1. YAZARLAR

  2. Mustafa Ateş

  3. Ekolleşemeyen Bir Neslin Dramı -5-
Mustafa Ateş

Mustafa Ateş

Yazarın Tüm Yazıları >

Ekolleşemeyen Bir Neslin Dramı -5-

A+A-

Evet, bazı İmam Hatip Okullarında rejime karşı tehdit oluşturulmak ve öğrencileri bu şen'i maksat için kullanmak isteyenler çıkmış olabilir. Diğer okulların bazısında da Marksist- Leninist propagandalar yapılmıştır. Bu gelişmeleri bir birine takas tutalım, konu kapansın demek elbette mümkün değildir. İkisi de Cumhuriyete yönelik tehdittir, ikisi de tepelenmelidir. Ancak ikincilerin her kesimden ağıtçısı çıktığı halde, çocukların masumluğu özellikle medya takipçileri salim düşünemeyecek kadar etki altına alınırken; beri tarafta bütün bir camia devlete karşı kıyam etmiş gibi gösterilir. Hiç bir savunma hakkınız da olamaz. Arkasından da okullar budanır. Her ne kadar Başbakan: "bize hiç kimse imam hatip okullarını kapattığımızı söyleyemez" diye dursun, bu ders yılı başında kayıtlar yüzde seksen azalmıştır. Gelecek yıl bu oran daha da artacak ve hayal edilen kapatma işi fiilen kendiliğinden gerçekleşecektir. Hâlbuki var olduğu iddia edilen tehlikenin kaynağını devlet, istediği an yerinde kurutabilirdi. Ama maksat, “üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek" olunca kılıf hazırlanarak okul kapatılıverir. Bakanlık ta çoktan beri ipini çekmek istediği bu beladan(!) kolayca sıyrılmış olur.

Hâlbuki şu gerçek dikkate alınabilirdi: Milletimiz bin yıldan beri Müslüman’dır, kendisini bu kültürle yoğrulmuş, onunla bütünleşmiş, hatta onunla özdeşleşmiş bilir; bundan kopmayı düşünemez, düşünenlere de müsaade etmez; bu gerçeği feda ederse pek çok şeyi feda etmiş olacağını düşünür. O, bin yıllık geçmişini bu birikimle algılar. Gerçek Türklük şuurunun Anadolu’da ve Balkanlar’da bu ruhla mayalandığına inanır. Gelip geçici bir takım heveslere kapılarak onu bu muhtevadan koparmayalım. Bu bir hülya değil gerçektir. Gerçeklerle yüz yüze gelmekten korkmayalım. Bunları araştırmaya gerek yok, bunlar herkesin bildiği gerçeklerdir...

Bir zamanlar köyden çıkıp öğretmen olarak köyüne dönen ve fakat okuduğu enstitü ve okullarda fikir ve ruh değişikliğine uğratılan gençlere köylü itibar etmemiştir, onları kendilerinden saymamıştır, çocuğunu bu öğretmenlere teslim etmek istememiştir. Bu gençler çoğu zaman halktan kopuk yaşamışlar ve misyonlarını gereği gibi ifa edememişlerdir.

Ülkemizde 1951-1952 ders yılında ilk defa yedi ilde açılan İmam Hatip Okulu, İstanbul’dan-Maraş’a kadar Anadolu bozkırına hesaplı bir şekilde serpiştirilmiş intibaını uyandırıyordu. Halk bunların açılışının arkasında yattığı iddia edilen siyasi primlere bakmaksızın bunların hepsini bağrına bastı. Bunu bir "ba'sü ba'del mevt" kabul etti, kuruluş ve serpilişini İslam’ın yeşermesi ve güçlenmesi saydı. Her biri ayrı bir dünyadan kopup gelen köy çocuklarından, güzide öğretmenler, ortak bir edep ve terbiye anlayışı içinde mütecanis bir talebe topluluğu inşa etti. Kendilerini saygı ile anıyoruz!.. Medresenin bakıyyeleri ve her biri kendi sahasında otorite sayılan fen dersleri muallimleri, bu saf ve temiz çocukların eğitimine unutulmaz katkıda bulundular. Bu ham malzemeyi inşa etme maharetini de üstlendiler, hiç birisi bu yavruları istiskal etmedi ve yetişmelerinde birinci derece amil oldular. Halkla müessesenin bütünleşmesini sağladılar. Minnet ve şükran onlara!.. Daha sonra her ne sebeple olursa olsun -biz art niyet arama durumunda değiliz- bu okulların sayısı arttı. Bu artışa orantılı olarak öğrenci sayısı da arttı. Bu gelişmeyi halk hep destekledi. Çok na-müsait şartlar altında eğitim veren bu okullara, olumsuz şartlara bakmaksızın, çocuğunu gönderdi. Zamanla her artan şey gibi, onun da itibar kaybına uğradığı gözlendi. Netice olarak beklenen misyonu yerine getiremedi. Tam bu noktada müessesenin ıslahı cihetine gidileceği yerde, melhuz tehlikelere(!) binaen yolu kesilmek istendi. İçindeki muhtevaya bakılmaksızın, fevkalade dönemlerde, hep mercek altında tutuldu. Disipline edilme sürecine sokulmadan ipi çekildi. Ama ilgililer hala "...bizim İmam Hatipleri kapattığımızı kimse söyleyemez" diye dursun... Belki de kimse, birilerinden çekindiği için bu gerçeği telaffuz edemeyecek, zaten buna ihtiyaç ta yoktur. Çünkü boş sınıflar gerçeği haykırıp duruyor, duyacak kulak nerdeee? Şimdi İslam’ın getirdiği aydınlığa karartma uygulayanlar, karanlıkta işlerin nasıl gelişeceğini izlesinler!.

Aziz milletin sağduyusuna hürmetle sunulur!.. 12/11/1998

Bu yazı toplam 5635 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.