1. YAZARLAR

  2. Sadık Küçükhemek

  3. Yeni Anayasanın Çerçevesi
Sadık Küçükhemek

Sadık Küçükhemek

İŞİN ASLI
Yazarın Tüm Yazıları >

Yeni Anayasanın Çerçevesi

A+A-
Yeni Anayasa yapma çalışmaları başladı. Bu konuda görev alanlara başarılar dilerim. Geçen hafta yazmış olduğum Sıfır Anayasa adlı yazımda anayasadan Kemalist ideolojinin, laiklik kavramının çıkartılmasını ve Devletin dininin, 1924 anayasasında olduğu gibi, Din-i İslam yazılmasını istemiştik.
 Bu yazımda yeni anayasanın çerçevesini çizmek istiyorum. Bu konuda kurulan komisyonlara bir katkıda bulunmak gayesiyle düşündüğüm anayasanın genel hükümleri şu şekilde olmalı.
1. Türkiye Devleti, meşru esaslara dayanan bir Cumhuriyet olmalı. Meşru, aklın ve dinin uygun gördüğü esaslar demektir. Laik ve sosyalist Cumhuriyetler yapısı gereği kuvveti, baskıyı ve şiddeti esas alır. Bu çerçevede Türkiye devleti, sosyal ve meşru esaslara dayanan bir hukuk devleti olmalı.
 Beşeri hukuk, egoist insanın hırslarını ve emellerini esas alan bir hukuktur. Dolayısıyla bu hukukun ürettiği kapitalizm, sosyalizm ve totaliter rejimler, egoist insanın hırslarını ve emellerine hizmet etmektedir. Beşeri hukuk, aklın ürettiği bir hukuk değil, insanın heva ve hevesine akıl alet edilerek üretilen bir hukuktur. Çünkü akıl, Allah’ın yarattığı bir varlık olduğu için fıtrata uygun olmayan düşünceleri reddeder. Bu şekilde olduğunu reddetmek, sağlıklı bir düşünceye sahip olmamak, demektir. Yani o insanın aklı heva ve hevesle beslenen bir akıl olduğu için bu gerçeği reddetmektedir. Akıl, insanın heva ve hevesine alet edildiği zaman rotasını kaybetmiş bir gemi gibi yoldan çıkar; alabora olur. İşte beşeri hukuk, böyle bir aklın ürünüdür.
2. Türkiye Devleti, her kavmin dinini, dilini koruyan bir devlet olmalı. İnsanın, istediği bir dine inanma ve dilini koruma, geliştirme ve kendi diliyle eğitim yapma hakkı vardır. Devletin bütünlüğü bu çerçevede korunabilir. Dini güdümlemekle, dilleri yasaklamakla devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğü korunamaz; çözülmeyi hızlandırır. Günümüzde yaşananlar ortadadır. Unutmayalım ki hiçbir kavim, diğer kavimler tarafından asimile edilemez; çünkü renk dil Allah’ın ayetlerindendir.
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Onun delillerinden biri de, gökleri ve yeri yaratması, lisanımızın ve renklerimizin değişik olmasıdır. Şüphesiz bunda bilenler için (alınacak) dersler vardır. (Rûm: 22)
 Kavmiyetçiler, bundan ders alabilecek bir kapasiteden mahrum olduğu için tarih tekerrür etmektedir. İngilizler, Almanlar, Fransızlar, kısaca emperyalist devletler bundan ders alabildi mi? Kolonilerini asimile etmek için bütün yolları denediler, dillerini değiştirmeye çalıştılar, başarılı olabildiler mi?
3. Resmi dil Türkçe olmalı. Bu, anayasaya yazılırken Kürtçenin seçmeli olarak okutulmasına engel olmayacak şekilde yazılmalıdır.
4. Bir düşünürün dediği gibi Anayasaya milletin bin yıllık ruhu yansıtılmalı. Bu çerçevede anayasada İslam hukukunun üretken bir hukuk haline getirilmesi için hükümler yer almalı.
5. Anayasanın her hangi bir hükmü, 1982 anayasasında olduğu gibi tabu ve dogmatik hale getirilmemeli. Tabu ve dogmatik ilkeler, insanın egosuna hizmet eder. 1982 anayasasının 1.2.3. maddelerinin değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez denilmesinin sebebi budur.
Alem-i İslam’ın Kurban Bayramı’nı tebrik eder, hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ederim.
Bu yazı toplam 5255 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.