1. YAZARLAR

  2. Sadık Küçükhemek

  3. Yeni Sistemde Din Eğitiminin Yeri
Sadık Küçükhemek

Sadık Küçükhemek

İŞİN ASLI
Yazarın Tüm Yazıları >

Yeni Sistemde Din Eğitiminin Yeri

A+A-
Kesintili 12 yıl zorunlu eğitimde din eğitiminin yeri merkez olmalıdır. Çünkü din fıtridir. Yani din insanla et ve kemik gibidir. Kemik etsiz, et kemiksiz varlığını sürdüremediği gibi insan da dinsiz, din de insansız varlığını sürdüremez. Birinin varlığı diğerinin de varlığı, birinin yokluğu diğerinin de yokluğu demektir.
 İnsan yaratıldığı günden beri din vardır. Çünkü ilk insan peygamberdir. “O’na bütün isimler öğretilmiştir.” (Bakara:33) Dolayısıyla Âdem aleyhisselam cahil bir insan değildir. Bu sebeple Pozitivizmin ilk insanın cahil olduğu, okuma-yazma bilmediği tezinin bilimsel bir tutarlılığı yoktur.
 İnsan “sıratı müstakim”den ayrıldığı zaman peygamberler gönderilmiştir. İlk insan Âdem’den itibaren “sıratı müstakim”e davet eden insan eksik olmamıştır. Son Peygamber Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimizdir. O’nun ümmetinden bir cemaat davete kıyamete kadar devam edecektir. (Al-i İmran:104) Bu sebeple yarın kıyamet günü hiçbir kavim bizim dinden, imandan haberimiz yoktu, diye bir mazeret ileri süremeyecektir.
“Sıratı müstakim”den ayrılan kavimler, sapıttılar ve hesaba inanmama üzerine sosyal hayatı düzenlediler. Bunun manası, adaletin yerini zulmün alması, kuvvetlinin zayıfı ezmesi, demektir. Bu zulüm sonucu insanlar sömürülmüş, cahil bırakılmıştır. Zaman zaman gönderilen peygamberler ve gönderilen kitaplarla insanlık adaletin tesisiyle sömürülmekten ve ilim- irfan sayesiyle cehaletten kurtarılmıştır.
Hesaba inanmama esasına dayanan sosyal hayatta cahiliye devrinde olduğu gibi canavarlaşır, canavardan da beter hale gelir. İşte din bu derece önemli ve lüzumludur. Onsuz hayatın bir manası yoktur. Modern dünyanın içinde bulunduğu sıkıntının sebebi budur. Modern dünya çıkmaz sokağa girdi bir türlü yolunu bulamamaktadır. Pozitivizmin, kavmiyetçiliğin- ulusalcılığın, laikliğin, kapitalizmin, sosyalizmin pençesi altında inim inim inlemektedir.
Modern dünyanın fıtrata aykırı bu yapının içerisinde mutluluğu aramaya kalkması ayrıca bir handikaptır. Demek ki fıtrat bozulunca insan bir türlü yolunu bulamamaktadır. Adalet, eşitlik gibi kavramları istismar ederek gücü ele geçirdiği zaman zulümde birbiriyle yarışması ayrı bir hastalıktır.
Milletimiz bu duruma Tanzimat ile düştü, Cumhuriyet’in ilanından sonra resmi ideoloji uğruna modern dünyanın bir parçası haline geldi Medreselerin, tekke ve zaviyelerin kapatılmasının ve din eğitim ve öğretiminin yasaklanmasının sebebi budur. Öğrenci bulunamadığı için din eğitimi veren müesseseler kapatıldı denmesi işin kılıfıdır.
 Modern dünyanın içine düştüğü bu durumdan başta ülkemiz olmak üzere söz konusu dünyayı kurtarmak için fıtrata uygun bir sosyal hayat tesis etmemiz gerekir. Bu da ancak din eğitimi ile gerçekleşir. Bu sebeple yeni eğitim sisteminde ilk dört yıldan itibaren çocuklarımıza din eğitimi vermemiz gerekir.
Müfredat programı buna göre hazırlanmalı. Alfabe, dünyevi ve uhrevi fayda temin edecek şekilde hazırlanmalı. Materyalizm temel alınarak hazırlanan alfabe içinde bulunduğumuz duruma düşürdü. Bizim çocukluğumuzda alfabe, yat yat uyu, uyu uyu yat ile başlıyordu. Şimdi ise Ali top at, Ayşe ip oyna ile başlamaktadır. Oku Ali oku. Ayşe çok çalış ile başlamalı. Türkçe ve Sosyal Bilgileri kitapları resmi ideolojinin etkisinden kurtarılmalı, birleştirici, bütünleştirici, dünyevi ve uhrevi bilgileri kapsayacak şekilde hazırlanmalı.
 İkinci kademede ilmihal bilgileri verilmeli. Çünkü çocuk buluğ çağına girdiği zaman yaptıklarından mükelleftir. Yani lehinde ve aleyhinde olan bilgileri bilmesi gerekir. Daha açıkçası helal ve haram konuları bilmesi gerekir. Öğrencileri laiklik ve modernizm adına mahrum etmek koskoca bir cinayettir, çocukları bataklığa sürüklemektir.
Kız- erkek olsun her Müslüman çocuğun ilmihal bilgileri bilmesi üzerine farzdır; bunu buluğ çağına girmeden öğrenmesi gerekir. İlim tahsil etmek ise farz-ı kifayedir.
Bunun için ilk dört yıldan itibaren Din kültürü zorunlu okutulmalı, Kur’an-ı Kerim’i yüzünden okuma ve din dersi velinin isteğine bırakılmalı, İkinci kademede ise bu dersler de zorunlu dersler gibi okutulmalı. Üniversite son sınıfa kadar ders saatinin % 30’u din eğitimine ayrılmalı. Çünkü devletin görevi, vatandaşına küçük yaştan itibaren dinin öğretmekle mükelleftir.
Materyalizmin, Modernizmin, pozitivizmin, laikliğin ve resmi ideolojinin ülkemizi getirdiği nokta ortadadır. Bunda direnmek ülkemize karşı yapılan en büyük kötülük olduğu konusunda gafil olmak, hatta hıyanet içinde olmak demektir.
Bu yazı toplam 5120 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.