1. YAZARLAR

  2. Nurten Selma Çevikoğlu

  3. Bırakın Herkes İnancını Özgürce Yaşasın
Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

İZ DÜŞÜM
Yazarın Tüm Yazıları >

Bırakın Herkes İnancını Özgürce Yaşasın

A+A-
İlköğretimde Başörtüsü Konusu -3-

İlköğretimde baş örtülebilir mi? Sorusuna cevap aradığımız bu üçüncü yazımız efendim, devam ediyoruz. Bugün de bu konuyu farklı boyutlarda ele alıp son noktayı koyalım istiyoruz inşallah. Geçen yazımızda Doç. Dr. Yusuf Şahin’in görüşlerini aktarmıştık ve ‘olabilir’ demişti fakat ‘laikler buna izin vermez’ diye bir bitiriş getirmişti yazısına kaldığımız yerden sizlere aydınlatıcı bilgiler sunacağız. İlkin Laiklik hususunu değerlendirmeye tâbî tutmak istiyoruz.
Özgür Eğitim-Sendikası MYK Üyesi Ufuk Coşkun’un laiklik konusundaki şu görüşleri gâyet dikkate değer: “Bir devletin vatandaşları dînî konularda farklı düşünebilirler. Herkesin ayni inanca, görüş ve mezhebe inanmalarını beklemek ya da bu konuda vatandaşlara bir baskı uygulaması son derece yanlıştır. Bu ancak diktatörlükle yönetilen ülkelerde görülen bir anlayıştır. Türkiye’de uzun yıllardır laikliğin orijinine uygun olmayan bir anlayış ve tutumla ‘laikliğin elden gideceği’ söylemi geniş kitlelerin zihinlerine kazınmıştır. Çünkü Türkiye’ye özgü bir laiklik anlayışına göre din (özellikle İslam) Batıcılığın, ilerlemenin, çağdaşlığın, pozitivizmin önüne bir engeldi. Bu yüzden Türkiye’de ‘Laiklik aslında doğası gereği sâhip olmadığı iki görevi üslenmiş durumdadır. Bu görevlerden ilki uluslaşmanın itici gücü olmak, ikincisi ise aklın egemenliğine dayalı bir toplum düzeni gerçekleştirmektir. Laiklik, ulus devletin ulusunu yaratmak için seferber edilmelidir. Ayni şekilde akla uygun bir toplum da laiklikle inşa edilmelidir.’ (Mümtazer Türköne, Sivil toplum Dergisi, Mayıs 2005) Böylelikle laikliğin bütün medeni dünyâda üstlenmiş olduğu misyon Türkiye’de tuhaf bir demagojiye dönüşmüştür. Daha açıkçası ideolojik bir araca dönüşmüştür laiklik.”
 “Cumhûriyet yılları boyunca Türkiye’deki aşırı laik uygulamaları, insanın nasıl hakir görüldüğüne dâir ciltler dolusu kitap yazmak için yeterli malzeme oluşturuyor. Bununla birlikte Türk halkı, aslî kimliğine sâhip kaldı. Eşitliğin, özgürlüklerin, temel haklara saygının olduğu özgür bir halk olmaya çalıştı.
Önceki Cumhurbaşkanı Ahmet Nejdet Sezer zamânında; ‘Kamusal alan futbol sahaları ve yolcu taşıyan otobüsler gibi başörtüsünün yasaklama alanıdır.’ Şeklindeki sözüyle başörtüsü yasağı kavramını genişlettiğine dâir keyfi yorumlar yaptı. Sezer, başörtülülerin evlerinde dört duvar arasında kalmalarını istiyordu. Daha önceki Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de başörtülü kız öğrencilerin kendi vatanı Türkiye’ye aitliğini, kendi ülkesinde ve kendi üniversitesinde ilim tahsil haklarını ellerinden alarak bu öğrencilerin öğrenimlerini tamamlaması için Suudi Arabistan’a gitmeleri çağrısında bulunmuştu.
Türkiye, modern târihi boyunca birçok sorun yaşadı. Bu sorunların ilki askerî ve diktatör rejimidir. Bu konu demokrasiyle ilgilidir. İkinci sorun ise İslâmî gruplara yönelik kibirli ve laik zihniyet ve bu zihniyetin İslâmî grupları geri kalmışlığın ve kötülüklerin kaynağı olarak görmesidir. Öyle bir noktaya gelindi ki; başörtülüler sâdece resmi dâirelerde, ilköğretim ve liselerde değil, üniversitelerde dahi yasaklandı. Oysa böyle bir durum, ABD’de Kanada gibi laik ülkelerde bulunmazken, Fransa bile başörtüsünü üniversitelerde yasaklamıyor.” (Muhammed Nureddin, Katar Gazetesi-ElŞark, 31 Ekim 2010)
Geçenlerde bir TV programına Amerika’dan katılan eski milletvekillerimizden Merve Kavakçı hanımefendiye ‘Türkiye’deki başörtüsü sorunlarıyla’ ilgili sorular tevdi edilmişti. Her soruya özgür bilgisiyle mükemmel cevaplar veren Merve Hanım korkusuzca kendi kızlarının Amerika’daki ilköğretim okullarına başlarını örterek gidebildiklerini bunun Amerika’da çok tabi ve kendilerinin en doğal hakları olduğunu cesurca ifâde etti. Uzatmadı lafı, eğip bükmedi hatta muhalefete mensup İslam dînine ve başörtüsüne sataşan bazı bayan vekilleri, geniş ve olgun düşünmeye dâvet etti ayni zamanda daha sağlıklı düşünebilmeleri için yurt dışındaki başörtü uygulamalarına şöyle bir göz gezdirmelerini salık verdi.
Son olarak da konumuza net bir şekilde ışık tutacak muhtevâya sâhip kesin cevap niteliği taşıyan Ali Bulaç beyin ‘Başörtüsünde Çerçeve’ isimli makalesinin son bölümlerinden alıntılar yapmak istiyoruz efendim; “… İlköğretim çağındaki çocuklara gelince: Türkiye’de kızlar 13-14 yaşlarında ergenlik çağına girer. Ergenliğe kadar başın açık olmasında sakınca yoktur. Ama aile(anne-baba) çocuğunu küçük yaştan namaza, örtüye, ibâdetlere, dînî hayâta alıştırma, teşvik etme hak ve yetkisine sâhiptir. Aileler, istiyorlarsa çocuklarının başlarını örttürerek ilköğretime de gönderebilmelidirler. Bu temel bir haktır.   
1-Siz çocuğu ilköğretim ve lise hayâtı boyunca dînî bilgi ve pratikten yoksun bırakın, üniversitede başını istersen kapat deyin, mezuniyetten sonra bir işe girecekse yine başını açtırın. Böyle şey olmaz.
2-Çocuğun velâyeti ebeveynine aittir. 18 yaşına kadar çocuk hakkında ailesi karar verir, devlet karışamaz. 18’inden sonra başını açarsa, açsın, buna da ailesi karışmasın. Devlet; anne-baba çocuğu istismar ederse, ona zâlimâne davranırsa, gayri meşru işlerde çalıştırırsa devlet müdâhale eder. Ama başını örtüp okula göndereceğim diye talepte bulunan bir anne-babayı ‘Ya kızının başını aç ya da devlet elinden alır.’(Zafer Üskül doktrini) diye tehdit etmek ne hukûka, ne insâfa sığar. Kim kimin çocuğuna ve ne adına el koyuyor? Komünist Rusya’da böyle tatbikat görülmedi.
3-İnsanları rahat bırakın. Toplumu cahiller sürüsü yerine koyup ‘eğitmeye’ kalkışmayın.
4-Artık devlet sopasıyla insanları modernleşme alışkanlığını bir kenara bırakın.
5-Kimseye ne din, ne mezhep, ne ideoloji telkin etmeyin. Herkes inancını özgürce yaşasın, birbirinin hak ve hukûkuna riayet etsin.”
Biz de ayni görüşleri teyid ediyoruz. İlköğretim dâhil eğitimin tüm katmanlarında isteyen başörtüsüyle hatta kıyâfet sınırlaması bile yapmadan dileyen İslâmî giysisiyle tahsil yapma hakkına sâhiptir. Eğitim hakkı engellenemez. Eşit vatandaşlık hakkı tüm halkındır. Üniversitelerde hocalık dâhil herkes kendi memleketinde özgürce inancını yaşayabilmelidir vesselam.
Kâinâtın tek sâhibine emânet olunuz.
Bu yazı toplam 3556 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.