1. YAZARLAR

  2. Muzaffer Dereli

  3. Allaha Adanmış Bir Hayat
Muzaffer Dereli

Muzaffer Dereli

GÜL KÖŞESİ
Yazarın Tüm Yazıları >

Allaha Adanmış Bir Hayat

A+A-
Bazan seçkin insanlardan bahsederken, bir deyim kullanılır; “Allah’a adanmış bir hayat…”

Gerçekten de bu sözden nice manalar çıkar. Ne güzel hikmet ve anlamlar var burada.

Aslında bütün insanların böylesine bir sevdası olmalı değil mi? Öyle ya! Biz kuluz, O yarattı bizleri ve biz O’nun için olmalıyız. O, zaten, öyle mesaj vermiyor mu bize? O gerçek kullar; “Biz Allah içiniz ve O’na dönücüleriz” derlermiş. İşte insanın hedefi de bu olmalı değil mi?

Şu dünya! Acaba bâkî mi? Hayır, değil. Fanî deriz hemen değil mi? Ama bakî olan bir yanı var. Nedir o? Fiilleri, uygulamaları… Yani yaptığımız şeyler. Evet, onlar kalıcı. Bir sonucu var onların. İyi ya da kötü. İşte burası çok mühim.

Bu manayı kavrayan insan zaten Allah’ın verdiği hayatı yine Allah için harcar. Bütün gidişatını Rabbinin çizdiği rotada tutmaya çalışır. Sadece kendisinin değil, aynı zamanda aile efradının da. Öyle ya! Değil mi ki o, aynı zamanda bir çoban. Sonuçta o ya bir baba ya da bir anne. Nice görevleri var onun. Daha sonra da etrafına bakacak insan, “rota”nın dışına taşanları uyarmak ve çizgiye getirmek için.

Ömür sermayesini ebediyet çizgisi üzerinde tutmaya çalışan bu adamlara, “Allah Adamları” tabiri de kullanılır. Ya da “Gönül Ehli” kimseler. Evet! Kur’an ve sünnet çizgisinde harekâtını ayarlamaya gayret eden bu kullar, yüce Allah tarafından “sevilmiş” kullar olurlar. Kendilerine hitap buyrulan “razı olunmuş kullar”. Ne güzel kullar onlar!

İşte kişinin hedefi bu olmalı değil midir? Ne ola gelip geçici dünyanın malı-mülkü saltanatı? Makam ve mansıbı… Bütün bunlar “O’nun için” olmadıkça ne mana ifade eder ki!

“Ah nefsim” diyor insan kendisine. Böylesine sonsuz ve eşsiz bir mananın, bir büyük dava ve hedefin sancağını taşımak dururken, süflî ve küflî arzular peşinde daha ne kadar koşacaksın? Ömür ırmağının sonuna varıp da ölüm çukurunu görünce mi? Allah korusun! Ne acı bir sondur bu! Sonsuzluğun zirvesinde ebediyyen gülmek dururken öyle mi?

 Hezeyanların bir heyecana dönmeli artık. Yüzün O’na dönmeli ve O’na secdenin nurları gönül aynanı cilalarken, simanda parlamalı. Artık O’nunla olmanın hazzını tatmalısın. Baksana! Bu manayı özüne sindiren Allah adamları nice güzellikleriyle anılıp dururlar. “Allah’a adanmış hayat”larından dolayı. Ya ötekiler!

Sen, seni bil ki seni bilen,

Sana yâr olsun!

Sen, seninle olanı bil ki,

Seni bilen, seni daim görsün!

Sen, seninle olanla daim ol ki,

Seni gören, seninle olsun!

Sen, seni bileni bilmezsen,

Sen, neye yararsın ey nefsim! 
Bu yazı toplam 6101 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.