1. YAZARLAR

  2. Sadık Küçükhemek

  3. Öğrenci Olayları
Sadık Küçükhemek

Sadık Küçükhemek

İŞİN ASLI
Yazarın Tüm Yazıları >

Öğrenci Olayları

A+A-
Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe’deki rektörler toplantısı sırasında protesto edildi, bunun üzerine polis protestocu öğrencilere karşı güç kullandı. Anayasa Komisyonu Başkanı Sayın Burhan Kuzu ve CHP Genel Sekreteri Sayın Süheyl Batum, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde yumurtalı protestoya maruz kaldılar. Anayaysa Mahkemesi Başkanı Sayın Haşim Kılıç da bir üniversitede konuşması sırasında yumurtalı protesto edilmişti.
Öğrenciler ne istiyor, neden liderler ve siyasiler son günlerde “yumurtalı eylem” ile protesto ediliyor? Öğrencilerin istekleri makul müdür? İsteklerinin altında ne yatıyor? Bunları değerlendirelim ve gereken önlemleri alalım; aksi takdirde, altmış darbesi ve 12 Eylül ihtilalı bir gün gelir kapımızı çalar; o zaman iş işten geçmiş olur.
Son günlerde liderlere ve siyasilere yumurtalı protesto artınca, aklıma 12 Eylül’den önceki olaylar geldi, o günlerde olayların arkası kesilmiyordu; sağ ve sol gruplardan beş bin küsur gencimiz öldü, tehlike olarak komünizm gösterildi. Buna karşı olan gençlik, devleti koruma adına kızıllarla karşı karşıya geldiler, ülkede kan gövdeyi götürdü, bunun sonunda 12 Eylül darbesi gerçekleşti. Her iki taraftan bir grup gencimiz asıldı ve binlerce gençlerimiz hapishanelerde işkence gördü ve binlerce yurttaşımız vatandaşlıktan çıkartıldı; bugünlere geldik.
AK Parti sekiz yıldır iktidarda, Kürt sorununu çözmek için demokratik açılım paketi sundu, 12 Eylül referandumunda başarılı oldu, önümüzdeki yıl seçimlerde tek başına iktidara geleceği görülmektedir; çünkü CHP, MHP, DTP iktidar karşısında pasif kalmakta ve ileriye dönük bir program ortaya koyamamaktadırlar; sadece günlük hadiseleri değerlendirmektedirler. Wikiliaks olayı, AK Parti’nin önünü kesmek için küresel aktörlerin senaryosundan ibarettir; dolayısıyla bu senaryo ile dikiş tutturmak mümkün değildir. Bu görüldüğü için iç ve dış güçler, öğrenci olayları ile AK Parti’nin önünü kesmeyi denemektedirler, bu planları da tutmazsa başka planları yürürlüğe koyacaklardır; atalarımız, “Su uyur, düşman uyumaz” demişler.
Öğrenci kolektifleri adına konuşan Caner Ertay, yumurtalı eylemlerin nedenlerini şöyle özetliyor:
1- Harçlar tamamen kaldırılmalıdır. Üniversite ticarethaneye çevrilmemelidir.
2- Özgürlük anlayışı türban olan, AKP’nin de ilk başta karşı çıktığı ama sonra ele geçirince kullandığı 12 Eylül ürünü olan YÖK kapatılmalıdır. Yerine başka bir kurum kurulmasını da istemiyoruz.
3- Üniversite öğrencilerine söz, yetki, karar hakkı verilmelidir.
4- Devlet üniversitelerine daha fazla kaynak ayrılmalıdır.
5- Cemaatlerin ve gericiliğin önüne geçilmelidir. Bilimin gelişmesinin önü açılmalıdır. (Milliyet gazetesi, 11. Aralık 2010)
6. Eşit ve özgür bir ülke, parasız eğitim
İlk dört maddede sıralanan istekler makul gibi görünse de beşinci maddede ifade edilen istek onların asıl maksatlarını ortaya koymaktadır.
Cemaatten maksat, Fethullah cemaati gibi islamî cemaatlerdir, gericilikten maksat, İslam dinidir. Bilimin gelişmesinden maksat ise pozitivizmdir, yani vahyin bilgi kaynaklarından biri olduğunu reddeden görüştür. Öğrenci kolektiflerinin anladığı bilim budur. Bilimsel çalışma değildir. Bilimin önü açık, cemaatlerin ve gericilik yaftası vurulan İslam’ın önü kapalıdır.
İslam’ın ne olduğu bilinmiş olsaydı, bu şekilde liderler ve siyasiler yumurtalı protestoya maruz kalmazlardı. Küresel aktörler, Jön Türklerin, İttihat ve Terakki zihniyetinin uzantısı Ergenekon, İslam’ın önünün açılmamsı için şimdi öğrenci olayları senaryosunu yürürlüğe koydular.
Öğrenci kolektiflerinin içine düştüğü durumu, zindanda büyüyen vezirin oğlunun durumu ne güzel anlatıyor. Vezirin oğlunun hikâyesi şöyle: Hükümdar bir veziri zindana atar ve vezir yıllarca orada kalır, vezirin yanında olan oğlu da orada büyür. Aklı erecek yaşa geldiği bir gün, yemekte kendisine verilen et hakkında soru sorar. Babası, “bu koyun etidir” der. Çocuk, “Koyun nedir?” diye sorar. Babası da koyunun özelliklerini anlatır, bunun üzerine çocuk babasına, “Ey babacığım! Sen onun fare gibi olduğunu (yani bir hayvan olduğunu) sanıyorsun” der ve bütün söylediklerini inkâr eder. “Senin bahsettiğin koyun fareye hiç benzemiyor” der. Deve ve sığır etleri konusunda da aynı şey olur; çünkü çocuk orada kaldığı sürede farenin dışında hiçbir hayvan görmemiştir ve bütün hayvanları da fare cinsinden saymaktadır. (Mukaddime, C, 1, S:256)
Eşit ve özgür ülke olmanın önünde en büyük engelin beşeri ideolojiler olduğu görülmüştür; hâlâ bunlara sarılmanın bir anlamı var mı? Öğrenci kolektifleri, bütün hayvanları da fare cinsinden saydığı müddetçe başkasının piyonu olmaktan kurtulamayacaklardır. Başka Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere devletin bütün kurumları, bu gençlerin zindandan çıkartılması için bir dizi çalışma yapması gerekir; aksi halde bu gençlerin içinde bulunduğu bu durumdan devlet kurumları sorumlu olur.
Polisin, öğrencilerin yumurtalı ve benzeri şeylerle yaptıkları eylemlerde haddinden fazla güç kullanmamalı, onların o şekilde eylem yapmamaları için önceden gerekli önlemleri almalı, kusuru bulunan üniversite yöneticileri hakkında soruşturma açılmalı.
Bu yazı toplam 5552 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.