1. YAZARLAR

  2. Süleyman Küçük

  3. KURANI FARKLI OKUMAK
Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

ÇAĞRIŞIMLAR
Yazarın Tüm Yazıları >

KURANI FARKLI OKUMAK

A+A-

Müslümanların hayatları devam ettiği sürece devam eden ertelenemez ve terk edilemez bir sorumlulukları vardır.

Kur’anı Kerimi okumak.

Bu öyle bir sorumluluktur ki, istenilirse sayfalar dolusu tarifler yapılabilir bu sorumlulukla ilgili olarak.

Bu yazımızda son zamanlarda kendilerine kurancılar denilen ve esasında kökleri sapık hariciler ve mutezile mezhepleri ile Hindistan-Pakistan kıtasında ortaya çıkmış olan Kuraniyyun fırkasına dayana sözde kurancıların yaymaya çalıştıkları yanlış ve hatalı fikirlerden olan ve adına farklı kuran okuma denen nevzuhur bir adetten bahsedeceğiz.

Bu sapık düşünce sahiplerinin toplum içinde sormaya özellikle de cevaplamaya cesaret edemedikleri sorularla başlıyoruz yazımıza.

Müslümanım diyen bir kişinin muhatap olduğu ve ilk emri oku olan bir kitabı okumaması diye bir şey söz konusu olamayacağına göre Kuranı Kerim nasıl ve ne şekilde okunacaktır?

Kuranı kerimi okumak ile hakkıyla okumak arasında bir fark varsa bu fark Müslümanların hayatında nasıl izale edilecektir?

Kuranın gönderiliş amacı hayata uygulanmak ve hayatı dizayn etmekse bu görev nasıl yerine getirilecektir?

Müslümanım diyen kimseler için bu soruların cevapları da sorular kadar kısa ve basittir.

Kuranı kerim tilavetiyle taabbüd olunan İlahi bir kitaptır. Yani bu ifadenin günümüz Türkçesinde karşılığı, Kuran okunması ibadet olan ve özellikle de namazımızda okunmasıyla ibadet edilen Allah(cc) kelamıdır.

Bu sebeple de ibadet kastı ile okunması da, Allah(cc) Rasulüne(sav) inzal edildiği asli şekli olan Arapça okunmakla mümkündür.

Kuranı Kerimin hakkıyla okunmasının anlamı ise, Allah’ın(cc) Rasulü(sav) aracılığıyla Kuranı gönderiş amacına uygun olarak ayetlerinin okunup hükümlerinin fert ve toplum hayatına eksiksiz uygulanmasıdır.

Kuranın fert ve toplum hayatına eksiksiz bir şekilde uygulanması ile İslamın hayatı dizayn etme hadisesi ise insanlık tarihinde tek bir defa sadece Rasulullahın(sav) önderliğinde ve yetiştirdiği Sahabe-i Kiram(ra)eliyle Asr-ı saadette ve onu takibeden Hulefa-i Râşidîn(ra) döneminde gerçekleşmiştir.

Rasulullahın(sav) öğreticiliği ve Vahyin denetleyiciliğinde Kuranın hayata topluca uygulanmasını gerçekleştiren tek nesil olan Sahabe(ra) asrından sonra yer yer ve fert fertgerçekleştiren pek çok insanlar olmuşsa da, topluca ve devlet olarakasr-ı saadet dönemindeki gibi eksiksiz ve noksansız bir şekilde gerçekleştirmeyi başaran bir toplum veya devlet tarih sahnesinde görülememiştir.

Kuranı kerimi hakkıyla okuyamayan ve anlayamayan ve bunun tabii neticesi olarak da sahih sünnet ve hadisleri red eden kişilerin iddia ettikleri gibi Kuranın asli halini terk edip mealiyle yetinmek asla Kuranı farklı okumak değildir.

Ve bu okumalar asla Kuranın hayata uygulanmasını sağlamaya da yönelik değildir.

Rasulullah(sav) ve Ashabı(ra) gibi Kuranı okumak ve anlayarak hayata uygulamanın temeli Allah(cc) Rasûlü’nün(sav) övülmüş örnekliği ve Ashabının(ra) teslimiyeti ile mümkündür.

Resulullaha(sav) uymanın önemini yani sahih sünnet ve hadislere ittiba nın kıymetini fark edemeyerek, sünnet ve hadisleri terk edenlerin Kur’ana inanıyorum demeleri açık bir hile hatta yalandan başka bir şey değildir.

Çünkü Kur’an-ı kerimi tebliğ eden, açıklayan, örneklendirerek hayata uygulayıp tertip eden Rasulullah(sav) ise, Kuranın bu günkü anladığımız manada mushaf halinde toplanıp bu güne kadar eksiz gelmesinin birinci basamağı de Ashab-ı Kiramdır(ra)

Yani Kuranı Kerimi de Sahih Sünnet ve Hadisleri de bize ulaştıran ilk nesil Sahabe(ra) neslidir.

Kuranı Kerimi elden ele dilden dile ve nazil olduğu ilk günkü şekliyle bize ulaştıran Sahabe-i Kiram olduğu gibi, sahih sünnet ve hadisleri de eksiksiz bir şekilde ulaştıran da yine sahabe(ra) neslidir.

Aynı kişilerden oluşan bir topluluğun kendilerine bırakılan iki emanetten birine adaletli davranıp diğerine ihanet etmeleri düşünülemeyeceğine göre,Kur’ancılık mezhebi mensuplarının Sahabe-i Kiramın(ra) sahih Sünnet ve Hadis rivayetlerini inkâretmeleri en başta kendi akılları olmak üzere insan aklıyla alay etmekten başka bir şey değildir.

Kuran okumaları da tabiidir ki,kendilerini ve içinde yaşadıkları toplumu aldatmaktan başka bir şey olmayacaktır.

 

Bu yazı toplam 5374 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.