Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

İZ DÜŞÜM
Yazarın Tüm Yazıları >

Şaban ayına girdik

A+A-

Efendim bugün itibâriyle Recep ayını bitirerek Şaban ayına girmiş bulunuyoruz. Hepimize güzel dînimizin güzel Peygamberinin ayı olan Şaban ayı mübârek olsun. Ayni zamanda da rahmet ve bereket ayı Ramazana da iyice yaklaşmış oluyoruz. Rabb’im bu sevâbı bol olan günlerden ve aylardan müminleri lâyıkıyla istifâdelendirsin.

Bilindiği üzere Şaban âlemlerin efendisi Peygamber efendimiz aleyhissalâtu vesselâm’ın ayıdır. Bu ayda O ne yapmışsa bize de aynisi olmasa bile elimizden geldiğince en kâmil mânâda ihya etmek düşer değil mi, can kardeşlerim? O halde peygamberimiz aleyhisselâm’ın bu ayda yaptıklarına şöyle bir bakmak icap eder. 

Allah Teâlâ’nın en sevgili kulu benim ayım dediği Şaban ayında çokça oruç tutarlardı. Hatta Ramazandan sonra en fazla orucu bu ayda tuttukları belirtilir. Ashâbı Şaban ayında kendilerini Kur’an okumaya verirlerdi. Bu ayda hayır kapıları açılıp, günahlar silineceği için çokça tevbe etmeli, kat kat sevap verilen hayırlı davranışlar bolca işlenmeli. Bu muhteşem ayın ortasında ‘Berat Kandili’ de en güzel bir şekilde ihya edilmeli. Ayni zamanda sevgili Peygamberimizin ayında O’nu sevdiğimizin göstergesi olarak salâtu selam göndermeye ağırlık vermeli, derken biz de karınca karârınca müsâdenizle Şaban ayını O’nu yazmakla geçirelim istiyoruz efendim. Bu minval üzere inşaALLAH Şaban ayında yazılarımıza kâinâtın Efendisini misafir edeceğimizi sizlere bildirmek istiyoruz.

Haydi, buyurun O rahmet deryasını analım, aleyhissalâtu vesselam.

Peygamber Efendimiz aleyhisselam çok merhametli bir zâtı muhterem idi. Kendisine kötülük edenlere, hakâret yağdıranlara, kalbini kıranlara müdâhale etmezdi. Canını yakanlara, mübârek dişini kıranlara hatta defalarca öldürmeye teşebbüs edenlere (zehirlemeye kalkanlara) ayniyle mukâbele yapmadı, bedduâlar yağdırmadı. Belki ilerde o nesillerden Hakk’a tâbi olanlar gelebilir diye onlar için hep hidâyet diledi. O aleyhisselam şöyle buyurdu; ‘Ben dünyâya beddua etmek için gönderilmedim. Ben Rahmet peygamberiyim…’  (1)

O insanlık fakiri olan dünyâya bahşedilmiş en büyük zenginliktir. Etrafındaki canlı cansız her varlığa olan müşfik tavırları, şefkatli davranışları, son derece yumuşak ve nezâketli ahvali dâima tebessümlü yüzüyle âdeta rahmet âbidesiydi. Dünyâdaki Hakk’ın müşahhas misâliydi. Efendimiz aleyhissalâtu vesselam her zaman fakir fukarâyı gözetti. Bir gün çok sevdiği eşi Hz. Âişe Vâlidemize; ‘Yâ Aişe! Yarım hurmayla da olsa fakirleri geri çevirme. Ey Âişe fakirleri sev onları kendine yaklaştır ki, kıyâmet günü Allah (c.c)’da seni kendisine yaklaştırsın’ buyurdu. (2) O fakir ve kimsesizlerin aşağılanmasına, küçük görülmesine karşı çıkar, garipleri, köleleri, zayıfları koruyup kollardı, onlarla birlikte oturup kalkar, yemek yerdi. Aynı zamanda öksüz ve yetimlere de son derece şefkatle davranırdı. “Haksızlıkla yetimlerin mallarını yiyenler şüphesiz karınlarına ancak ateş tıkamış olurlar; zâten onlar alevlenmiş ateşe gireceklerdir..” (3) âyetiyle insanları uyarır; ‘Eğer kalplerinizin yumuşamasını istiyorsanız; fakirleri doyurun, yetimlerin başını okşayın.’ (4) Buyururlardı.

O’nun engin şefkat ve merhameti bütün mahlûkata şâmildi. Bilhassa hayvanlara son derece müşfik bir sevgiyle muamele ederdi. İnsanlara; hayvanlara güzel davranmayı teşvik eder, onlara insafsız davranmayı, yüzünü-gözüne dağlamayı, (5) acı çektirmeyi ağır yük yüklemeyi, onları canlı hedef yapıp atış tâlimi yapmayı yasaklardı. (6) Yine hayvanların aç-susuz bırakılmamasını, canının yakılmamasını, keserken eziyet edilmemesini emrederdi. (7) Merhametten mahrum olanların her türlü hayırdan mahrum kalacağı sık sık tekrar ederdi. (8)

Şeyh Galib’in şu dizeleriyle yazımızı sonlandıralım.

Sultânı Rusûl, Şâh-ı mümeccedsin Efendim,

 Bî-çârelere devlet-i sermedsin Efendim,

Dîvân-ı ilâhî’de serâmedsin Efendim,

Menşûr-ı ‘Le amrük’le mü’eyyedsin Efendim;

  Sen Ahmed’ü Mahmûd’u Muhammed’sin Efendim,

Hak’dan bize Sultân-ı Mü’eyyedsin Efendim !...’

1- Müslim, Fedâil, 126

2- Tirmîzî, Zühd 37

3- Nisa, 10

4- Mâlik, Muvatta, C.II, s.263

5- Müslim, Libâs 106-108

6- Buhârî, Zebâih 25

7- İbni Mâce, Zebâih, 3

8- Ebû Dâvud, Cihan 44

 

Bu yazı toplam 4657 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.