)  - Kendi rızası için yapılan iyi işleri, daha ziyadesiyle karşılayan...
Şükür, iyiliği, iyilikle karşılamak demektir. Şükür, Allah Teâlâ'ya karşı kulun yapması gereken bir vazifesidir. Şekûr ise, az tâat karşılığında çok büyük dereceler veren, sayılı günlerde yapılan amel karşılığında âhiret âleminde sonsuz nimetler lütfeden demektir. Bu manaya Allah’tan başka hakikî sahip yoktur.
● el-ALİYY(c.c)  - Her hususta, her şeyden yüce olan... Allah Teâlâ yücedir, yüksektir.
Yüksekliğin hakikî manası şudur: -Allah'tan daha üstün bir varlık düşünülmesi imkânsızdır.
Bir benzeri veya ortağı veya yardımcısı yoktur.- Şanına yaraşmayan her şeyden uzaktır. Kudrette, bilgide, hükümde, iradede ve diğer bütün kemal sıfatlarında üstündür. Şu halde Aliyy, her şey kendisinin emrinde ve hükmü altında olan zât demektir.
● el-KEBÎR (c.c) - Büyüklükte kendisinden daha büyüğü düşünülemeyen...
Allah Teâlâ Kibriya sahibidir. Kibriya, zatın kemali demektir. Her bakımdan büyük, varlığının kemaline hudut yoktur. Bütün büyüklükler O'na mahsustur.
● el-HAFÎZ (c.c) - Yapılan işleri bütün tafsilâtıyla tutan, her şey'i belli vaktine kadar afat ve belâlardan saklayan... Hıfz, korumak, demektir. Bu koruma iki şekilde olur.
Birincisi, varlıkların devamını sağlamak, muhafaza etmektir.
İkincisi, birbirlerine zıt olan şeylerin, yekdiğerlerine saldırmasını önlemek, birbirlerinin şerrinden onları korumaktır.
Allah her mahlûkuna, kendine zararlı olan şeyleri bilecek bir his ilham buyurmuştur. Bu Hafîz ism-i şerifinin tecelli yatındandır. Bir hayvan bile kimyevî tahlil raporuna muhtaç olmadan kendine zararlı otları bilir ve onları yemez. Kulların amellerinin yazılması, zayi olmaktan korunması da Hafîz isminin iktizasıdır. Bu bakımdan âhirette yeniden dirilme ve yaptıklarından hesaba çekilme ile Hafîz isminin yakından alâkası vardır.
● el-MUKÎT (c.c) - Her yaratılmışın azığını ve gıdasını tayin eden, azıkları beden ve kalplere gönderen... Bu manaya göre Mukît, Rezzak manasınadır. Yalnız Mukît, Rezzak’tan daha hususîdir. Rezzak, azık olanı da olmayanı da içine alır.
● el-HASÎB (c.c) - Herkesin hayatı boyunca yapıp ettiklerinin, bütün tafsilât ve teferruatıyla hesabını iyi bilen; Her şey'e ve herkese her ihtiyacı için kâfi gelen...
Allah Teâlâ, neticesi hesapla bilinecek ne kadar miktar ve kemiyet varsa hepsinin neticelerini hiçbir ameliyeye (işleme) muhtaç olmadan doğrudan doğruya ve apaçık bilir.
Allah Teâlâ, herkese her ihtiyacı için kâfidir. Bu kifayet, O'nun varlığının devam ve kemalini gösterir.
● el-CELÎL (c.c) - Celâdet, ululuk ve heybet sahibi, celâl sıfatları ile muttasıf... Celâdet ve ululuk, Allah'a mahsustur. Onun zatı da büyük, sıfatları da büyüktür. Bu büyüklük, cisimlerdeki hacim veya yaşlılık itibarı ile değildir. Zamanla ölçülmez, mekânlara sığmaz.
● el-KERÎM (c.c) - Keremi, lütuf ve ihsanı bol... Allah vaat ettiği zaman sözünü yerine getirir, verdiği zaman son derece bol verir, muktedirken affeder.
● er-RAKÎB (c.c) - Bütün varlıklar üzerinde gözcü, bütün işler murakabesi altında bulunan...
Bir şey'i koruyan ve devamlı kontrol altında bulundurana rakip derler. Bu da bilgi ve muhafaza ile olur. Allah Teâlâ, bütün varlıkları her lâhza gözetip duran bir şahit, bir nâzırdır. Hiçbir şey'i kaçırmaz. Her birini görür ve herkesin yaptığına göre karşılığını verir.

Bu yazı toplam 4846 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.