Zaman akıyor

Kainatı; Güneş’i, Ay’ı, yıldızları, dağları, denizleri, kuşları, çiçekleri gördüğümüz ve göremediğimiz her şeyi yaratan Alemlerin Rabbi olan Allah’tır. Bu tabiat denge üzerine kuruludur, sistemli ve düzenlidir. Dünya dönüyor, yıldızlar dönüyor, çiçek çiçek dolaşan arı kovana dönüyor. Dağlardan derelere, derelerden nehirlere, nehirlerden denizlere, denizlerden buluta ulaşan yağmur, yeniden denize dönüyor. Tabiat bir düzen içinde döndürülüyor. Her şey dönüyor, tekrarlanıyor gibi gelse de hiçbir şey aynı olmuyor aslında. Çünkü zaman akıyor.

Bugün bir eylül sabahı. Eylül 2021 miladi takvim, Safer 1443 hicri takvim. Günler, aylar yıllar derken ömür geçiyor. Dün, bügün, yarın derken yıllar elimizden kayıp gidiyor. Ve biz her saniyemizi sadece “bir saniye” yaşıyoruz, o saniyenin tekrarı da yok. Dönüşü, tekrarı yok bu hayatın. Çünkü zaman akıyor. Ayları geriye döndürmek, günleri tekrar yaşamak şöyle dursun, bir saniyesini bile yavaşlatamayız bu hayatın. Yavaşlatmaya bile imkanımızın olmadığı bu hayatta yapmamız ve yapmamamız gerekenler vardır. Ve bunların da bir zamanı vardır elbet, ertelenmemesi gereken. Ve akıp giden zaman, en kıymetli imkanındır insanın. Zaman akıyor...

Zamana andolsun ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka.” (Asr Suresi)

***

Yeni bir güne uyandırılmış olmanın verdiği umutla güne başlayan Müslüman, en güzel güne sabah namazıyla başlar. Her gün, bir öncekine göre daha zinde, dinamik ve aktif olma gayretinde olan müslüman, sabah namazı için mescide koşarak adımlar hayatı. Günlük, haftalık, aylık, yıllık, ömürlük ve kıyametin kopacağı ana kadar planları olan müslüman, zamanın kıymetinin farkındadır. Müslüman, okumalarını, günün ilk saatlerinde yapar. Zamanı zayi edenlerin ziyanda olduğunu bilen müslüman, iyi, güzel, faydalı ve doğru olanı yapmayı da tehir etmez.

Günlük yaşamını beş vakit namazına göre planlayan Müslüman meşru mazeret haricinde namazını kazaya bırakamaz. Bir vaktin farz namazını, ulaşmamızın şüpheli olduğu diğer vaktin namazından sonraya tehir etmez müslüman, etmemelidir de. Gecenin sessizliğini internetle baş başa vakit geçirmek (vakti zayi etmek) için değil, dua ve tefekkür için bir imkan olarak değerlendirir müslüman. Kendisine, ailesine, arkadaşına, kuşlara, ağaçlara, bir karıncaya, ümmete ve insanlığa faydalı olan müslüman, faydasız söz ve görselden de uzak durur. “Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler” (Mü’minûn Suresi 3) Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “İki nimet vardır ki insanların çoğu bu nimetleri kullanmakta aldanmıştır: Sıhhat ve boş vakit.” buyurmuşlardır. Yine Efendimiz (s.a.v.) “İhtiyarlıktan önce gençliğin, hastalıktan önce sıhhatin, fakirlikten önce zenginliğin, meşguliyetten önce boş vaktin ve ölümden önce hayatın kıymetini bilmemiz gerektiğini bizlere bildirmektedir. Dikkat edesin okuyan kardeşim; bu uyarıyı Alemlere rahmet Hz. Muhammed (s.a.v.) yapmaktadır.

***

Günlük hayatta her şeye yetecek vakit vardır, vaktimiz olmayan şeylerden de sorumlu değiliz zaten. Beş vakit namaza, duaya, tefekküre vakit var. Helal kazanmaya, helal yiyip içmeye zaman var. Ailemizle, arkadaşlarımızla, akrabalarımızla ilgilenmeye vakit var. Evde, serviste, işte, tarlada, sanayide, hastanede, tatilde, yani her yerde hayırlı çalışma için yer ve zaman var. Yeter ki “erteleme! hastalığından” sıyrılarak 1, 2, 3 hemen şimdi diyerek besmeleyle hayırlı bir işe başlayasın.

Adım adım, saniye saniye, son durak ve konak yerine yaklaştığının şuurunda olan müslüman, iyilik ve güzellikleri erteleyemez. Dünya genelinde her 10 saniyede bir çocuğun açlıktan ölüğünü ve neredeyse bütün insanlığın bir avuç zalim tarafından sömürüldüğünü bilen müslüman, yapması gereken hayırlı çalışmaları erteleyemez. İyilik ve güzelliklerin hakim olması yolunda üzerindeki sorumlulukların her birini zamanında yapar müslüman. Peygamber Efendimizin, (s.a.v.) “Ayakları Allah yolunda tozlanan kula Cehennem ateşinin dokunmayacağı” müjdesiyle koşar, koşturur, coşar, coşturur. Alnından boncuk boncuk ter dökülür müslümanın. Ve bütün hayatını bir ibadet şuurunda yaşayan müslümanın uykusu bile ibadettir. “Zor bir yolda yürümek mecburiyetinde olan insanlar, yolda yürümeye başlamadan önce gönüllerinde ve zihinlerinde yürümek ve yol almak zorundadırlar. Evvela, bu yolu ben nasıl aşarım, korkusundan kurtularak yola çıktıklarında görürler ki, yol zor da olsa bir müddet sonra aşılmış yürünmüş ve hedeflenen yere gidilmiştir. İşte o zaman, insanların yüreklerinde, aslında yolun zannedildiği kadar zahmetli olmadığına ve bütün sıkıntılı yolların aşılabileceğine dair bir iman doğar.” (Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN) Yolun zor görünmesine, imkanların kısıtlı olmasına rağmen, istikametten hiç ayrılmadan, “her zorlukla beraber bir kolaylığın olduğuna” inanarak, bir çalışmadan diğerine koşturanlara selam olsun. “Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul. Ancak Rabbine yönel ve yalvar.” ( İnşirâh Suresi 7,8)

Allah’a emanet olunuz.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
8 Yorum